Dünya değişiyor, Unilever de değişiyor: Sürdürülebilirlikte güçlü bir vizyon!

Unilever, sürdürülebilirlik alanında büyük bir adım atarak üçüncü çağını başlattı. Şirket, 2030 yılına kadar iklim değişikliği ile mücadelede net sıfır hedefini, plastik atık sorununu çözmeyi ve sosyal eşitsizlikleri gidermeyi amaçlayan kapsamlı bir strateji açıkladı.

Dünya, çevresel sorunlar, sosyal adalet ve ekonomik dengenin sağlanması gibi kritik meselelerle hızla evriliyor. Bu bağlamda, büyük markaların gezegenimizin geleceğine katkıları her zamankinden daha önemli hale geliyor. Nitekim Unilever, sürdürülebilirlik konusundaki yeni yolculuğunu geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği basın toplantısında paylaştı. Unilever Türkiye ve Orta Doğu Ev Bakım Lideri & Unilever Türkiye Ülke Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda şirketin sürdürülebilirlik vizyonu ve hedefleri detaylı bir şekilde ele alındı. Unilever Türkiye, Kuzey Afrika ve Orta Doğu Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı Ebru Şenel Erim, UFS Genel Müdürü Yılmaz Tokgöz ve şirketin diğer önemli isimleri de toplantıda yer aldı. Öne çıkan izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:

Çevresel sorumluluk bilincinin giderek arttığı günümüzde, büyük markaların gezegenimizin geleceği için üstlendiği rolleri bir kez daha öne çıktı. Özellikle Unilever’in karbon nötr olma hedefi ve sürdürülebilirlikteki yenilikçi adımları, toplantının ana gündem maddeleriydi.

Sunum başladığında, ilk olarak şirketin 2039 yılına kadar sıfır emisyon hedefinden bahsedildi. Bu iddialı hedef, yalnızca şirketin değil, tüm tedarik zincirinin de dönüştürülmesi anlamına geliyor. Unilever, “gezegenin sınırlarına saygı duyan bir iş modeli” oluşturma vizyonunu artık daha net bir şekilde ortaya koyuyor.

Toplantıda dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta ise plastik atıklarla mücadele konusu oldu. Şirket yetkililerinin de altını çizdiği gibi, Unilever 2025 yılına kadar ambalajlarında yüzde 100 geri dönüştürülebilir plastik kullanmayı hedefliyor. Bu noktada Türkiye’de yerel üretimle gerçekleştirdikleri geri dönüşüm projelerine de değindiler.

Sunum boyunca sıkça dile getirilen bir başka mesele ise “onarıcı tarım” kavramıydı. Toprağın verimliliğini artırırken aynı zamanda su tüketimini azaltmayı hedefleyen bu proje, tarım sektöründe sürdürülebilir bir geleceğin anahtarı olabilir. Konya’da başlatılan bu proje, yerel çiftçilerin katılımıyla büyümeye devam ediyor. Ali Fuat Orhonoğlu, “Gelecek, doğal kaynakları nasıl kullandığımıza bağlı” diyerek bu konunun önemini bir kez daha vurguladı.

Unilever’in sürdürülebilirlik konusundaki vizyonunun yalnızca çevresel sorumlulukla sınırlı değil. Şirketin sosyal etkisi ve toplumsal projeleri de en az çevresel hedefleri kadar güçlü. Örneğin, kadın istihdamını artırma ve yerel kalkınma projelerine verdikleri destek, sürdürülebilirlik kavramını çok boyutlu ele aldıklarının en açık göstergesi.

Ez cümle, Unilever’in sürdürülebilirlik yolculuğunda attığı bu adımlar, yalnızca bir şirketin stratejik kararları olarak değil, geleceğimiz için örnek alınması gereken bir vizyon olarak karşımıza çıkıyor. Hem iş dünyasına hem de bireylere ilham veren bu adımlar, umuyorum ki sektörde domino etkisi yaratır ve diğer markaların da benzer projelere öncülük etmesine vesile olur.

Öne çıkan hedefler:  

Unilever Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmaları:

Exit mobile version