Z Kuşağı çalışanlarının işyerlerindeki sosyal rahatsızlıkları açıkça kabul etmeleri, şirketler için yeni fırsatlar doğuruyor.
Z Kuşağı, tamamen dijital bir dünyada büyüdüğü ve iletişimlerinin büyük bir kısmını teknolojik cihazlar aracılığıyla gerçekleştirdiği için gerçek insanlarla yüz yüze durumlarda bazı zorluklar yaşayabilir. Bu soruna bir de küresel bir salgını eklediğinizde işgücüne yeni bir dinamik ekleniyor.
Kahoot ve Researchscape ile yapılan bir araştırma, Z Kuşağı çalışanlarının %90’ının iş yerinde sosyal rahatsızlık veya kaygı yaşadığını gösteriyor; bu kaygıyı neredeyse her gün deneyimleyenlerin %35’i de dahil. Sadece %10’u bu tür sorunları hiç yaşamadığını iddia ediyor. Bu durum, müşterilerle sık sık yüz yüze iletişimde bulunan iş yerlerini nasıl etkiliyor?
İş yerinde sunum yaparken endişeli veya gerginler
Araştırmaya göre, Z Kuşağı çalışanlarının %23’ü müşterilerle etkileşim sırasında sosyal kaygı yaşadığını belirtiyor. Ayrıca veriler, %44’ünün iş yerinde sunum yaparken endişeli veya gergin hissettiğini ortaya koydu. Z Kuşağı katılımcılarının %38’i toplantılarda veya sunumlarda fikirlerini ifade etmekte çekingen olduklarını paylaştılar.
Bu endişeleri ele almak için katılımcılar, yargılayıcı olmayan ve güvenli bir çalışma ortamının önemini vurguluyor ve %53’ü bu tür bir ortamın aktif katılım için güçlü bir teşvik olduğunu belirtiyor. Özellikle kadınlar (%44), erkeklerin (%34) aksine, toplantılarda veya sunumlarda görüşlerini paylaşma konusunda önceden bilgilendirilmeyi daha fazla önemsiyorlar.
Eğitim, finans ve inşaat en uygun sektörler
Araştırma aynı zamanda en fazla etkilenen sektörleri de belirledi; eğitim, finans ve inşaat sektörleri, sosyal açıdan kaygılı çalışanlar için en uygun sektörler olarak görünüyor, profesyonel hizmetler ve imalat sektörleri ise en düşük sosyal kaygı oranlarına sahip.
Sosyal beceri eğitimi, Z Kuşağı için önemli bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Araştırma, sosyal becerilerin geliştirilmesini (iletişim, liderlik ve müzakere becerileri) Z Kuşağı çalışanları için öncelikli bir hedef olarak belirliyor. Bu özellikle kadınlar (%48) için erkeklere (%36) göre daha önemli bir konu olarak öne çıkıyor. Akran temelli öğrenme, beceri geliştirme için ikinci önemli öneri olarak ortaya çıkıyor, bunu kendi kendine öğrenme için ayrılmış çalışma süresi takip ediyor.
Eğitim Z Kuşağı için temel becerilerin geliştirilmesine katkı sağlasa da iş yerindeki temel yeterliliklerdeki boşluklar artık işverenlerin dikkatini çekiyor. Z Kuşağı, işverenlere yardımcı olmak için, eğitim deneyimlerinin yetersiz kaldığı beş alanı belirleyerek işveren müdahalesinin gerekliliğine işaret ediyor:
- Network oluşturma (%32)
- Duygusal zeka (%35)
- Çatışma çözümü (%35)
- Stres yönetimi (%39)
- Yaratıcılık (%39)
Olumlu bir not olarak, eleştirel düşünme (%51) ve zaman yönetimi (%50) okulda en fazla öğrenilen beceriler olarak öne çıkıyor, bu da eğitimin işverenler için anlamlı bir etki yarattığı alanları vurguluyor.
Z Kuşağı, kurumsal eğitimden daha fazlasını istiyor
Çalışmanın sonuçlarına göre, Z Kuşağı çalışanları, işverenlerinin kendilerini temel ve geleceğe yönelik becerilerle donatma konusundaki çabalarına yüksek güven duyanlar (%36) kadar memnun olmayanlar için de bir mesaj iletiyor.
İşverenlerin kendi kültürlerini ve değerlerini yeniden gözden geçirmeleri gerekebilir çünkü Z Kuşağı katılımcılarının %32’si şirketlerinin kültürünün kendi nesillerinin değerleriyle uyumlu olmadığını ifade ediyor.
Özellikle eğitim ve gelişim konusunda, Z Kuşağı, işverenlere daha ilgi çekici bir gelecek için bazı öneriler sunuyor:
- Çalışanlar tarafından oluşturulan içerik aracılığıyla topluluğu teşvik edin (%31)
- Mizah ve komediyi öğrenmeye dahil edin (%31)
- Küçük boyutlu mikro öğrenme fırsatları sunun (%29)
- Paylaşılabilir, esprili içerik için popüler mem’lerden yararlanın (%28)
- Çevrimiçi ve çevrimdışı deneyimleri birleştirerek sürükleyici çevrimdışı deneyimler sunun (%27)
- TikTok gibi platformlardan ve gerçek etkileyicilerden bağlanabilir ve özgün mesajlar alın (%27)
Z Kuşağı iş yerinde yapay zekadan yararlanıyor
Z Kuşağı aynı zamanda yapay zekanın kariyer ve beceri gelişiminde rolünü de vurguluyor. Ankete göre, Z Kuşağı çalışanlarının %27’si yazma desteği için yapay zekadan yararlanıyor. Yüzde 25’i yeni beceriler öğrenmek için yapay zekayı kullanıyor ve yüzde 20’si sözlü iletişim gelişimi için yapay zekayı kullanıyor. Ancak yapay zekayı hiç kullanmayan yüzde 24 gibi önemli bir oran da bulunuyor, bu konuda cinsiyet eşitsizlikleri de göze çarpıyor.
Sonuç olarak, Z Kuşağı çalışanlarının iş yerlerindeki sosyal rahatsızlıkları işverenlere yeni fırsatlar sunuyor. Z Kuşağı, sosyal beceri eğitimi ve daha ilgi çekici çalışma ortamları gibi konularda beklentilerini dile getiriyor ve yapay zekanın kariyer gelişimi için önemini vurguluyor. İşverenler, bu beklentilere yanıt vererek ve çalışma koşullarını iyileştirerek Z Kuşağı çalışanlarını daha memnun ve verimli hale getirebilirler.



