“Tüketici sadece ucuz ürün değil, adil bir marka deneyimi de arıyor”

Perakende sektörünün dev markalarından A101'in Pazarlama Genel Müdürü Nilay Gözegir Eralp ile 2025'te gerçekleştirdikleri dönüşüm hikayesini, 2026'nın pazarlama gündemini şekillendiren tüketici davranışlarındaki köklü değişimleri konuştuk.

Perakende bugün yalnızca fiyatların yarıştığı bir alan değil, güvenin, hızın ve anlamın aynı anda test edildiği bir ekosistem. Tüketici daha az söz dinliyor, daha çok deneyim biriktiriyor. Bu yüzden pazarlama, artık görünür olmakla yetinen bir alan olmaktan çıkıp, markanın tüketiciyle kurduğu ilişkinin tamamını tanımlayan stratejik bir dile dönüşüyor. A101 Pazarlama Genel Müdürü Nilay Gözegir Eralp, bu dönüşümü veriye, erişime ve davranışa aynı anda bakan bir perspektifle ele alıyor. 2025’i yalnızca rakamlarla değil, alışverişçinin değişen beklentileri üzerinden okuyan Eralp, perakendede sürdürülebilir büyümenin temelini tek bir kavramda topluyor: Değer. Onun ifadesiyle “Değer artık bir seçenek değil, işin temeli.”

Eralp’e göre bugünün tüketicisi, hedef kitle olarak konumlandırılmayı kabul etmiyor, markalardan kendi yaşamına uyumlanan çözümler bekliyor. Pazarlamanın giderek bir “iyi hissettirme” alanına evrildiğini vurgulayan bu yaklaşım, A101’in sadakat kurgusundan private label stratejilerine, yapay zeka destekli kişiselleştirmeden tedarik zinciri yönetimine uzanan geniş bir çerçeveyi işaret ediyor. Nilay Gözegir Eralp ile 2026’da perakendede rekabetin nerede sertleştiğini, nitelikli verinin neden yeni büyüme alanı haline geldiğini ve A101’in tüketiciyle kurduğu ilişkiyi hangi yeni sorular üzerinden yeniden tanımladığını konuştuk.

Geçtiğimiz yıl markanızın pazarlama, iletişim, büyüme veya tüketici ilişkilerinde en öne çıkan başarıları neydi?

2025 yılı A101 için yalnızca bir büyüme yılı değil; fiyat–değer dengesine odaklanmanın ötesine geçerek, bu yaklaşımı pazarlama, iletişim ve tüketici deneyiminin tüm temas noktalarına yansıttığımız bir dönüşüm süreci oldu. Müge Anlı ile gerçekleştirdiğimiz “Hep Ucuz” kampanyası, A101’in her zaman düşük fiyat sağlama iddiasını güçlü bir şekilde doğruladı ve erişilebilirlik algısını belirgin biçimde vurguladı. Ürün kalitesi, şeffaflık ve tutarlılığa odaklanmamız güveni pekiştirirken, Üstad premium özel markamızla kalite algısını yükselttik. Türkiye’nin dört bir yanındaki 13.500’ü aşkın mağazamız ve güçlü erişim ağımızla, “her zaman erişilebilirlik” vaadimizi daha net, daha şeffaf ve daha tutarlı bir iletişim diliyle pekiştirdik.

2026’ya bakarken, bu kültürel güven bağını daha da güçlendirerek A101’i yalnızca bir market zinciri değil, tüketicinin değerlerini sahiplenen bir deneyim markası olarak konumlandırmayı hedefliyoruz.

2026’ya girerken perakende sektörünün pazarlama açısından en belirleyici gündeminin ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Alışverişçi davranışlarında yapısal bir değişim yaşanıyor. Alışverişçiler sadece ucuz ürün değil, ödediği paranın karşılığını en üst düzeyde veren “adil” bir marka deneyimi arıyor. Bu durum, sadakat programlarının ve özel markalı ürünlerin pazarlama stratejilerinin kalbine yerleşmesini zorunlu kılıyor. Dolayısıyla “Değer” artık bir seçenek olmaktan çıkarak, bir temele dönüşüyor. 

Yapay zekada ise deneyden uygulamaya geçiş dönemindeyiz. 2024 ve 2025’teki “yapay zeka denemeleri” artık yerini tam entegre operasyonlara bıraktı. 2026’da pazarlama başarısı; tek bir reklam çıkmak değil, her bir müşteriye kendi alışveriş geçmişi ve anlık ihtiyacına göre AI destekli, kişiselleştirilmiş teklifler sunabilmekle ölçülüyor.

Diğer bir yandan tedarik zinciri artık pazarlamanın bir parçası. 2026’da “ürünün rafta olması” veya “hızlı teslimat” en güçlü pazarlama argümanına dönüştü. Tedarik zincirindeki şeffaflık ve dayanıklılık, alışverişçi için güven algısını doğrudan etkiliyor. Pazarlama liderleri artık stok yönetimi ve tedarikçi çeşitliliği stratejilerinde de söz sahibi olmak durumunda.

Özetle 2026; veriyi hıza ve anlamlı değere dönüştürerek alışverişçiyle gerçek bir bağ kuranların kazandığı bir yıl olacak.

Bugünün tüketicisini geçmişe kıyasla en net ayıran davranış değişikliği sizce nedir?

Bunu birkaç farklı yönden ele almak isterim. Öncelikle eskiden alışverişçi, markanın ona sunduğu reklamlar arasından bir seçim yapardı, bugün ise reklamı değil, kendi AI asistanının veya kişisel algoritmasının onun için süzdüğü öneriyi dikkate alıyor. Biz de bu doğrultuda, yapay zeka destekli öneri sistemleri ve kişiselleştirilmiş kampanyalar, önümüzdeki dönemde tüketicinin temel beklentilerinden biri haline geleceği için CRM ve hedefleme altyapımızı buna göre güçlendiriyoruz.

Artık alışverişçi “Bugün senin ihtiyacın olan şey tam olarak bu” diyen, yaşam tarzını ve o anki duygu durumunu anlayan sisteme güveniyor. Bununla birlikte, daha çok fonksiyonel fayda peşinde olan alışverişçi, bugün “an”ı önceliklendiriyor. Yani, o an ona aidiyet hissettiren markaları tercih ediyor. Dolayısıyla, pazarlama artık bir satış sürecinden çıkmış ve “iyi hissettirme” hizmetine dönüşmüş durumda. Nitelikli veri anlamında ise, bugünün alışverişçisi verisinin değerini artık farkında. Markalara verisini gönüllü olarak veriyor ancak karşılığında sadece bir ürün değil, hayatını kolaylaştıracak fayda bekliyor. Alışverişçilerin israftan kaçınma ve ihtiyaca yönelik satın alma eğilimi güçlenirken, pratik ve uygun fiyatlı ürün portföyümüzü bu beklenti doğrultusunda geliştiriyoruz. 

Sonuç olarak, bugünün tüketicisini geçmişten ayıran en net fark; artık bir “hedef kitle” olmayı reddedip, markalardan kendi yaşam döngüsüne entegre olan bir çözüm ortağı gibi davranmalarını beklemesidir. Tüketici artık sadece ürün satın almıyor; verisini markayla paylaşıp karşılığında hayatını kolaylaştıracak, ona zaman kazandıracak veya o anki duygu durumuna hitap edecek somut bir “değer” talep ediyor.

Türkiye genelinde çok yüksek erişime sahip bir marka olarak, büyümeyi artık hangi kaldıraçlar üzerinden tanımlıyorsunuz?

Türkiye’nin en geniş mağaza ağına sahip markası olarak, büyüme stratejimizi artık sadece fiziksel yayılımın ötesine taşıyoruz. Bugün büyümeyi; sahip olduğumuz erişim gücünü alışverişçiye sunduğumuz güven ve kalite algısıyla birleştirmek olarak tanımlıyoruz.

Bu noktada en büyük kaldıraçlarımızdan biri, fiziksel dünyadaki erişim ağımızı dijital dünyadaki rakipsizliğimizle tamamlamak. Sosyal medya kullanımında perakende sektöründe Türkiye’de birinci, dünyada ise ikinci sıradayız. Bu dijital erişim gücü, bizim için sadece bir takipçi sayısı değil; alışverişçinin nabzını anlık olarak tutabildiğimiz, trendleri belirlediğimiz yaşayan bir ekosistemdir. Artık alışverişçinin sadece fiyata değil, değere baktığını görüyoruz. Bu doğrultuda hedefimiz büyümeyi geniş coğrafi erişim gücümüzle birlikte “En ucuzu bende” söyleminden, “En kaliteli yerel ürünü, en şeffaf tedarik zinciriyle ve çevreye en az zarar vererek sana ben getiriyorum” vizyonuna taşımaktır. 

Aynı zamanda geniş erişim ağımızı, private label stratejimizle de derinleştirmeyi önemsiyoruz. Kendi markalarımız ile hem tedarik zincirini daha verimli yönetebiliyor hem de kalite standartlarını doğrudan ve hızlıca iyileştirebilme alanı sağlıyoruz. Özellikle üst segment private label ürünlerle, yüksek kaliteyi daha geniş kitleler için erişilebilir kılan bir değer önerisi yaratıyoruz. Bu yaklaşım, büyümemizi sadece hacimle ölçmekten çıkarıp, tüketici nezdinde oluşturduğumuz güven ve tercih edilme gücüyle destekliyoruz.  

Private label A101’in farklılaşmasında uzun süredir önemli bir rol oynuyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda rekabet avantajını hangi boyutta derinleştirmeyi planlıyorsunuz?

Az önce de bahsettiğim gibi private label, A101 için uçtan uca değer zinciri yönetiminin en güçlü alanı. Kalite standartlarını, tedarik sürekliliğini ve yerli üreticiyle kurduğumuz uzun vadeli iş birliklerini bu yapı üzerinden birlikte yönetiyoruz. Bugüne kadar bu alanda güçlü bir ölçek ve erişilebilirlik avantajı yarattık. 

Kendi markalarımızla kalite standartlarını doğrudan iyileştirirken, ürün kalitesi, şeffaflık ve tutarlılığa da odaklanmamız güveni pekiştiriyor. Üstad premium özel markamızla kalite algısını yükseltip, geniş kitleler için erişilebilir kılıyoruz. Ayrıca bu bilgiyi de buradan paylaşmak isterim, alışverişçilerimizi 2026 yılında özel markalarımızda çok güzel sürprizler bekliyor. Önümüzdeki dönemde private label rekabet avantajımızı hem ürün çeşitliliğiyle hem de tüketicinin uzun vadede güven duyduğu bir kalite ve tedarik ekosistemini sürdürülebilir kılarak derinleştirmeyi hedefliyoruz.

2026’da pazarlama dünyasında en büyük değişimin hangi alanda gerçekleşeceğini öngörüyorsunuz?

2026’da pazarlama dünyasındaki en köklü değişimin, yapay zekanın ötesine geçerek ‘nitelikli veri odaklılığına’ evrileceğini öngörüyorum. Artık konu sadece teknolojiyi kullanmak değil, o teknolojiyi ne kadar derin ve gerçek verilerle beslediğiniz olacak. A101 olarak biz, A101 Artı ekosistemimizdeki 17,5 milyon kayıtlı müşterimizden gelen nitelikli veriyi bu değişimin merkezine koyuyoruz. Veriyi sadece dijital ayak izlerinden ibaret görmüyor; her alışveriş sonrası gerçekleştirdiğimiz anketler ve mağaza kırılımlı NPS ölçümlerimizle doğrudan müşterimizin sesini operasyonlarımıza dahil ediyoruz. Kalitesiz veri kullanımının markalar için risk teşkil edeceği bu yeni dönemde, biz sahadan aldığımız bu gerçek iç görülerle tüketiciyle duygusal bağ kurmayı hedefliyoruz.

Yapay zekanın veri kalitesinin kazananları belirleyeceği bu süreçte; verinin yalnızca bir ölçümleme aracı değil, sadakat programı kullanıcılarımızın sepet büyüklüğünü %150 artıran o somut faydayı ve eşsiz müşteri deneyimini üretmeye odaklandığı bir dönüşüme liderlik etmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda yapay zekada agentic yaklaşımların yaygınlaşmasıyla birlikte, SEO tarafındaki geleneksel trendler de değişiyor ve GEO trendlerine dönüşüyor. Yeni dönemde başarıyı belirleyecek ve her markanın göz önünde bulundurması gerekenin, GEO’nun sunduğu yeni ölçüm ve içerik anlayışını benimsemek olduğunu düşünüyorum.  

Mobil sürümden çık