Reklam sektörünün lokomotifi konumundaki ajanslarda çalışanların morali yerlerde sürünüyor. Awork, Appinio ve BVDW iş birliğiyle Almanya’da yürütülen “Agency Happiness Report” araştırması, ajans çalışanlarının yalnızca işyeri memnuniyeti açısından sektör ortalamasının altında kalmadığını, sektörün yakın geleceğine dair beklentilerinin de oldukça karamsar olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılan ajans çalışanlarının yüzde 82’si önümüzdeki üç yıl içinde reklam sektörünün ya yavaşlayacağını ya da yerinde sayacağını düşünüyor. Bu oranın yüzde 46’sı belirgin bir yavaşlama, yüzde 36’sı ise durağanlık beklerken, sektörün büyüyeceğine inananların oranı yalnızca yüzde 7’de kalıyor.
Mutluluk endeksi 10 üzerinden 6,3
Ajans çalışanlarının iş tatmini, 10 üzerinden 6,3 puanla ölçüldü. Bu rakam iki yıl önceki 5,9 puanlık seviyenin biraz üzerinde olsa da genel iş gücü ortalaması olan 7,1 puanın hala belirgin biçimde gerisinde kalıyor. Ekonomik belirsizliğin ve yapay zekanın yarattığı baskının ağırlığı düşünüldüğünde, küçük çaplı bu iyileşme bile araştırmacıları şaşırtmış görünüyor.
Memnuniyet düzeyi pozisyona göre ciddi farklılıklar gösteriyor. Liderlik kademelerindeki çalışanlar 7,5 puanla en mutlu grubu oluştururken, kreatif rollerdeki çalışanlar 5,8 puanla listenin sonunda yer alıyor. Danışmanlık görevlerinde çalışanlar ise 5,9 puanla kreatif ekiplerle benzer bir tablo çiziyor.
Aidiyet var, anlam yok
Araştırma iş yerindeki tatmini belirleyen üç temel faktörü, yani amaç duygusunu, kendini gerçekleştirmeyi ve topluluk hissini ayrı ayrı mercek altına aldı. Ajans çalışanlarının yüzde 72’si kendilerini gerçekleştirebildiklerini ve bir topluluğun parçası olduklarını söylüyor. Buna karşın yaptıkları işte gerçek bir anlam bulduğunu belirtenlerin oranı yalnızca yüzde 55. Bu rakam 2024’teki yüzde 46’lık seviyenin üzerinde olsa da yüzde 73’lük genel ortalamanın oldukça gerisinde.
Sektörün uzun süredir taşıdığı kötü itibar, parçalı ve hızlı tempolu iş akışları ve çalışanların nihai çıktıya katkılarını net biçimde göremedikleri proje yapıları, anlam krizinin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
İki çalışandan biri istifayı kafasında kuruyor
Karamsar tablonun doğal sonucu olarak, ajans çalışanlarının yarısı düzenli aralıklarla istifa etmeyi düşündüğünü itiraf ediyor. İşten ayrılma niyetinin arkasındaki başlıca gerekçeler arasında ağır iş yükü yüzde 55’le ilk sırada geliyor. Bunu yetersiz maaşlar yüzde 51 ve liderlerle yaşanan anlaşmazlıklar yüzde 44 ile takip ediyor.
İş değiştirme fırsatı doğsa nereye gideceklerine ilişkin tabloda da ilginç sinyaller var. Ajans çalışanlarının yüzde 39’u doğrudan reklamveren tarafına geçmek istediğini belirtiyor. Yüzde 36’sı başka bir ajansta çalışmayı tercih ederken, yüzde 25’lik kesim henüz net bir karar veremediğini söylüyor.
Yapay zeka korkusu kreatif kadroyu sarmış durumda
Sektörün geleceğine dair karamsarlığı besleyen en güçlü etmenlerden biri yapay zekanın yarattığı belirsizlik. Çalışanların yüzde 47’si kreatif işin gelecekte yapay zeka tarafından üstleneceğine inanıyor. Bu inanca rağmen ajansların yüzde 80’i yapay zekayı haftada üç defadan fazla kullandığını söylüyor; yani araç gündelik iş akışına çoktan girmiş durumda.
Ancak ajansların bu dönüşüme hazır olup olmadığı sorusu çok daha endişe verici bir tablo ortaya çıkarıyor. Çalışanların yalnızca yüzde 16’sı kendi ajansının yapay zeka çağına gerçek anlamda hazır olduğunu düşünüyor. Yüzde 42’lik kesim ajansların yalnızca kısmen hazır olduğunu belirtirken, geri kalan büyük kitle hazırlıksız bir geleceğe sürüklenildiği kanısında.



