• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa ARAŞTIRMALAR

Edelman Trust Barometer: Tüketici kendi “adasına” çekildi!

Kutuplaşma, günümüzde yalnızca politik tartışmaların ya da toplumsal gerilimlerin arka planında kalan bir olgu olmaktan çıktı. İnsanların kime güvendiğini, hangi markayla bağ kurduğunu ve hangi kurumlardan uzak durduğunu belirleyen temel bir dinamiğe dönüştü. Edelman’ın son Trust Barometer raporu, bu dönüşümün tüketici davranışlarını doğrudan şekillendiren yeni bir evreye girdiğini ortaya koyuyor. Tüketici, giderek daha dar ve homojen sosyal çevreler içinde konumlanırken, güven duygusu da büyük kurumlardan çok yakın ilişkilere ve günlük hayatın parçası haline gelen markalara yöneliyor.

Sevil Kişin Sevil Kişin
26 Ocak 2026
ARAŞTIRMALAR

Küresel ölçekte derinleşen kutuplaşma, artık yalnızca siyaset ve toplumsal yaşamı şekillendiren bir olgu olmaktan çıktı; tüketici davranışlarını ve markalarla kurulan ilişkileri de doğrudan etkileyen yapısal bir probleme dönüştü. Edelman’ın son Trust Barometer raporu, bu dönüşümün yeni bir evreye girdiğini ortaya koyuyor: İçe kapanma

Tüketici kendi “adasına” çekildi

Rapora göre tüketicilerin yüzde 70’i, kendisinden farklı yaşam tarzlarına, kökenlere veya politik görüşlere sahip insanlara karşı ya mesafeli ya da açıkça güvensiz. Bu tablo, bireylerin giderek daha küçük, homojen ve kapalı sosyal çevreler içinde konumlandığını gösteriyor. Edelman bu durumu, insanların metaforik olarak kendi “adaları”na çekilmesi şeklinde tanımlıyor.

Bu yeni düzende tüketici, politikacılar ya da büyük şirket yöneticileri gibi kurumsal figürlere eskisi kadar güven duymuyor. Güvenin merkezi, aile, arkadaşlar, komşular, iş arkadaşları ve doğrudan çalışılan kurumlar gibi yakın çevrelere kaymış durumda. Özellikle işverenler, bugün tüketici nezdinde en yüksek güvene sahip aktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Gelir düzeyi, güven uçurumunu derinleştiriyor

Edelman verileri, güven krizinin gelir düzeyine göre keskin biçimde ayrıştığını da ortaya koyuyor. Yüksek gelir grubundakilerin yüzde 61’i kurumlara güven duyduğunu belirtirken, bu oran daha düşük gelir grubunda yüzde 48’e geriliyor. Başka bir ifadeyle, farklı gelir grupları aynı ülkede yaşasalar bile kurumsal gerçekliği bambaşka biçimlerde deneyimliyor.

Bu kırılma, markalar açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Çünkü güven eksikliği, yalnızca algısal bir sorun değil; satın alma davranışını, marka sadakatini ve uzun vadeli ilişkiyi doğrudan etkileyen bir faktör.

Yerel markalar öne geçiyor

Raporda dikkat çeken bir diğer bulgu ise yerel markalar ile yabancı markalar arasındaki güven farkı. Tüketiciler, yabancı şirketlere kıyasla yerel şirketleri daha güvenilir buluyor. Bu fark, Kanada’da 32 puan, Almanya ve Japonya’da ise 29 puan gibi çarpıcı seviyelere ulaşıyor.

Bu tablo, yerel markalar için doğal bir rekabet avantajı yaratırken, küresel markalar açısından stratejik bir yeniden konumlanma ihtiyacını da beraberinde getiriyor.

Kutuplaşma çağında markalara düşen rol: “Trust broker” olmak

Edelman’a göre kutuplaşmanın bu denli belirleyici olduğu bir ortamda markaların sosyal ve politik konulara yaklaşımı radikal biçimde değişmek zorunda. Araştırma, tüketici güvenini artırmanın en etkili yolunun belirli bir pozisyonu savunmak olmadığını gösteriyor. Aksine, markaların insanları ortak çözümler etrafında bir araya getirmeye çalışması daha fazla karşılık buluyor.

Rapora göre:

  • Belirli bir sosyal pozisyonu açıkça destekleyen markalar tüketici nezdinde yüzde 13 oranında güven kazanıyor.
  • Taraf tutmadan, iş birliğini ve ortak zemini teşvik eden markalar ise yüzde 35 oranında güven artışı sağlıyor.

Bu noktada Edelman, markalar için yeni bir rol tanımı yapıyor: “trust broker” (güven aracısı). Yani markalar, farklı görüşleri karşı karşıya getiren aktörler olmak yerine, ortak çıkarları görünür kılan ve diyaloğu mümkün kılan yapılar haline gelmeli.

Küresel markalar için “polinasyonel” model

Yabancı markaların yaşadığı güven dezavantajını aşabilmesi için Edelman’ın önerdiği yaklaşım ise “polinasyonel” model. Bu modele göre markalar, tek merkezli küresel söylemler yerine, faaliyet gösterdikleri ülkelerde uzun vadeli yerel yatırımlara odaklanmalı.

Kısa vadeli bağış kampanyaları veya dönemsel sosyal sorumluluk projeleri yerine; istihdam, eğitim, yerel üretim ve topluluk gelişimi gibi alanlarda sürdürülebilir katkılar sunan markalar, tüketici nezdinde daha kalıcı bir güven inşa edebiliyor.

Influencer’lar, çalışanlar ve iç iletişim

Güven açığı yaşayan markalar için bir diğer kritik kaldıraç noktası ise güvenilir uzmanlar. Finans, teknoloji veya yaşam tarzı alanlarında güven inşa etmiş içerik üreticileriyle kurulan ilişkiler, markaların algısını güçlendirebiliyor.

Bununla birlikte, işverenlere duyulan yüksek güven dikkate alındığında iç iletişim ve employer branding çalışmaları da stratejik önem taşıyor. Kendi çalışanlarını ikna edemeyen markaların, tüketici nezdinde inandırıcı olması giderek zorlaşıyor. Çalışanların markayı samimiyetle temsil etmesi, güven zincirinin en güçlü halkalarından biri haline geliyor.

Düşük gelirli tüketiciyle bağ kurmak

Rapora göre markaların özellikle düşük gelir grubundaki tüketicilerle kurduğu ilişki yeniden düşünülmeli. Bu segment, kurumlara karşı daha temkinli ve daha hassas. Güven inşa edebilmek için markaların yalnızca ayrıcalıklı bir kesime hizmet etmediğini göstermesi gerekiyor.

İş güvencesi, adil ücretlendirme, yapay zekânın iş yaşamına etkileri gibi doğrudan ekonomik kaygılara temas eden mesajlar, bu kitleyle bağ kurmanın en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Edelman’ın verileri, bu yaklaşımı benimseyen markaların düşük gelirli tüketiciler arasında 18 puana kadar güven artışı sağlayabildiğini gösteriyor. Bu artış, yalnızca algısal bir kazanım değil; satışlara ve marka sadakatine doğrudan yansıyan somut bir değer anlamına geliyor.

Güven, yeni rekabet alanı

Kısacası Edelman Trust Barometer, markalar için net bir tablo çiziyor: Kutuplaşmanın derinleştiği bir dünyada güven, artık bir yan ürün değil; başlı başına bir rekabet alanı. İnsanları ayıran çizgileri kalınlaştıran markalar kaybederken, ortak zemini genişletenler uzun vadeli değer yaratma potansiyeline sahip oluyor.

Etiketler: araştırmaEdelmanmanşet

İlgili Haberler

Ekonomik baskı altında yeni bir tüketici profili doğuyor: Bilinçli, seçici ve talepkar
ARAŞTIRMALAR

Ekonomik baskı altında yeni bir tüketici profili doğuyor: Bilinçli, seçici ve talepkar

Bir yapay zekaya delice aşık olmak mümkün mü?
ARAŞTIRMALAR

Bir yapay zekaya delice aşık olmak mümkün mü?

Türkiye’de aktif spor yapanların sayısı 20 milyonu aştı
ARAŞTIRMALAR

Türkiye’de aktif spor yapanların sayısı 20 milyonu aştı

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.