Bir tahta parçası ne kadar değerli olabilir?

Hornbach, yeni reklam kampanyasında yaratıcı fikirlerin beklenmedik yerlerden çıkabileceğine dikkat çekiyor. HeimatTBWA imzası taşıyan reklam filmi, kendin yap kültürünü sıradan görünen bir tahta parçası üzerinden anlatıyor. Kampanya, küçük bir malzemenin farklı kullanım alanlarına dönüşebileceğini görsel bir hikâyeyle aktarıyor.

Yerde, kaldırımın kenarında bir tahta parçası. Eğri büğrü, kirli, kimsenin dönüp bakmadığı bir kalas. Alman yapı market devi Hornbach‘ın HeimatTBWA imzalı yeni filmi işte bu hiçliğin üzerine kuruluyor. Reklam, hiç kimsenin değer vermediği bir nesneyi alıp dakikalar içinde bir kahramana dönüştürüyor.

Açılış sahnesi sert. Bir adam kaldırıma atılmış tahtaya yaklaşıyor ve üstüne tükürüyor. Dış ses tam o anda devreye giriyor ve tahtayı yerin dibine sokuyor: “Sadece bir tahta. Aptal, zavallı, işe yaramaz bir tahta parçası.” Suçu tek bir şey. Hiçbir işe yaramıyor olmak.

Sonra tahta direniyor. Reklam, o sıradan kalasın içinde uyuyan onlarca olasılığı arka arkaya patlatıyor. Tahta bir çite dönüşüyor, bir salıncağa, bir klozet kapağına, bir kaykaya, hatta bir çift Çin yemek çubuğuna. Görüntüler hızlanırken izleyicinin kafasındaki “işe yaramaz” yargısı çöküyor. Finalde aynı adam geri dönüyor, az önce tükürdüğü tahtayı yerden alıyor. Kafasında çoktan bir fikir kıvılcımlanmış, tahtaya ikinci bir hayat vermeye hazır.

Hornbach hiçbir şey satmadan hedef kitlesinin tam kalbine dokunuyor

Filmin asıl gücü burada ortaya çıkıyor. Hornbach, reklamcılıkta neredeyse imkansız sayılan bir şeyi başarıyor. Tek bir ürün göstermeden, tek bir fiyat söylemeden hedef kitlesini avucunun içine alıyor. Çünkü hobi ustasının gözünde hiçbir malzeme çöp değil. Bir tahta parçası, doğru ellerde akla gelebilecek her şeye dönüşebilir. Görünürde değersiz olan, hayal gücüyle buluştuğu anda paha biçilmez hale geliyor.

Bu yüzden kendin yap tutkunlarının garajları ve depoları, başkalarının çoktan çöpe atacağı eşyalarla dolu. Hepsi orada bir fikrin gelmesini bekliyor. Ve bu dünyada fikir hiç tükenmiyor.

Yönetmen koltuğunda Ians Pons‘un oturduğu, yapımını ANORAK‘ın üstlendiği film, çoğu zaman haksızca görmezden gelinen bir nesneyi izleyiciye yeniden gördürüyor. Sokakta unutulmuş bir tahta parçasına hem görsel hem destansı bir dille kahraman payesi veriyor.

Exit mobile version