Grammarly tarafından temmuz başında yapılan ve 2 bin ABD’li üniversite öğrencisinin katıldığı bir araştırma, yapay zekanın hem akademik hem de günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koydu. Online olarak yürütülen araştırma, üniversite öğrencilerinin yüzde 90’ının her hafta yapay zeka araçlarını kullandığını ve bu kullanımın büyük kısmının okulların rehberliği olmadan gerçekleştiğini gösteriyor.
Araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 49’u yapay zekayı fikir üretme aşamasında kullanıyor. Yüzde 42’si yazım ve dilbilgisi hatalarını düzeltmek için başvururken, yüzde 41’i anlamakta zorlandığı ders konularını kavrayabilmek için yardım alıyor. Katılımcıların yüzde 35’i okul dışı konularda (örneğin vergi işleri ya da seyahat planlama gibi) destek almak için yapay zekâya yöneliyor. Öğrencilerin dörtte biri, yapay zekayı özgeçmişlerini geliştirmek veya not kartları gibi çalışma materyalleri hazırlamak için kullandığını söylüyor. Ayrıca yüzde 22’si, mülakatlara hazırlanmak amacıyla bu araçlardan faydalanıyor.
Toplamda öğrencilerin yüzde 87’si yapay zekayı akademik amaçlarla kullandığını, yüzde 90’ı ise kişisel yaşamında da faydalandığını ifade ediyor. Katılımcılar, haftada ortalama 5 saatini derslerle ilgili; 5 saatini ise kişisel konularla ilgili yapay zeka kullanarak geçirdiklerini belirtiyor. Ancak bu yoğun kullanıma rağmen, öğrencilerin çoğu yeterli destek ya da rehberlik alamadığını düşünüyor.
Öğrencilerin yüzde 55’i yapay zekayı kendi başına öğrenmeye çalıştığını söylerken, yüzde 46’sı kullanım şekli yüzünden cezalandırılmaktan endişe duyduğunu belirtiyor. Hatta yüzde 10’u, şimdiden bu sebeple disiplin cezası aldığını aktarıyor. Katılımcıların yüzde 30’u, okullarında yapay zeka kullanımının yalnızca belirli görevler için serbest olduğunu; yüzde 31’i kaynak gösterildiği sürece daha geniş kullanımın kabul edildiğini söylüyor. Ancak yüzde 32’si, kendi üniversitelerinde yapay zekanın tamamen yasak olduğunu belirtiyor.
Mevzuatın olduğu durumlarda bile destek eksik. Öğrencilerin yüzde 69’u öğretim üyelerinin genellikle okul politikalarını dile getirdiğini söylese de yalnızca yüzde 11’i öğretmenlerinin yapay zeka kullanımını teşvik ettiğini belirtiyor. Bu durum öğrencileri belirsizliklerle dolu bir alanda bırakıyor.
Öğrenciler arasında da konuya bakış farklılık gösteriyor. Yüzde 37’si, yapay zeka kullanımının açıklandığı sürece kabul edilebilir olduğunu düşünürken; yüzde 25’i bunun hala kopya olarak görüldüğünü söylüyor. Yüzde 22’si ise bu araçların “akıllı” ya da “verimli” bir çözüm olarak değerlendirildiğini ifade ediyor.
Öğrencilerin yüzde 50’si, üniversiteden mezun olduktan sonra en önemli becerinin yapay zeka araçlarını kullanma bilgisi olacağını düşünüyor. Yüzde 62’si de kariyer başarısını bu araçları “sorumlu bir şekilde” kullanabilmeye bağlıyor. Buna karşılık, üniversite diploması aynı düzeyde önemsenmiyor.
Her ne kadar yalnızca yüzde 28’i kendi üniversitelerinin teknolojik gelişmelerin gerisinde kaldığını düşünse de araştırmanın genel sonuçları öğrencilerin yapay zekayı çoktan hayatlarına entegre ettiğini; üniversitelerin ise bu dönüşüme ayak uydurmakta zorlandığını gösteriyor.



