“Tüketiciler artık kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetmek istiyor”

Golin İstanbul Ajans Başkanı Kaan Berkan, 2024’ü iletişim sektörü açısından değerlendirerek, sektördeki dönüşüm süreçleri ve 2025’e dair öngörülerini paylaştı.

2024, iletişim sektörünün hızla değişen dinamikleriyle şekillenen, zorlukların fırsatlara dönüştüğü bir yıl oldu. Golin İstanbul Ajans Başkanı Kaan Berkan, 2024’te karşılaştıkları sektörel zorlukları ve bu süreçte yaptıkları stratejik dönüşümleri ayrıntılarıyla anlattı. Değişen müşteri beklentileri, dijitalleşme süreci ve medya kullanımındaki yeni eğilimler gibi önemli konularda ajans olarak nasıl bir yol izlediklerini değerlendirdi. Aynı zamanda, 2025’e yönelik vizyonlarını ve sektördeki yenilikçi adımlarını paylaşan Berkan, 2024 yılının iletişim dünyasında yarattığı etkilere dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, geleceğe dair öngörülerini aktardı: 

2024 yılı, iletişim sektörü için oldukça dinamik geçti. Hayatımıza yeni giren yapay zeka sayesinde, veri analizinde büyük bir sıçrayış yaşandı, dolayısıyla veriye dayalı içgörülerle daha hedefli ve etkili iletişim stratejilerin yaratıldığına ve ölçümlendiğine şahit olduk.

Golin İstanbul olarak yapay zekayı ajansın iç işleyişine entegre ettik, bize daha kişiselleştirilmiş içerik ve kampanyalar sunmada, kampanyanın etkinliğini ölçme ve optimize etmede kolaylık ve verim sağladığını söyleyebilirim. AI temelli araçlar sayesinde sektörde bir dijital dönüşüm yaşandığı da göze çarpıyor. Artan dijitalleşmenin bir sonucu olarak dijital platformların ve sosyal medyanın kullanımının artması kampanyaları daha geniş kitlelerle buluşturdu ve etkileşim yarattı. Fırsatlara baktığımızda aslında yapay zeka, veri analitiği ve dijital dönüşüm bana göre ilk sıralarda çünkü önümüzde keşfedilecek ve hızlı ilerlenecek bir süreç öngörüyorum.

Benzer şekilde sürdürülebilirlik de artık tüketiciler için mutlak bir kriter haline geldi, markaların bu eğilimi fark ettiğini görüyoruz, ilerleyen dönemde çevre dostu uygulamalar, inovasyonlar, sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanın marka ve ajans tarafında daha da genişleyeceğini düşünüyorum.

Zorluklar açısından baktığımızda, ekonomik belirsizliğe ek olarak, hayatımıza yeni giren yapay zeka beraberinde siber güvenlik ve veri gizliliği gibi konuları da getirdi. Verilerin gizliliği; tüketici verilerinin korunması, kötü amaçla kullanılmaması ve marka itibarı açısından önemli hale geldi. Artık tüketiciler, daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hizmetler beklemeye başladı. Bu beklentilere yanıt vermek için, kısa ve uzun vadeli yenilikçi ve yaratıcı iletişim stratejilerinin belirlenmesi ve uygulanması rekabette fark yaratacaktır.

2024’te PR stratejilerinde yapay zeka entegrasyonu ajans içindeki iş akışını değiştirdi, zaman tasarrufu, trend takibi ve veri odaklı stratejileri mümkün kıldı aynı zamanda medya takibi, içerik oluşturma ve kriz yönetimi gibi alanlarda fark yarattı. Genel olarak PR süreçlerini daha verimli ve etkili hale getirdiğini söyleyebilirim. Müşteri taleplerinde ise daha fazla kişiselleştirme ve sorunların hızlı ve etkili bir şekilde çözülmesi için anında geri bildirim beklentisi öne çıktı.

Tüketici hem mağazada hem de online kanallarda kendine uygun ürünlere anında ve kendisine uygun şekilde erişim bekliyor, zamanları çok değerli, onlara görünür olabilmek için; iletişimi çok boyutlu düşünebilmek, çoklu kanallar ile şekillendirebilmek ve farklılaşmak gerekli hale geldi. Medya kullanımına baktığımızda, sosyal medya ve dijital platformların daha fazla tercih edildiğini gözlemledik hatta sosyal medya iletişiminde 360 ve çoklu kanallı uygulamalar mesajların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Sosyal medya üzerinden yürütülen müşteri hizmetleri, anında geri bildirim tüketicilerle markaların daha sıcak ve samimi ilişkiler kurmasına olanak verdi.

Geleneksel medyaya olan ilginin azalması markaların dijital dünyada daha fazla görünürlük hedeflemesine sebep oldu. Veri odaklı PR yani veri analitiğinin PR stratejilerinin merkezinde yer aldığını gördük. Hedef kitle davranışlarını, eğilimlerini, yaklaşımlarını ve etkileşim metriklerini analiz etmek için gelişmiş araçlar kullanılmaya başlandı. Ajansların bu alanda veri analitiğini öne çıkaran araçlara yatırım yaptığı bir yıl oldu. Bu veri odaklı yaklaşımın, kampanyaların etkinliğini artırdığını ve daha hedef odaklı iletişim sağladığını düşünüyorum.

Purpose dediğimiz amaç odaklı iletişim stratejileri bu yıl da artan şekilde markaların algısını şekillendirdi, tüketicilerin değerleriyle buluşan markalara karşı satın alma eğilimi arttı. Sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik odaklı PR, sosyal fayda ve etkiyi optimize ederek 2024’te önemli bir trend haline geldi. Influencer pazarlaması da daha stratejik ve veri odaklı bir boyuta atladı, influencer seçimlerinden ölçümlemesine veri analizlerinden faydalanılmaya başlandı. Makronun yanısıra mikro influencerlarla da marka toplulukları oluşturma ve etkileşim marka sadakati ve tüketiciyle anlamlı bağ kurmada etkili oldu markaların daha niş ama samimi ilişkiler kurmalarını sağladı.

“Kişiselleştirme artık bir ayrıcalık değil, bir gereklilik”

2025’te müşteri beklentilerinde özellikle kişiselleştirilmiş ve hızlı hizmet açısından büyük bir dönüşüm öngörüyorum. Müşteriler, kendilerine özel ürün ve kişiselleştirilmiş hizmetler bekliyor; kişiselleştirme artık bir ayrıcalık değil, bir gereklilik. İletişim ajansları müşteri verilerini analiz ederek bireysel ihtiyaçlara yönelik çözümler sunarsa, müşteri memnuniyetini artırmak ve sadakat yaratmak mümkün olacak. Dijital dönüşümle beraber mağazalarla eş zamanlı online kanallarda entegrasyon önemli hale geldi, burada omnichannel stratejilerin detaylı yıllık planlamalarıyla, müşterilerin hem dijital hem de fiziksel dünyada kesintisiz bir deneyim yaşamasını sağlamak markaları farklılaştıracak.

Çok kanallı ve işlevsel bir tüketici deneyimi yaratmak üzere her temas noktasında tutarlı ve birbirini tamamlayan bir plan oluşturmak ve uygulamak gerekli hale gelecek. Ajansların markaları ‘sürdürülebilirlik’ konusunda her açıdan beslemesi ve uzun vadeli yatırımlara yönlendirmeleri gerekiyor, iletişim stratejisinin mutlak bir konu başlığı olarak konu ele alınmalı, bu alanda markaların güçlü bir duruş sergilemesi itibar ve güven açısından da onların algısını yukarı çekecek diye düşünüyorum. AI tabanlı çözümler ajansın günlük işleyişine mutlaka dahil edilmeli ve verilerin etkin kullanımı müşteri deneyimine, kampanyalara ve ana stratejiye taşınmalı.

“Tüketiciler artık kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetmek istiyor”

Tüketiciler artık kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetmek istiyor, ajansların markaların topluluk yaratmalarını mümkün kılacak öneriler oluşturmaları gerekecek. Böylelikle tüketici marka arası bir köprü oluşturularak toplulukların etkileşimi teşvik edilerek markaya bağlılık ve sadakat oluşturmak önceliklendirilmeli. 2025’te müşteri beklentilerindeki bu dönüşümleri karşılamak ve rekabet avantajı sağlamak için, ajansların stratejik olarak daha esnek ve yenilikçi olmaları gerekecek.

2025’te siber güvenlik açıklarını, veri sızıntılarını ve dijital dönüşümde yeterli büyümeyi yakalayamamayı en büyük risk faktörleri olarak görüyorum. Artan dijitalleşme, siber güvenlik tehditlerini beraberinde getirecek, veri ihlalleri ve siber saldırılar, markaların itibarını zedeleyebilecek büyük riskler oluşturabilir bu risk faktörlerine uygun proaktif iletişim planlar hazırda tutulmalı. Tüketici ihtiyaçları ve beklentileri yakın takip edilerek çözüm odaklı öneriler sunulmalı. Yaşanacak dijital dönüşümlerle rekabetin artacağı öngörülerek yenilikçi, stratejik ve yaratıcı içerikli kampanyalar geliştirilmeli. Ekonomik belirsizliklerin tüketici harcamalarına yansıması da bir risk faktörü olarak göze çarpabilir. Fırsatlar olarak ise yapay zeka ve sürdürülebilirlik ile ilişkili gelişmeleri önceliklendirebilirim.

Markaların ve ajansların, bu dinamiklere hazırlıklı olmak için teknoloji yatırımlarını artırmaları ve esnek iş modelleri geliştirerek 360 derece stratejik iletişim planları hazırlamaları gerekiyor. Sosyal medya platformları üzerinden alışveriş yani ‘sosyal ticaret’ de öne çıkan bir trend olarak karşımıza çıkacak diye düşünüyorum. Sosyal ticareti farklılaştıracak çözüm ve işbirlikleri satışlara da yansıyacaktır mutlaka. Bunlar dışında yapay zekayı iyi anlamak ve uygulamaya almak, getireceği yeniliklere hızlı uyum sağlamak iletişimini yapmak hem marka hem ajans tarafında önemli olacak. Sürdürülebilirliği marka DNAsına alacak uzun vadeli planlar, sosyal etki yaratacak katma değerli amaca yönelik kampanyalar, omnichannel çoklu kanallı bakış açısı, gelişmiş veri analitiği araçlarıyla etkin iletişim stratejileri geliştirmek markaları rekabette farklılaştıracak 2025 yılında diye düşünüyorum.

“Veri gizliliği ve güvenliliğine yatırım yapılarak tüketicinin güvenini korumak da önemli olacak”

2025’te iletişim sektörünün sürdürülebilir başarısı için etkili, veriye dayalı ve farklılaştırılmış iletişim stratejileri ve dijital dönüşüm kritik olacak diye düşünüyorum. Özellikle dijital dönüşüme katkı sağlayacak yapay zeka ve müşteri davranışlarını analiz ederek kişiselleştirilmiş içerik ve kampanyalar oluşturmayı mümkün kılan, veri analitiği alanlarına yatırım yapılması gerekiyor. Bu sırada veri gizliliği ve güvenliliğine yatırım yapılarak tüketicinin güvenini korumak da önemli olacak.

Markaların tüketiciyle duygusal bağ kuran sürekli ve katma değerli bir amacının olması ve bu amaca yönelik bütünleşik bir pazarlama stratejisi izlemesi, amacını destekleyen konulara yatırım yapması, itibarını yükseltecek ve sadık bir tüketici kitlesi oluşturmasına yardım edecek. Tüketicinin hem dijital hem de fiziksel dünyada kesintisiz bir deneyim yaşamasını sağlamak, şirket içi açık iletişim ile çalışan bağlılığını yaratmak bu süreçte kritik olacak. Ekonomik belirsizlikler ve olası kriz durumlarında hızlı, açık ve şeffaf iletişim kurmak, markaların itibarını korumak üzere kriz planlarına önceden çalışmak ve gerektiğinde doğru ve hızlı adımlar atmak önemini koruyacak.

Mobil sürümden çık