Avrupa Kriz İletişimi Ağı (CCNE) tarafından hazırlanan CCNE Nabız Kontrolü 2026 araştırması, şirketlerin değişen kriz gündemine dair dikkat çekici veriler sundu. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 19 Avrupa ülkesinden 70’ten fazla stratejist, risk ve kriz yönetimi uzmanının değerlendirmeleriyle hazırlanan araştırma, kriz iletişimi ajanslarının son 12 ayda müşterilerinden aldığı talepleri temel alıyor.
Araştırmaya göre şirketlerin en sık karşılaştığı kriz başlığı, yüzde 79 ile olumsuz medya yansımaları oldu. Ekonomik krizler yüzde 74 ile ikinci sırada yer alırken, siber saldırı kaynaklı krizler de aynı oranla şirketlerin en önemli risk alanlarından biri olarak öne çıktı.
Şirketlerin kriz gündeminde dört ana başlık öne çıkıyor
Araştırmaya katılan kriz iletişimi uzmanlarının değerlendirmelerine göre şirketlerin son bir yılda en çok destek talep ettiği kriz alanları şöyle sıralandı:
- Olumsuz medya yansımaları kaynaklı krizler: yüzde 79
- Ekonomik krizler, iflas ve işsizlik kaynaklı riskler: yüzde 74
- Siber saldırı kaynaklı krizler: yüzde 74
- İklim krizi ve etkileri kaynaklı krizler: yüzde 47
Her iki şirketten yaklaşık biri, iklim krizinin yarattığı operasyonel ve itibari etkiler nedeniyle kriz iletişimi desteğine ihtiyaç duydu.
Krize çok iyi hazırlanan şirketlerin oranı yüzde 10’da kaldı
Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de şirketlerin kriz hazırlık düzeyi oldu. Artan ekonomik baskılar, dijital tehditler ve paydaş beklentilerine rağmen, katılımcılara göre şirketlerin yalnızca yüzde 10’u krizlere karşı çok iyi hazırlanmış durumda.
Kurucusu Kağan Konçak, Türkiye’de kriz hazırlığının henüz düzenli ve sürdürülebilir bir yönetim pratiğine dönüşmediğini belirtti. Konçak, şirketlerin kriz hazırlığını yalnızca bir iletişim planı olarak görmemesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de şirketlerin kriz hazırlığını belli bir kapsam ve devamlılık içerisinde gerçekleştirmesi henüz bir alışkanlığa dönüşmedi. Krizlerin çeşidi ve sıklığı artıyor, ekonomik baskılar, siber saldırılar ve itibari riskler kalıcı hale geliyor. Bu nedenle hazırlık, gerçekçi senaryolarla, düzenli uygulamalarla ve tüm paydaşları kapsayan bir yaklaşımla ele alınmalı. Kriz mutlaka hasar bırakır ancak hazırlık seviyesi yükseldikçe finansal ve itibari kayıplar azalır.”
Kriz yönetiminde plan yeterli olmuyor
Araştırma, şirketlerin kriz planları ve eğitimleri hazırlamasının önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını da ortaya koyuyor. Gerçek müdahale kapasitesini ölçen simülasyonlar, stres testleri, uygulamalı tatbikatlar ve ekip dayanıklılığı eğitimleri, yeni dönemin temel ihtiyaçları arasında gösteriliyor.
Ekonomik baskıların, siber tehditlerin ve iklim kaynaklı risklerin aynı anda etkili olduğu ortamda, bir operasyonel sorun kısa sürede çalışanlar, müşteriler, yatırımcılar, kamuoyu ve iş ortakları açısından geniş kapsamlı bir krize dönüşebiliyor.
Bu nedenle şirketlerin kriz hazırlığını yalnızca kurum içi bir süreç olarak ele almaması gerekiyor. Yönetim, operasyon, hukuk, insan kaynakları, iletişim ekipleri ve dış paydaşlar arasında güçlü koordinasyon kurulması, krizlerin etkisini sınırlayan temel unsurlar arasında yer alıyor.
Yeni dönemde şirketleri yalnızca kriz rehberleri hazırlamak değil, çoklu kriz senaryolarını düzenli olarak test etmek, paydaş etkilerini ölçmek ve kriz yönetimini kurumsal kültürün parçası haline getirmek bekliyor.
Araştırma hakkında
CCNE Nabız Kontrolü 2026 çalışması, Mart ve Nisan 2026 döneminde gerçekleştirildi. Araştırmanın sonuçları, 21-22 Mayıs tarihlerinde Portekiz’in başkenti Lizbon’da düzenlenen CCNE yıllık toplantısında ele alındı.
Çalışma, Türkiye’nin de yer aldığı 19 Avrupa ülkesinden 70’in üzerinde stratejist, risk ve kriz yönetimi uzmanının değerlendirmelerini içeriyor. Araştırma, 2026’nın ikinci yarısında şirketleri bekleyen ekonomik eğilimler ve operasyonel riskler için önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
