Sosyal medya trendleri markalar için büyük bir fırsat alanı yaratırken, bu fırsatı değerlendirebilmenin en kritik şartı hız. Ancak kurumsal yapılarda fikirlerin hayata geçmeden önce birçok onay sürecinden geçmesi, markaların bu hızlı döngüye uyum sağlamasını zaman zaman zorlaştırabiliyor.
Sprout Social tarafından ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, pazarlama profesyonellerinin %37’si sosyal medyada ortaya çıkan kültürel trendlere yanıt verebilmek için gerekli kurum içi onayları iki saat veya daha kısa sürede alabildiğini söylüyor. Bu süre beş saate çıktığında ise oran %74’e yükseliyor. Veriler, markaların sosyal medya trendlerine tepki verme konusunda sanılandan daha hızlı hareket edebildiğini gösteriyor.
Trend odaklı içerik stratejileri yaygınlaşıyor
Araştırma aynı zamanda sosyal medya stratejilerinde trend odaklı içeriklerin önemli bir yer tuttuğunu ortaya koyuyor. Pazarlamacıların %30’u sosyal medya stratejilerinin en az yarısının trendler ve kültürel anlara yanıt vermeye odaklandığını belirtiyor. %34’lük bir kesim bu tür içeriklerin stratejilerinin dörtte biri ile yarısı arasında yer tuttuğunu söylerken, %35’i ise gerçek zamanlı pazarlamanın toplam stratejilerinin %25’inden daha azını oluşturduğunu ifade ediyor.
Araştırma, sosyal medya ekiplerinin büyüklüğü ve olgunluğu ile hız arasında da güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. 650 binden fazla takipçiye sahip toplulukları yöneten daha gelişmiş ekipler, trendleri içerik stratejilerinin merkezine daha fazla yerleştiriyor. Bu gruptaki pazarlamacıların %44’ü ürettikleri içeriklerin en az yarısının trendler ve kültürel anlarla bağlantılı olduğunu söylüyor.
Aynı ekipler kurum içi onay süreçlerinde de daha hızlı. Bu gruptaki profesyonellerin %38’i içeriklerin onayını bir saatten kısa sürede alabildiklerini belirtiyor. Genel ortalamada bu oran yalnızca %9 seviyesinde.
Tüketiciler markaların hızından memnun
Araştırmaya göre tüketiciler de markaların sosyal medyadaki hızından büyük ölçüde memnun. Katılımcıların %70’i markaların trendler ve kültürel anlara verdikleri tepkiyi “iyi” ya da “çok iyi” olarak değerlendiriyor.
Veriler, sosyal medya çağında rekabet avantajının yalnızca yaratıcı fikirlerle değil, o fikri doğru anda hayata geçirebilecek organizasyonel hızla da yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.



