Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2026 Stratejileri” özel dosyamızda, pazarlama dünyasının yeni yıl önceliklerini, bütçe kırılmalarını ve markaların rekabet avantajını yeniden tanımlayan yaratıcı yaklaşımları masaya yatırıyoruz. Türkiye’nin farklı sektörlerinden CMO’lar, 2025’in getirdiği kırılmaları, öğrenimleri ve zorlukları değerlendirerek yeni yılda nasıl bir stratejik panorama ortaya çıkacağını bizimle paylaşıyor. Bu kapsamlı perspektif içinde Beko Global Pazarlama ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ragıp Balcıoğlu, 2025’te edindikleri içgörülerle 2026’ya uzanan yol haritasını, değişen tüketici beklentilerini ve pazarlama dünyasını etkisi altına alacak trendleri tüm açıklığıyla aktarıyor:
“CMO’ların 2026 Stratejileri”nin tüm katılımcıları için tıklayın!
Beko olarak bugün geniş bir coğrafyada, farklı yaşam biçimlerine ve beklentilere sahip tüketicilerle buluşuyoruz. 55’ten fazla ülkede, her biri kendi eşsiz kimliği ve hedef kitlesi olan 22 markamızla tüketicilerimizin ihtiyaçlarını karşılıyor, hayatları için artı değer yaratıyoruz. Markalarımızın büyük bölümünün kendi pazarlarında lider ya da ilk üçte yer alması da bu yapıyı güçlü temeller üzerine inşa ettiğimizi gösteriyor.
2025 yılı, pazarlama ve büyüme yaklaşımımızı daha net bir çerçeveye oturttuğumuz, somut adımlar attığımız bir yıl oldu. Bu dönemde pazarlama ve strateji fonksiyonlarını tek bir çatı altında topladık. Böylece markalarımızın konumlandırmasından büyüme önceliklerine, iletişim dilinden yatırım kararlarına kadar tüm süreci daha çevik bir yapıda ele almaya başladık. Yaratıcılığı, tüketici odağını ve uzun vadeli düşünceyi aynı hedef etrafında buluşturduk, daha bütünleşik bir bakış açısıyla ilerledik.
Bu adımları atarken sürdürülebilirlik, tüketici odağı, yenilikçilik, kalite ve güvenilirliğe olan koşulsuz bağlılığımızı koruduk. Sektör dinamiklerinin hızla değiştiği bir ortamda, bu değerler bize konumumuzu güçlendirme ve yapımızı daha sağlam hâle getirme imkânı sağladı. Değişimi, evrilmek ve ilerlemek için bir fırsat olarak ele aldık.
Bu yaklaşım, operasyonel yapımıza da net şekilde yansıdı. Beko Europe yapılanmamızla birlikte Avrupa’daki yapımızı daha entegre bir hâle getirirken; üretimden ürün geliştirmeye, tedarik zincirinden pazarlamaya kadar pek çok alanda verimliliği artıran adımlar attık. Ar-ge yatırımlarımızı hızlandırdık, üretim altyapımızı güçlendirdik ve tüketiciyle kurduğumuz ilişkiyi derinleştirdik. Bu çalışmalar, Avrupa’nın bir numaralı ev teknolojileri şirketi olarak konumumuzu daha da pekiştirdi.
Beko Europe birleşmesi sonrasında, mutfak teknolojileri alanında İtalya bir odak noktası hâline geldi. İtalya’daki Mutfak Teknolojileri Merkezimizde, Avrupa’nın önde gelen tasarımcıları ve iş ortaklarıyla birlikte geleceğin sürdürülebilir mutfaklarını tasarlıyoruz. Burada geliştirilen çözümler yalnızca yerel pazarda kalmıyor, geniş bir coğrafyada kullanıcılarla buluşuyor.
“Bizim için teknoloji; günlük yaşamı kolaylaştıran, kaynak kullanımını azaltan ve sürdürülebilirliği destekleyen somut bir değer alanı”
Bu dönemde de teknolojiyi, her zaman olduğu gibi tüketicilerin gerçek ihtiyaç ve beklentilerine odaklanarak ele almayı sürdürdük. Bizim için teknoloji; günlük yaşamı kolaylaştıran, kaynak kullanımını azaltan ve sürdürülebilirliği destekleyen somut bir değer alanı. Yeni ürün ve çözümlerimizle; soğutmada gıdaların daha uzun süre taze kalmasına, bulaşıkta daha az su ve enerjiyle yüksek temizlik performansı sunulmasına, çamaşırda ise enerji verimliliğinin artırılmasına odaklandık. Daha sessiz ve konforlu bir kullanım deneyimi sunan kurutma teknolojilerinden sensörlerle desteklenen, sıcaklığı hassas şekilde kontrol eden pişirme çözümlerine teknolojiyi tüketicinin günlük hayatında karşılığı olan bir faydaya dönüştürdük. Arçelik markamızla hayata geçirdiğimiz, espresso ile Türk kahvesini tek makinede birleştiren Telvesso ürünümüz kompakt tasarımı ve yenilikçi özellikleri ile modern dünyanın ihtiyaçlarına nasıl cevap verdiğimizin güzel bir örneği oldu.
Yenilikçi yaklaşımımız, hizmet deneyimlerinde de kendini gösterdi. Satış sonrası hizmetlerde hayata geçirdiğimiz yapay zekâ tabanlı çözümlerle, tüketicilere daha hızlı ve kesintisiz bir deneyim sunarken, yoğun dönemlerde dahi kalite standardını koruyan bir yapı oluşturduk. Teknolojiyi insan temasını doğru noktada destekleyen bir araç olarak konumlandırarak, hizmet deneyiminde sektörde referans olacak bir yaklaşım ortaya koyduk.
2025 yılında Arçelik markamızın da 70. yıldönümünü kutladık. Arçelik markamızla 70 yıldır tüketicilere güven veren, sağlam ve uzun ömürlü ürünler sunuyor; yaygın bayi ve servis ağımız sayesinde tüketicilerimizle güçlü bir gönül bağı kuruyoruz. “Teknolojiyle Hayatın Kalbinde” anlayışımızla teknolojiyi yalnızca ürün geliştirme odağında değil; ev yaşamını kolaylaştıran, güven veren ve günlük hayata gerçek değer katan bir deneyim alanı olarak ele alıyoruz. Tüketicilerimizle yıllar içinde kurduğumuz güçlü bağın temelinde de hayatlarına dokunan ve güveni istikrarlı biçimde koruyan bu anlayış yatıyor. Bu yaklaşım, Arçelik’in Türkiye’de modern ev yaşamını şekillendiren rolünü geleceğe taşırken; sürdürülebilirlik, tüketici deneyimi ve yenilikçiliği birlikte ele alan güçlü bir çerçeve sunuyor.
“Markalarımız, kendi özgünlüklerini kaybetmeden birbirini besleyen ve güçlendiren bir yapı içinde büyüyor”
Portföyümüzde yer alan her marka kendine özgü bir kimliğe sahip. Global bir şirket olmayı, her ülkede aynı şekilde davranmak olarak değil; her ülkenin gerçekliğini doğru okumak olarak tanımlıyoruz. Biz bu yapıyı, orkestradaki farklı seslerin kendi karakterlerini korurken güçlü bir uyum içinde bir araya gelmesi gibi görüyoruz. Markalarımızı kalite, sürdürülebilirlik, müşteri odağı ve yenilikçilik gibi ortak değerler etrafında bir arada yönetirken; ürün yönetimi, tasarım yaklaşımı, dayanıklılık standartları, servis süreçleri ve tüketici deneyimi gibi alanlarda ortak bir omurga oluşturuyoruz. Bu denge sayesinde markalarımız, kendi özgünlüklerini kaybetmeden birbirini besleyen ve güçlendiren bir yapı içinde büyüyor.
Tüm markamızın ortak paydalarından biri, tüm operasyonlarımızın olmazsa olmazı ise sürdürülebilirlik odağı. Bizim için sürdürülebilirlik, ayrı bir başlık değil; iş yapış biçimimizin doğal bir parçası. Ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden tüketiciyle buluştuğumuz her noktaya kadar; çevresel etkiyi azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve ürünlerin kullanım ömrünü uzatmaya odaklanıyoruz. Bu yaklaşım hem tüketiciler hem de gezegen için değer yaratan dengeli bir büyüme modeli kurmamızı sağlıyor.
“Bizim için dayanıklılık; marka duruşu, güven ve uzun vadeli bakış açısı etrafında inşa ediliyor”
2026’ya bakarken önceliklerimiz net: Bugüne kadar benimsediğimiz uzun vadeli, değer odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirerek, sağlam adımlarla ilerlemeyi sürdürmek. Bu dönemde, çok markalı yapımız içinde her markanın kendi kimliğini, hedef kitlesini ve değer önerisini daha da netleştirmeye odaklanacağız. Marka farklılaşmasını yalnızca iletişim diliyle değil; teknoloji kullanımından tasarıma kadar tüm temas noktalarında tutarlılıkla ele alacağız. Global ölçekte oluşan bilgi birikimimizi, Avrupa’daki yapılanmamızdan aldığımız güçle birleştirerek farklı pazarlarda markaya özgü ve derinleşen bir büyüme yaklaşımına dönüştüreceğiz.
Bizim için dayanıklılık; marka duruşu, güven ve uzun vadeli bakış açısı etrafında inşa ediliyor. Önümüzdeki dönemde, başta bağlantılı ürünler ve yapay zekâ olmak üzere ileri dijital yetkinlikler, bu yapının çok daha merkezi ve belirleyici unsurları hâline gelecek.
Teknolojiye yaklaşımımızı, tüketicinin hayatına gerçek fayda sağladığı ölçüde anlamlı görüyoruz. Pazarlama dünyasında 2026’da markaların, söylediklerinden çok sundukları tutarlı ve uçtan uca deneyimlerle değerlendirileceğini öngörüyoruz. Beko olarak biz de bu doğrultuda, güven veren, kaliteli ve hayatı kolaylaştıran çözümler sunmaya devam edeceğiz.



