Trump’ın tartışmalı gümrük tarifesi politikasıyla daha da derinleşen siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamına rağmen, dünya genelindeki tüketiciler geleceğe iyimser bir gözle bakıyor. Roland Berger danışmanlık şirketi ile pazar araştırma firması Potloc tarafından gerçekleştirilen “Decoding Consumer Behavior” başlıklı araştırma, bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
ABD, Çin, Brezilya, Almanya, Birleşik Krallık ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yaklaşık 3.000 tüketiciyle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, tüketim alışkanlıklarını mercek altına alıyor.
Araştırmanın sonuçlarına göre, mevcut çalkantılı siyasi ve ekonomik manzaraya karşın, tüketicinin ruh hali ve bütçesi genel olarak umut dolu. Ancak farklı ülkelerde tüketici davranışları dikkat çekici ölçüde farklılık gösteriyor. Gelişmekte olan pazarlarda tüketiciler daha güven dolu bir tutum sergilerken, sanayileşmiş ülkelerde temkinli bir yaklaşım hakim.
Örneğin Çin’de tüketicilerin %85’i geleceğe dair olumlu bir bakışa sahip. Buna karşılık Almanya’da tüketicilerin %52’si geleceğe dair kaygılı olduklarını belirtiyor. Birleşik Krallık’ta ise bu oran %42. Geleceğe dair endişelerin başında Ukrayna savaşı, ABD’deki yönetim değişimi ve ekonomik durgunluk geliyor. Buna rağmen, araştırmaya katılan küresel tüketicilerin %56’sı önümüzdeki aylara umutla bakıyor. Bu oran, 2024’e kıyasla %10’luk bir artışı temsil ediyor.
Tüketici güveninin artması, harcama eğilimlerine de yansıyor. Katılımcıların üçte ikisi 2025’te geçmiş yıllara kıyasla daha fazla harcama yapmayı planladığını söylüyor. Ancak bu artış, fiyatlara olan duyarlılığı ortadan kaldırmıyor. Tüketicilerin %30’u geçen yıllara kıyasla indirimli mağazalardan daha fazla alışveriş yaptığını ifade ediyor.
Aynı zamanda tüketicilerin %39’u bu yıl daha fazla seyahat etmeyi, %33’ü ise 2024’e göre daha sık dışarda yemek yemeyi planlıyor. Bununla birlikte Almanya başta olmak üzere, Birleşik Krallık ve ABD’de de tüketiciler 2025’te harcamalarını kısmayı hedefliyor.
Fiyat hala birinci sırada
Ürün satın alırken fiyat, tüketicilerin çoğu için hala en önemli karar kriteri konumunda. Fiyatı kalite ve marka itibarı takip ediyor. Tüketiciler ekonomik belirsizliğe rağmen kalite ve marka güvenilirliğinden taviz vermek istemiyor. Buna karşın sürdürülebilirlik, genel tüketim kararlarında daha geri planda kalıyor.
Araştırma, e-ticaretin öneminin de hızla arttığını ortaya koyuyor. Tüketicilerin %38’i 2025’te hem büyük e-ticaret platformlarından hem de sosyal medya üzerinden daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor. Her ne kadar tüketicilerin yaklaşık dörtte biri sosyal ticaret deneyimlerinden memnun kalmasa da, %48’i yeni satış kanallarını denemeye açık.
Yine de fiziksel mağazalar, müşteri hizmetleri ve alışveriş deneyimi açısından hala tercih ediliyor. Tüketiciler, online alışverişin çeşitlilik ve pratiklik avantajlarını sevse de, klasik mağazaları vazgeçilmez buluyor.



