Yapay zekânın küresel ölçekte benimsenmesi 2025’in ikinci yarısı itibarıyla kritik bir eşiği aştı. Microsoft tarafından yayımlanan AI Diffusion Report 2025 verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 16,3’ü artık üretken yapay zekâ araçlarını öğrenme, çalışma ve problem çözme amacıyla düzenli olarak kullanıyor. Bu oran, yaklaşık her altı kişiden birinin yapay zekâyla doğrudan temas halinde olduğu anlamına geliyor.
Yalnızca altı ayda 1,2 puanlık artış, henüz birkaç yıl önce kitlesel kullanıma açılmış bir teknoloji için dikkat çekici bir hızlanmaya işaret ediyor. Rapor, yapay zekânın deneysel bir araç olmaktan çıkarak gündelik hayatın ve dijital ekonominin temel altyapılarından biri haline geldiğini ortaya koyuyor.
Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasındaki fark açılıyor
Ancak bu büyüme eşit dağılmıyor. Veriler, Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasındaki yapay zekâ kullanım farkının kapanmak yerine derinleştiğini gösteriyor. 2025 sonu itibarıyla Küresel Kuzey’de çalışma çağındaki nüfusun yüzde 24,7’si yapay zekâ araçlarını kullanırken, bu oran Küresel Güney’de yüzde 14,1 seviyesinde kaldı.
İki bölge arasındaki fark, yalnızca altı ayda 9,8 puandan 10,6 puana çıktı. Bu tablo, yapay zekâya erişimin yalnızca teknolojik kapasiteyle değil; dijital altyapı yatırımları, kamu politikaları, eğitim sistemleri ve toplumsal güven gibi uzun vadeli faktörlerle belirlendiğini gösteriyor.
Rapora göre, en yüksek benimseme oranlarına sahip ülkeler her zaman en gelişmiş modelleri üretenler değil; yapay zekâyı ekonomiye, kamu hizmetlerine ve gündelik yaşama sistematik biçimde entegre edenler.
Bir strateji hikayesi olarak Birleşik Arap Emirlikleri
Küresel sıralamanın zirvesinde Birleşik Arap Emirlikleri yer alıyor. Ülke, 2025’in ikinci yarısında çalışma çağındaki nüfusunun yüzde 64’ünde yapay zekâ kullanımına ulaşarak dikkat çekici bir liderlik sergiledi. Bu başarının arkasında kısa vadeli bir teknoloji dalgası değil, 2017’de başlatılan uzun vadeli bir ulusal strateji bulunuyor.
BAE, dünyanın ilk Yapay Zekâdan Sorumlu Devlet Bakanı’nı atayan ülke olarak, erken dönemde sektör önceliklerini belirledi ve yapay zekâyı kamudan eğitime kadar pek çok alanda yaygınlaştırdı. Üretken yapay zekâ araçları kitlelere ulaştığında, teknoloji zaten gündelik hayatın bir parçasıydı.
Bu durum, güven seviyelerine de yansıdı. Edelman Trust Barometer verilerine göre BAE’de yapay zekâya duyulan güven yüzde 67 seviyesindeyken, bu oran ABD ve Batı Avrupa ortalamasında yüzde 32 civarında seyrediyor.
ABD paradoksu: Teknolojiyi üretmek yetmiyor
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri ise ABD’nin yaşadığı paradoks. Dünyanın en gelişmiş yapay zekâ modellerini ve altyapısını üreten ülke olmasına rağmen, ABD 2025’in ikinci yarısında küresel benimseme sıralamasında 23’üncülükten 24’üncülüğe geriledi. Ülkedeki kullanım oranı yüzde 28,3 seviyesinde kaldı.
Bu tablo, inovasyonun tek başına yeterli olmadığını; eğitim, yaygın kullanım politikaları ve toplumsal normalleşme olmadan teknolojinin geniş kitlelere nüfuz edemediğini gösteriyor.
2025’in en hızlı yükseleni: Güney Kore
2025’in en dinamik ülkesi ise Güney Kore oldu. Ülke, yalnızca altı ayda küresel sıralamada yedi basamak yükselerek 25’inci sıradan 18’inci sıraya çıktı. Yapay zekâ kullanımı yüzde 30’un üzerine çıktı ve 2024 sonuna kıyasla yüzde 80’in üzerinde bir büyüme kaydedildi.
Bu ivmenin arkasında üç temel unsur bulunuyor:
İlki, kamu politikalarının hızlanması. Ulusal Yapay Zekâ Strateji Komitesi’nin kurulması, “AI Basic Act”in kabul edilmesi ve büyük şehirler dışındaki bölgelerde eğitime yönelik yatırımlar belirleyici oldu.
İkincisi, Korece dil modellerindeki performans artışı. GPT-3.5’ten GPT-4o ve GPT-5’e geçiş, yapay zekâyı eğitimden profesyonel kullanıma kadar güvenilir bir araç haline getirdi.
Üçüncüsü ise kültürel etki. 2025 Nisan’ında ChatGPT-4o ile üretilen Ghibli tarzı görsellerin sosyal medyada viral hale gelmesi, milyonlarca yeni kullanıcıyı teknik bariyerler olmadan yapay zekâ ile tanıştırdı.
Bu ivme, OpenAI’ın Seul’de ofis açmasına kadar uzanan bir etki yarattı.
DeepSeek ve yapay zekanın jeopolitiği
2025’in en beklenmedik gelişmelerinden biri de DeepSeek oldu. Açık kaynaklı ve ücretsiz bir yapay zekâ platformu olarak konumlanan DeepSeek, özellikle Batılı sağlayıcılara erişimin sınırlı olduğu pazarlarda hızla yayıldı. Modelin MIT lisansı altında sunulması, ücretsiz chatbot yapısı ve agresif dağıtım stratejisi bu yayılımı hızlandırdı.
DeepSeek’in benimsenmesi Çin, Rusya, İran, Küba ve Belarus gibi ülkelerde yüksek seyrederken, Afrika’da kullanım oranı diğer bölgelere kıyasla iki ila dört kat daha fazla oldu. Bu yayılım, teknoloji kalitesi kadar erişim, fiyat ve dağıtımın da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Bu durum, yapay zekâ rekabetinin artık yalnızca model geliştirme değil, küresel etki alanı oluşturma mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor. Aynı zamanda yönetişim, güvenlik ve standartlar konusunda yeni soru işaretleri doğuruyor.
Hızlı benimseme, derin eşitsizlik
Microsoft’un raporu, dünyanın yapay zekâyı çok hızlı benimsediğini, ancak bu sürecin mevcut eşitsizlikleri daha görünür hale getirdiğini ortaya koyuyor. Güçlü altyapıya, tutarlı politikalara ve yerel dillere uyarlanmış modellere sahip ülkeler avantajlarını pekiştirirken, Küresel Güney’in büyük bir bölümü ekonomik, eğitsel ve erişim temelli bariyerler nedeniyle daha yavaş ilerliyor.
Rapora göre yapay zekâ devriminin bir sonraki aşaması, teknik ilerlemelerden çok erişim, eğitim, güven ve yönetişim alanlarında alınacak stratejik kararlara bağlı olacak. Asıl mesele daha hızlı inovasyon değil; bu inovasyonun daha fazla insan ve ekonomi için anlamlı fayda üretmesini sağlamak. Aksi halde dijital uçurum, kalıcı bir yapısal ayrışmaya dönüşme riski taşıyor.
