Ekonomik belirsizlikler, jeopolitik gerilimler, iklim krizi ve hızla gelişen teknolojiler karşısında, iş dünyası liderleri önümüzdeki 12 ayda küresel ekonomik büyüme konusunda iyimser bir tablo çiziyor. Ancak CEO’lar, şirketlerini yeniden şekillendirme ve cesur kararlar alma gerekliliğinin de farkındalar.
PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması’nın sonuçları, liderlerin mevcut iş modelleriyle uzun vadede sürdürülebilir olamayacaklarını düşündüklerini ortaya koyuyor. 1 Ekim – 8 Kasım 2024 tarihleri arasında 109 ülke ve bölgeden 4.701 CEO’nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, optimist beklentiler ile teknoloji, jeopolitik ve iklim değişikliğinin iş dünyasına getirdiği dönüşüm arasında dikkat çeken bir ikilem olduğunu vurguluyor.
CEO’ların iyimserliği
CEO’ların %60’ı, küresel ekonominin önümüzdeki yıl daha iyiye gideceğine inanıyor. Bu oran, geçen yılki %38 ve iki yıl önceki %18 seviyelerinden önemli bir artış gösteriyor. %21’i ekonomik büyümenin aynı kalacağını, %20’si ise kötüleşeceğini düşünüyor. Bu oran, geçen yılki %45’e kıyasla ciddi bir düşüş anlamına geliyor.
Ancak CEO’lar, risklerin farkında. Makroekonomik dalgalanmalar (%29), enflasyon (%27) ve siber riskler (%24) en büyük tehditler olarak öne çıkıyor. İklim değişikliği (%14) ve sosyal eşitsizlik (%7) ise listenin sonunda yer alıyor.
Anahtar nokta: Şirketlerin, küresel iyimserlik dışında yerel dinamikler ve sektörel farklılıkları da dikkate alarak strateji oluşturması gerekiyor.
Yeniden şekillenme zorunluluğu
CEO’ların %42’si, mevcut iş modelleriyle şirketlerinin önümüzdeki 10 yıl içinde sürdürülebilir olamayacağını düşünüyor. Regülasyonlardaki değişiklikler ise bu sürdürülebilirliği en çok etkileyen faktör olarak öne çıkıyor.
Son beş yılda, CEO’ların %63’ü şirketlerinin değer yaratma, sunma ve yakalama yöntemlerini yeniden şekillendirmek adına önemli adımlar attıklarını belirtiyor. İnovatif ürün veya hizmet geliştirme (%38), yeni bir müşteri kitlesine ulaşma (%32) ve diğer organizasyonlarla iş birliği (%26) bu adımlar arasında öne çıkıyor.
Buna rağmen, birçok şirketin yeterince çevik olmadığı dikkat çekiyor. CEO’ların yaklaşık yarısı, bütçe ve insan kaynağı transferlerinin yıldan yıla %10’dan daha az olduğunu belirtiyor. Bu durum, son beş yıldaki gelirlerin yalnızca %7’sinin farklı işlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Anahtar nokta: İnovasyon için müşteri deneyimi ve karşılanmamış ihtiyaçlara odaklanmak gerekiyor. Bu, şirketlerin konfor alanlarının dışına çıkmasını, yeni fiyatlama modelleri ve pazarlama yolları denemelerini gerektirebilir.
Yapay zeka ve karlılık mücadelesi
CEO’ların %56’sı, yapay zekâ sayesinde çalışanların zaman verimliliğinin arttığını, %32’si ise gelirlerin yükseldiğini belirtiyor. Ancak kârlılık beklentileri henüz tam anlamıyla karşılanmış değil. 2024’te %46 olan kârlılık beklentisi, bir yıl sonra %34 olarak gerçekleşti. Yine de CEO’ların %49’u, önümüzdeki 12 ayda kârlılık artışı bekliyor.
Yapay zekânın öncelikli olarak teknoloji platformlarına ve iş süreçlerine entegrasyonu hedefleniyor. Ancak yalnızca az sayıda şirket, yapay zekâyı çalışan yetkinlikleri stratejisine entegre etmeyi planlıyor.
Anahtar nokta: Yapay zekâdan verim sağlamak için doğru yatırımlar yapmak, teknolojiyi iş akışlarına entegre etmek ve çalışanların yetkinliklerini geliştirmek gerekiyor.
İklim eylemi ve finansal etki
Son beş yılda, iklim yatırımları gelirleri artırma konusunda altı kat daha fazla olasılıkla olumlu sonuç verdi. Ayrıca CEO’ların üçte ikisi, bu yatırımların maliyetleri düşürdüğünü belirtiyor. Ancak bu faydalar, ülkeler arasındaki regülasyon farklılıkları ve teşvik mekanizmalarına bağlı olarak eşit dağılmıyor.
Anahtar nokta: İklim yatırımlarının avantajlarını maksimize etmek için liderlerin desteği, enerji ve kaynak kullanımı, tüketici eğitimi ve şeffaf veri kullanımı şart.
Karar verme kalitesi
PwC’ye göre, karar verme süreçlerinin kalitesi ile kârlılık arasında güçlü bir bağ var. Ancak birçok CEO, stratejik karar alma süreçlerinde tutarsızlık yaşandığını ifade ediyor. Bu durum, yanlış kararlar ve kayıplara yol açıyor.
Anahtar nokta: Belirsizlik dönemlerinde güçlü karar mekanizmaları, daha yüksek kârlılık oranları sağlıyor. Şirketlerin, karar verme süreçlerinde alternatif görüşleri değerlendirmesi ve şeffaf kriterler oluşturması önem taşıyor.



