Geçmişte cesur markalarla övülen bir dönemden artık sıradanlaşan bir marka çağına geçiyoruz.
Zira “algoritma çağında” cesur olmak riskli olabilir. Çünkü, her zaman yargılarda bulunuyoruz. Sonsuz seçenekler dünyasından böyle geçiyoruz. Daha iyi, daha güvenli, daha akıllı, daha mutlu görüneni ya da her ne arıyorsak onu seçiyoruz.
Tüketiciler olarak, seçimlerimizi neredeyse bilinçsiz olan içgüdüsel bir duyguya dayandırıyoruz. Ve “algoritmalar çağında” markaların sürüden çok uzakta olması riskli olabilir. Son dönemde akranlara uyum sağlamak bir marka stratejisi haline geldi.
Bu durumda marka manzarasının homojenleştirilmesiyle sonuçlandı. Bu da Türkçeye “sıradanlaşma” veya “sadeleşme” anlamında çevrilen “BLANDING” akımını doğurdu.
Blanding Nedir?
“Blanding” benzer minimalist estetik öğeleri benimseyen markalaşmayı ifade eden bir tanımlama olarak kullanılıyor. Yani markaların özgün özelliklerini kaybederek benzer ve sıradan hale gelmelerini ifade ediyor.
“Blanding” modernite adına tekrarlayan eğilimleri takip eden ancak özgünlük ve farklılaşma pahasına jenerik marka kimlikleri yaratma sürecidir.
Genellikle aşağıdaki markalama öğeleriyle somutlaştırılır:
- Serifsiz yazı tipleri
- Temiz çizgiler
- Sınırlı renk paleti
- Genel sadeleştirme
Blanding, görsel bir marka kimliğidir:
- Kontrollü
- Modern
- Düz

Markalar neden “yeniden markalaşıyor”?
Sosyal medya aracılığıyla tepkilerin artmasıyla markalar, bugünün marka konumlandırmasının yarın nasıl karşılanacağını giderek daha fazla düşünüyor.
Sosyal medya iletişiminin artması, markaların her zamankinden daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Elbbeteki bu aynı zamanda bir tehlike de yaratıyor. İnternetteki herkese açık gönderilerin, paylaşımların ve görsellerin ebediyen korunmasıyla birlikte, markalar kendini cesurca ifade etme konusunda giderek daha temkinli hale geliyor.
Her zamankinden daha fazla markanın bir marka itibarı stratejisi var ve/veya kamuoyu nezdinde isimlerini bozulmamış halde tutmak için itibar yönetimi hizmetlerini kullanıyor.
İş dünyasında rekabetin artmasıyla birlikte, markalar fark edilmek ve hedef kitleye ulaşmak için özgün bir kimlik oluşturmakta zorlanabiliyor. Benzerlik gösteren logolar, tüketici zihninde kolaylıkla tanınabilirlik sağlayabiliyor ve markaların rekabetin yoğun olduğu ortamlarda öne çıkmasını kolaylaştırıyor.
Bazı markalar, “blanding” trendini takip ederek logolarını benzer hale getirirken, tüketici zihninde daha güçlü bir marka birliği yaratma amacı güdebiliyor. Benzer logolar, tüketicilerin zihinlerinde bir araya gelerek daha büyük bir marka aidiyeti oluşturmasını sağlıyor ve bu da marka sadakati ve güveni artırıyor.
“Blanding” trendine ayak uyduran markalar
Ancak, “blanding” trendinin aşırı kullanımı bazı dezavantajlara da yol açabilir. Özgün ve farklı bir marka kimliği oluşturmak, tüketicilerin markayı hatırlamasını ve bağ kurmasını sağlayabilir. Benzer logolar kullanıldığında ise markaların birbirine karışması ve hatırlanmaması gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Geçtiğimiz birkaç yıl içinde, büyük lüks moda evleri tam olarak bu tür mülayim yeniden markalaşma çabalarına maruz kaldı. Tamamı büyük harf, san serif ve kalın yazı kullandı.

O kadar yaygın hale geldi ki, daha yakından bakmadan bir logoyu diğerinden ayırt etmek genellikle zor. Ve bu, web sitelerinden ambalaj ve kartvizitlere kadar her şeyde görülebilir.



