• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa IN-DEPTH

İşveren markasında yeni standart: Çalışan dostu olmak!

Unilever Türkiye & UNICA İK Başkanı Burcu Cantekinler Koç, Vakıf Katılım İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Ersin Çatalbaş ve Pluxee Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu çalışanı merkeze alan vizyonlarını ve bu vizyonun neden artık sadece bir “tercih” değil, bir “gelecek yatırımı” olduğunu anlattı.

Sevil Kişin Sevil Kişin
8 Mayıs 2025
IN-DEPTH

Günümüz iş dünyasında rekabet sadece müşterileri kazanmakla sınırlı değil; yetenekli çalışanları çekmek ve elde tutmak da bir o kadar kritik bir yarış alanı haline geldi. Şirketler, artık sadece maaş paketleriyle değil, sundukları yan haklar, esnek çalışma modelleri, kapsayıcı kültürler ve çalışan odaklı uygulamalarla fark yaratmak zorunda. Artık rekabet, maaş paketlerinin ötesine geçti: Esnek çalışma modelleri, kapsayıcı kültürler, mental sağlık destekleri ve güçlü bir işveren markası, başarıyı tanımlayan unsurlar haline geldi.

Peki, neden çalışan dostu bir marka olmak, Türkiye’deki şirketler için vazgeçilmez bir zorunluluk? Cevap, 2024 ve 2025’in en güncel araştırmalarında yatıyor: Çalışan odaklı markalar, yetenek çekiminde lider, verimlilikte öncü ve müşteri sadakatinde fark yaratıyor. Ancak Türkiye’nin yüksek enflasyonu ve yetenek göçü gibi yerel dinamikleri, bu zorunluluğu daha da acil kılıyor. Great Place to Work’ün 2024 Türkiye raporuna göre, çalışanların %76’sı iş yerinde psikolojik güvenlik ve kapsayıcılık arıyor; bu oran, 2023’e kıyasla %12 artmış durumda. PwC’nin 2024 Tüketicinin Sesi Araştırması, çalışanlarına iyi davranan şirketlerin tüketicilerin %62’si tarafından tercih edildiğini gösteriyor; bu, marka sadakati için çalışan deneyiminin kritikliğini ortaya koyuyor. Meditopia for Work’ün 2024 analizi, yenilikçi yan hakların (örneğin, esnek çalışma ve mental sağlık programları) turnover oranlarını %30 azalttığını ve işveren markasını %25 güçlendirdiğini vurguluyor.  Bu dosya haberimizde Unilever Türkiye & UNICA İK Başkanı Burcu Cantekinler Koç, Vakıf Katılım İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Ersin Çatalbaş ve Pluxee Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu ile konuştuk ve onların işveren markası stratejilerini ve çalışan odaklı vizyonlarını derinlemesine ele aldık.

“Unilever’de çalışan refahı, yalnızca bir ‘hak’ değil, aktif olarak yatırım yaptığımız bir değer alanı”

Burcu Cantekinler Koç

Unilever Türkiye & UNICA İK Başkanı

Unilever olarak İşveren Markası stratejimizi, geleceğin iş gücünü şekillendirecek esneklik, kapsayıcılık ve birey odaklılık ekseninde konumlandırıyoruz. Bu stratejiyi oluştururken, genç yeteneklerden mevcut çalışanlarımıza kadar herkesin gerçek beklenti ve deneyimlerini anlamaya, veriye dayalı içgörülerle hareket etmeye ve her temas noktasını deneyim odaklı kurgulamaya öncelik veriyoruz.

Unilever’de İşveren Markası ajandası büyük bir bağlılıkla birçok paydaşın katkı sunduğu bir çalışmanın ürünü. Şirket içinde gönüllü “squad” yapısıyla oluşturduğumuz elçilik programımız, bu ajandamızı destekleyen en önemli mekanizmamız. Her fonksiyondan ve iş biriminden gönüllü çalışma arkadaşlarımızla oluşturduğumuz bu “squad”lar her yıl İşveren Markası teknik eğitimi ve elçilik programı oryantasyonunu tamamlıyorlar. Aynı zamanda kendi fonksiyonlarının yetenek ihtiyaçlarını yakından ve derinlemesine analiz ediyor; İşveren Markası ekibiyle paylaşıyorlar.

Ajandamız için tıpkı İşveren Markası ekibi kadar hevesli çalışan 50’den fazla gönüllümüz sayesinde hem aksiyon planlarımızı en verimli şekilde hazırlayıp uyguluyor hem de İşveren Markası değer önermemizin tüm çalışma arkadaşlarımız tarafından benimsenmesini ve sahiplenilmesini sağlıyoruz. Bu sayede her sene daha da güçlenerek En Gözde İşveren konumumuzu güçlendiriyoruz.

Çalışma arkadaşlarımızın Unilever’de çalışmaktan gurur duyması ve aidiyet hislerini artırmak için amaç odaklı ajandamızı sürekli besliyoruz. “Daha iyi bir iş, daha iyi bir dünya, daha iyi bir sen!” mottomuz doğrultusunda çalışanlarımızla kampanyalar düzenleyerek toplumsal etkimizi güçlendiriyoruz. Bu sayede çalışanlarımız da şirketimizden gururla bahsederek İşveren Markası elçimiz olmaya devam ediyorlar.

Yetenek çekimini yalnızca bir “kampanya” değil, içeriden dışarıya yayılan bütünsel bir deneyim olarak görüyoruz. Bu nedenle Unilever’de işveren markası, sadece nasıl algılandığımız değil; amaç odaklı ajandamız ve gelişim olanakları stratejimizle bağlantılı olarak nasıl hissettirdiğimizle de ilgili.

Tüm İnsan Kaynakları ajandamızda bu vizyonu destekleyen temel unsurlar şunlar: Erişilebilir ve adil fırsatlar sunmak, anlamlı kariyer konuşmaları barındıran kişiselleştirilmiş gelişim planları, esnek çalışma modellerinden güç alan  yaşam döngüsüne duyarlı politikalar, veri destekli yetenek yönetimi ile adil ve şeffaf terfi & ödüllendirme.

Unilever’de çalışan refahı, yalnızca “hak” değil, aktif olarak yatırım yaptığımız bir değer alanı. Sağladığımız olanaklar, çalışanın sadece profesyonel değil, kişisel yolculuğunu da destekleyecek ve bireyin hayatına doğrudan dokunan, Unilever’i tercih edilebilir kılan özgün çözümler içeriyor.

Türkiye’de örneğine az rastlanan uygulamalarımızdan biri, iş sebepli şehir değişikliklerinde verdiğimiz kira yardımı. Unilever’deki işi maksadıyla farklı bir şehre taşınan çalışma arkadaşlarımıza beş yıla kadar kademeli bir kira desteği sağlıyoruz. Özellikle kariyerinin başındaki genç yetenekler için bu destek, yeni yaşam düzenine geçişte önemli bir kolaylaştırıcı oluyor.

Kreş yardımı uygulamamızda ise 0-6 yaş arası çocukları olan kadın ve erkek tüm çalışanlarımız için sunduğumuz aylık kreş yardımı desteğimiz bulunuyor. Yine benzer bir şekilde ilkokul / lise seviyesinde seçili özel okullarda değişken oranlarda indirim imkanları sunuyoruz.

Ev içi şiddetle uzun zamandır tüm ekosistemimizde mücadele etmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda bu sene şirketimizin Ev İçi Şiddetle Mücadele Politika Belgesine bir güncellemeyle çalışanlarımıza sunduğumuz Çalışan Destek Programımız kapsamında verdiğimiz ücretsiz hukukî danışmanlık ve psikolojik desteğe ek olarak; avukat nakdî desteğini 6284 sayılı kanun kapsamında İstanbul Barosu’nda davalara bakan avukatların ücretine denkleştirdik.

Sağlık sigortası sistemimiz, yalnızca çalışanlarımızı değil, eş, çocuk ve gerektiğinde ebeveynleri de kapsayacak şekilde kurgulanmış durumda. Yatarak ve ayakta tedavi, diş ve göz sağlığı gibi alanları da içeren bu kapsam, çalışanlarımızın ve sevdiklerinin yaşam kalitesine doğrudan katkı sunuyor.

“Healthier-U” adını verdiğimiz önleyici sağlık programıyla çalışma arkadaşlarımızı aktif biçimde sağlık kontrollerini gerçekleştirmeye teşvik ediyor, gerekli görüldüğü durumlarda diyetisyen desteği gibi sağlık ve esenliklerini geliştirecek hizmetleri karşılıyoruz.

Ayrıca esnek yan haklar uygulamamızla her yıl içinde iki dönemde çalışma arkadaşlarımızın yan haklarındaki bazı kapsamları kendi istekleri doğrultusunda farklı haklar arasında kaydırmalarına, daha az kullanmak istedikleri hakların kapsamını daraltarak daha fazla faydalanmak istedikleri hakların kapsamını genişletmeleri gibi imkanları sağlıyoruz.

Son dönemde yaptığımız en büyük yatırım, Unilever’in geleneksel kariyer yapısını daha esnek, şeffaf ve kişiselleştirilebilir hale getirdiğimiz dönüşüm oldu. Bu dönüşümün merkezinde, çalışanlara kariyerleri üzerinde daha fazla söz hakkı tanıyan ve bireysel farkındalıklarını artıran bir yapı var.

Bu yapı, 5 temel adım üzerine inşa edildi:
1. Anlamlı Kariyer Konuşmaları: Her çalışanın yılda en az bir kez yöneticisiyle gelişim odaklı ve kişiselleştirilmiş bir diyalog kurması teşvik ediliyor. Bu görüşmeler; sadece performansı değil, hayaller, güçlü yönler ve potansiyel yolları da masaya yatırıyor.
2. Fırsat Görünürlüğü: Organizasyon içindeki tüm açık pozisyonlar iç adaylara açık şekilde yayınlanıyor. Bu da Unilever bünyesindekilere sadece kendi ekibi içinde değil, tüm organizasyonda farklı fırsatlara ulaşma imkanı sağlıyor.
3. Roller, Beceriler ve Deneyimler Üzerine Netlik: Unileverliler artık bulunduğu rolde hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğini ve hangi deneyimlerle bir sonraki adıma hazırlanabileceğini net şekilde görebiliyor. Gelişim artık sadece bir eğitim planı değil; stratejik bir yolculuk.
4. Nitelikli İnsan Kaynağı Verisi: Yenilenen sistemimiz sayesinde her çalışanın güçlü yönleri ve gelişim alanları görünür hale geliyor. Bu verilerle hem bireylerin kariyer planlaması hem de organizasyonel yetenek yönetimi daha sağlıklı yapılıyor.
5. Değere Dayalı Ödüllendirme: Katkıya ve etkiye dayalı yeni ödüllendirme mekanizmalarıyla, çalışma arkadaşlarımızın hem motivasyonu hem de bağlılığı artırılıyor. Bunlara ek olarak çalışan motivasyonunu artırmak adına finansal olarak küçük bir miktar olan maddi ödüllendirme platformumuz U R Awesome’u kullanıyoruz.

Bu sistem, çalışma arkadaşlarımızın yalnızca “terfi etmeyi” değil, anlamlı deneyimler edinerek gelişmeyi de önceliklendirdiği bir kültür yaratıyor.

Gelecekte çalışan deneyimini daha da kişiselleştirilmiş hale getirmek istiyoruz. Bu kapsamda, “Shape Your Own Adventure” yaklaşımını yalnızca bir kariyer felsefesi değil, somut programlarla desteklenen bir deneyim yolculuğu haline getiriyoruz.

Önümüzdeki dönemde çalışan deneyimini desteklerken, üç temel kariyer yolu üzerinden çalışanlarımıza esnek ve kişiselleştirilmiş seçenekler sunmayı hedefliyoruz.

  • Uzmanlık derinliği yaklaşımımızla, teknik ya da fonksiyonel alanlarda derinleşmek isteyen çalışma arkadaşlarımıza alanlarında uzmanlaşmalarını sağlayacak gelişim fırsatları sunacağız.
  • Deneyimsel genişlik seçeneğiyle, farklı fonksiyonlar, iş alanları veya coğrafyalarda görev alarak geniş bir perspektif kazanmak isteyenlere iç rotasyon, geçici görev ve uluslararası mobilite gibi olanaklar sağlayacağız.
  • Liderlik yolculuğu kapsamında ise, liderlik potansiyeli taşıyan Unileverlileri birebir koçluk, özel liderlik gelişim programları ve farklı sorumluluklarla destekleyerek organizasyonumuzun geleceğini şekillendirecek liderleri bugünden yetiştirmeyi planlıyoruz.

Bunlara ek olarak, daha esnek çalışma modellerini yaygınlaştırmak, veri temelli yetenek yönetimini güçlendirmek ve çalışanların kendi gelişim haritalarını çizebileceği araçları entegre etmek gündemimizde.

Bu projelerin temelinde tek bir amaç var: Unilever’i sadece çalışılacak değil, kendini gerçekleştirecek bir yer haline getirmek. Kısacası, tüm geleceğimizi çalışanlarımızla ve potansiyel adaylarımızla birlikte şekillendiren bir organizasyon olmayı hedefliyoruz.


“Veri odaklı, empati temelli ve hikayeleştirme gücüyle beslenen bir iç iletişim sistemi kurduk”

Ersin Çatalbaş

Vakıf Katılım İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı 

İK departmanı, günümüzde işveren ile çalışanlar arasında bir aracı olmanın ötesine geçerek çok daha kapsamlı bir rol üstleniyor. Motivasyonu yüksek çalışanların daha üretken olduklarını ve işlerini büyük bir özenle yerine getirdiklerini gözlemlemek mümkün. Bu noktada, literatürde sıklıkla karşımıza çıkan Herzberg’in motivasyonel ve hijyen faktörleri bir kez daha ön plana çıkıyor. Biz de çalışan deneyimini iyileştirmek ve kurumumuzu çalışanlar için daha iyi bir hale getirmek amacıyla, “İK ve diğer kurumsal sistemleri kullanırken çalışanların ihtiyaçları, beklentileri ve karşılaştıkları zorlukları anlamak” temel anlayışını benimseyerek, tüm bu hijyen faktörlerini stratejik bir yaklaşım olarak konumlandırdık.

Çalışanların motivasyonları ve kuruma duydukları aidiyetleri artırmak amacıyla Vakıf Katılım işveren markası olan BİZ çatısı altında kurum içi iletişim çalışmalarımızı yeniden kurguladık. Bu kurgu kapsamında en önemli 3 bileşenimizi; veri odaklılık, empati haritası ve hikayeleştirme olarak belirledik. İlk olarak, küçük bir iç iletişim etkinliğinden sonra dahi olsa, aldığımız tüm geri bildirimleri dikkatlice değerlendirerek çalışanlarımızın ihtiyaçlarını ve beklentilerini belirliyor, bir empati haritası oluşturuyoruz. Ardından çıkardığımız empati haritasının kılavuzluğunda hikayeleştirme yaparak tüm işveren markası süreçlerimizi yalnızca beklentileri karşılayacak şekilde değil, aynı zamanda duygulara da dokunacak şekilde kurguluyoruz. Böylelikle düşünülmüş, özenli ve herkesin fikriyle geliştirilen iç iletişim projeleri ortaya çıkıyor.

Öncelikle, günümüz iş dünyasında çalışanlar, maaş ve yan haklardan çok daha fazlasını bekliyorlar. İşveren markası, topluma sunduğumuz fayda, aidiyet hissiyatı, kurum kültürü ve kariyer gelişim fırsatları gibi unsurlar, çalışanların tercihlerini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor.

Son dönemin en önemli konularından biri, kuşkusuz “yetenek çekme ve tutma” meselesi. Bu alanda fark oluşturmak için öncelikle kurum kültürümüzü teknoloji ve dijitalleşme ile uyumlu hale getirdik. Örnek vermek gerekirse; işe alım yaparken kuruma uygun yetenekleri çekmeye ve elde tutmaya özen gösteriyoruz. Ancak bu yeteneklere, sonu gelmeyen evrak ve rutin süreçlerin olduğu işleri yaptırarak mutlu olmalarını bekleyemeyiz. Bu nedenle 2023 yılında başladığımız bir süreç geliştirme projemiz var.  Dijitalleşmesi veya sadeleşmesi mümkün süreçleri tespit edip sadeleştirerek çalışanlarımızı daha katma değerli işlere mesai harcamalarına teşvik ettik. Ayrıca dijitalleşmeyi sadece İK alanıyla sınırlı tutmayıp kurumumuzun tüm iş süreçlerine dahil etmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda RPA teknolojisinin kurum içinde yaygınlaştırılması ve sürekli tekrarlayan işlerin yapay zekaya yaptırılması için oluşturduğumuz HERObot projesi kapsamında, 97 robot mimarı yetiştirdik. Böylece, kreatif ve stratejik işlere odaklanmalarını sağlayarak, çalışma arkadaşlarımızın işlerine olan bağlılıklarını artırmayı başardık.

Sektöre kıyasla sunduğumuz geniş kapsamlı yan haklar ve profesyonel gelişim fırsatlarının yanı sıra çalışma arkadaşlarımıza sadece iş süreçlerinde değil, kariyer gelişimlerinde de güçlü bir destek sunmak bizi ayrıştırıyor diyebilirim. İç iletişim stratejimiz de oldukça güçlü. Özel gün kutlamalarından kulüp etkinliklerine kadar, çalışanlarımıza yönelik her detayı özenle düşünüyoruz. İK stratejisindeki bu yaklaşımımız hem çalışanlarımızın memnuniyetini artırıyor hem de düşük turnover oranlarımızla kendini gösteriyor.

İşe alımdan yetenek yönetimine kadar tüm süreçlerimizi inovasyon çağının gereksinimlerine uyumlu olacak şekilde yeniden tasarladık. Bu çerçevede, iş yerinde sağlık istasyonunun kurulmasından, görev yeri tazminatı başta olmak üzere yan hakların sektördeki standartların ötesine taşınmasına kadar pek çok önemli değişiklikler yaptık. Ayrıca, yapay zeka projeleri geliştirerek dijital dönüşüm yolculuğumuzu hızlandırdık.

Çalışma arkadaşlarımızın sadece profesyonel değil, kişisel gelişimlerini de desteklemek amacıyla sosyal hayattaki hobilerini işlerinin bir parçası haline getirmeyi teşvik etmeye başladık. Örneğin, tenisle ilgilenen bir çalışma arkadaşımıza, katılmak istediği bir tenis turnuvasına odaklanabilmesi için 1 hafta idari izin verdik. Turnuvada birinci olan çalışma arkadaşımızın başarısı, Genel Müdürümüze kadar ulaşarak büyük takdir topladı. Bu tür başarılar, İnsan Kaynakları ekibimiz için büyük bir mutluluk kaynağı ve bizler için, çalışma arkadaşlarımızı her alanda desteklemek büyük bir keyif ve gurur vesilesi oluyor.

Yeni dönemde, çalışan deneyimini güçlendirmeyi ve işveren markamızı daha da sağlamlaştırmayı hedefliyoruz. Teknolojinin gücünden faydalanarak hem iç süreçlerimizi hem de çalışanlarımıza sunduğumuz deneyimleri daha verimli ve etkili hale getirmeyi planlıyoruz.

Öncelikle, “hyper teknoloji” stratejimizle, RPA (Robotik Süreç Otomasyonu), Yapay Zeka (AI) ve ICR OCR teknolojilerinin birleşimini kullanarak süreçlerimizdeki verimliliği artıracağız. Bu sayede, manuel iş yüklerini en aza indirirken, çalışanlarımızın daha stratejik ve kreatif alanlarda odaklanmalarını sağlayacağız. Bu yaklaşım, iş gücümüzün daha katma değerli projelere odaklanmasına olanak tanıyacak.

Eğitim ve gelişim alanında da dijital dönüşüm yolculuğumuzu sürdüreceğiz. Çalışma arkadaşlarımıza görev aldığı birim farketmeksizin veri analizi ve veri bilimi gibi yetkinlikleri kazandıran sertifika programlarımızı destekleyeceğiz. Ayrıca, kişiselleştirilmiş öğrenme çözümleri geliştirecek ve iç kaynaklarla eğitim üretimini sürdüreceğiz. Dijitalleşen bu eğitim süreçleri, çalışma arkadaşlarımızın gelişim yolculuklarını daha sistematik ve izlenebilir bir hale getirecek.

Performans yönetimi süreçlerinde de dijital teknolojileri etkin bir şekilde kullanmayı planlıyoruz. Yeni tasarladığımız sistemle, çalışanlarımızın gelişim süreçlerini dijital ekranlar üzerinden anlık olarak takip edebilecek ve hedef gerçekleşme oranlarını görselleştirebileceğiz. Bu sistemin, performans analizlerini daha verimli hale getirmesinin yanı sıra daha şeffaf bir performans süreci sunarak çalışan bağlılığını artıracağına inanıyoruz.

Ayrıca, işe alım süreçlerimizi daha hızlı ve doğru aday seçimi yapmak için yapay zeka destekli video mülakat platformları ve aday eşleştirme araçları kullanacağız. Bu sayede, doğru yetenekleri daha kısa sürede ve daha verimli bir şekilde bulmayı hedefliyoruz.

Tüm bu adımlar, sadece çalışanlarımız için daha etkili ve tatmin edici bir deneyim oluşturmayı amaçlamakla kalmayacak, aynı zamanda işveren markamızı güçlendirerek kurumumuzu geleceğe taşımamıza olanak tanıyacak. Böylece, dijitalleşmeyi ve teknolojiyi kullanarak, çalışan deneyimini her alanda iyileştirirken, geleceğin kurumunu inşa etmeye devam edeceğiz.


“%100 dijital, kişiselleştirilebilir, çözümler geliştirerek işverenlerin çalışanlarını desteklemesine olanak tanıyoruz”

Sinem Hekimoğlu

Pluxee Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

İyi bir çalışan deneyimi sunmak geçtiğimiz yıllarda İK profesyonellerinin sorumluluğu olarak görülürken bugün ekip yöneten, çalışana dokunan tüm liderlerin ortak sorumluluğu. Yeteneği elinde tutmak ve çalışan deneyimini iyileştirmek sürdürülebilir başarıyı mümkün kılan en önemli unsurlardan biri haline gelirken iş dünyasında hızla dönüşen dinamikler de bunu kurumlar için zor bir hedefe dönüştürmüş durumda. Çalışan deneyimi ve yan haklar dünyasının lideri olarak, Pluxee Türkiye’de biz de kurumların bu zorluğu etkili çözümlerle yönetmesine rehberlik ediyoruz.

Çalışanlar artık çok daha seçici; sadece kariyer fırsatlarını değil, kurum değerlerinin kendi değerleri ile ne ölçüde örtüştüğüne, kurumun sunduğu gelişim imkanlarından yan hak paketlerinin kapsamına kadar birçok başlıkta titizlikle işverenlerini değerlendiriyor.

Pluxee Türkiye olarak, gerçekleştirdiğimiz güncel bir araştırmaya göre, çalışanların %75’i, kurumlarına olan bağlılıklarının şirket performansını doğrudan etkilediğini düşünüyor. Artık çalışanlar, birey olarak yarattıkları değerin çok farkında; maaşın ötesinde farklı faydalarla, çalışan hayatına dokunan uygulamalara ihtiyaç duyuyor. Çalışanlar işleri ile bir değer yaratmayı, gelişim imkanları sunulmasını istiyor ve mutlu hissettikleri çalışma ortamlarını tercih ediyor. Bu doğrultuda, yeteneği elinde tutmak isteyen markaların çalışanı anlaması ve bu doğrultuda yatırım yapması çok kritik.

Pluxee Türkiye’de biz sık sık araştırmalar gerçekleştiriyor, çalışan beklentilerinin nabzını tutuyor ve hizmetlerimizi bu doğrultuda geliştiriyoruz. Örneğin, son araştırmamızın çıktılarına göre, X kuşağının yüzde 79’unun, Z kuşağının ise yüzde 92’sinin dijital çözümleri öncelikli olarak tercih ettiğini görüyoruz.

Bu bizlere dijital ve kişiselleştirilebilir çözümlerin çalışanı destekleme noktasında ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Bu içgörüden hareketle %100 dijital, kişiselleştirilebilir, esnek çözümler geliştirerek işverenlerin çalışanlarını destekleyerek onlara daha iyi bir deneyim sunmasına olanak tanıyoruz. Öte yandan, işverenler de bu çözümler ile çalışanını dinlediğini gösterirken %100’e varan vergi avantajından faydalanıyor.

Ek olarak, çalışan beklentilerinde son dönemde öne çıktığını gözlemlediğimiz bir diğer konu ise her 10 çalışandan 9’unun işvereni tarafından özellikle özel günlerde hatırlanmak istediği ve destek beklediği. Örneğin, çalışanların bakiyelerini diledikleri şekilde kullanabilmelerine olanak tanıyan Pluxee Hediye çözümümüz içerisinde Gıda, Giyim ve Mix gibi farklı kategorilerin yer aldığı paketler ile çalışanların çeşitli ihtiyaçlarına uygun çözümü diledikleri şekilde seçmelerine olanak tanıyor.

Pluxee Hediye; giyimden gıdaya teknolojiden ev dekorasyonuna kadar farklı kategorilerde 90 binden fazla noktada kullanılabiliyor, Türkiye’nin sevilen markalarında çeşitli hediye alternatiflerini çalışanlarla buluşturuyor. İşverenler yemekten ulaşıma, gıdadan takdir ve ödüllendirme çözümlerine uzanan geniş hizmet ve çözüm yelpazemizle işverenlere yine %100’e varan vergi avantajı ile destek oluyoruz.

Etiketler: çalışan mutluluğumanşetPluxeeUnilever TürkiyeVakıf Katılım

İlgili Haberler

Markalar için en güçlü etki kanalı artık reklam değil!
IN-DEPTH

Markalar için en güçlü etki kanalı artık reklam değil!

İletişim 2026: Kaan Berkan
Görüş

İletişim 2026: Kaan Berkan

Marka aktivizmi: İki ucu keskin bıçak
IN-DEPTH

Marka aktivizmi: İki ucu keskin bıçak

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.