Kanadalı STK White Ribbon’ın yeni anti-transfobi kampanyası, trans bir kadının özgün hayatına kavuştuğu anı, mutluluğunun içine karışan zorluklarla birlikte şok edici bir şekilde tasvir ediyor.
Günümüzde trans bireylerin hakları artmış olabilir ancak maalesef hala yaygın bir şekilde karşılaşılan transfobi, White Ribbon’ın vurguladığı bir konu haline geliyor.
STK’nın araştırmasına göre, Kanadalıların %73’ü trans bireylerin ne yazık ki cisgender kişilere göre daha fazla şiddet ve ayrımcılığa maruz kaldığına inanıyor. Trans bireyleri şahsen tanıyan Kanadalılar söz konusu olduğunda bu rakam %81’e fırlıyor.
Bensimon Byrne imzalı reklam, 21. yüzyılda toplumun büyük bir kesiminde hâlâ varlığını sürdüren transfobiyi etkili bir şekilde yansıtıyor. Kahramanımız mutluluk ve kabullenme anları yaşarken, aynı zamanda reddedilmeyle mücadele etmek zorunda kalıyor. Özellikle genç bir trans kadının kendi babasının soğuk tutumuna karşı acı bir gerçekle yüzleştiği sahne, reklamın etkileyici bir bölümünü oluşturuyor.
Fatboy Slim’in “Praise You” şarkısının coşkulu melodileri, kahramanın geçişini başarıyla tamamlamasının zaferini vurguluyor. Ancak sevinç, trajik bir sona dönüşüyor ve reklam, gerçek dünyada binlerce kez yaşanmış gibi görünen bir transfobi olayının hüzünlü bir tablosunu çiziyor.
Hikaye boyunca, hoşgörü yerine cehaletin galip geldiği bir tema maalesef belirgin. Ancak reklam, trans topluluğunun içinde umudun hiçbir zaman sönmeyen bir yanını göstererek, uyanıklık ve cesaretin önemini vurguluyor.
Bensimon Byrne’nin ana şirketi Tadiem’in CCO’su Joseph Bonnici, “Reklamla transseksüel topluluğun içinde mümkün olan tam mutluluğu göstermeye çalıştık” diyor ve ekliyor: “Mutluluk kabullenme ve dayanışmadan gelebilir ancak çoğu zaman temel haklarından mahrum bırakılan trans bireyler, kabul edilme konusunda zorluklar yaşar. Bu reklamın amacı, değişimi teşvik etmek, transfobiye karşı diyaloğu kolaylaştırmak ve daha sağlıklı erkeklik ideallerini desteklemektir.”
Reklamda rol alan oyuncu Kiara-Kumail, “İzleyicinin reklamın özünde transseksüel topluluğun zengin, çok yönlü ve canlı olduğunu anlamasını umuyorum. Trans bireylerin ölümüne değil, hayatlarını kutlamak adına sokaklarda dans ettiğimiz bir dünya düşlemek istiyorum” diyor.



