Geçtiğimiz yıl, rekor seviyedeki enflasyon tüm dünyayı vurmasıyla birlikte yaşam pahalılığı krizi birçok ülkede gündemde kalmaya devam ediyor.
Artan enerji, hammadde, işçilik maliyetleri ve tedarik zincirindeki aksamalar göz önüne alındığında, birçok şirket bu maliyetleri tüketiciye yansıtmaktan kaçınıyor. Markalar da bu zorlu ekonomik ortamda hayatta kalabilmek için “ürün küçülme” ve “eksik enflasyon“a başvuruyorlar.
İngilizce “Skimpflation” olarak adlandırılan bu uygulama, tüketicileri hem fiyat artışlarıyla karşı karşıya bırakmakla kalmıyor, aynı zamanda ürün kalitesini düşürerek durumu daha da kötüleştiriyor.
Eksik enflasyon nedir?
“Skimpflation” kelimesi, “eksiltmek” (kısıtlamak) ve “inflation” (enflasyon) kelimelerinin birleşiminden türetiliyor. Bu stratejiyi uygulayanlar, tüketicileri fiyat artışlarına karşı savunmasız bırakmanın yanı sıra ürün kalitesini düşürerek durumu daha da kötüleştiriyorlar.
Basit bir ifadeyle eksik enflasyon, üreticilerin aynı gıda ürünlerini piyasaya sürmeye devam etmeleri ancak maliyetleri düşürmek amacıyla bunları eskisinden daha ucuz malzemelerle üretmeye başlamaları anlamına gelir.
“Skimpflation” terimi ilk olarak 2021 yılında Amerikan televizyon kanalı NPR tarafından kullanıldı ve o tarihten bu yana bu olgu, Birleşik Krallık ve Almanya gibi Avrupa ülkelerine de yayıldı.
Özellikle Ukrayna’da savaş patlak verdikten sonra, patates cipsi üreticileri, ayçiçek yağının maliyeti nedeniyle palm yağı ile değiştirmeye başladılar.
Eksik enflasyon hizmetlere de yansıyor
Eksik enflasyon sadece ürünleri etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda hizmetlere de sızıyor. Bu, çağrı merkezlerinde daha uzun bekleme süreleri, banka şubelerinde kesintiler ve daha uzun kuyruklar, havalimanlarında personel eksikliği nedeniyle uzun beklemeler gibi sonuçlar doğuruyor.
Oteller artık odaları her gün temizlemiyor, havayolları daha az el bagajı izni veriyor ve daha yüksek ücretler talep ediyor, restoranlarda daha az garson bulunuyor ve süpermarketlerde kasada daha uzun kuyruklar oluşuyor.
Tüketiciler aldıkları hizmetlerin kalitesinin düştüğünü ve aynı zamanda çalışanların daha fazla çalışmak zorunda kaldığını görüyor. Ancak, değişiklikleri fark etmeyeceğini düşünmek yanıltıcı olabilir. Eğer müşteri aldatıldığını hissederse, şirkete sırtını dönmekten çekinmeyebilir.
Bu nedenle, markaların “eksik enflasyon” gibi stratejilere başvururken dürüstlüğü ön planda tutmaları gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, müşteri sadakati kaybolabilir ve markalar zarar görebilir.
