Nestlé Türkiye, 120’nci kuruluş yılında Onarıcı Tarım Projesi’ni sahaya taşıdı. Balıkesir’in Bandırma ilçesinde düzenlenen “Onarıcı Tarım: Buğdayın İzinde” etkinliğinde şirket, buğday hasadını basın mensuplarıyla birlikte deneyimledi. Basın gezisinde Nestlé Türkiye CEO’su Leszek Wacirz ve Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Başak Ünal, projenin küresel hedeflerini ve Türkiye’deki uygulama planını basınla paylaştı. Şirket küresel ölçekte temel hammaddelerinin %27,6’sını onarıcı tarım uygulayan çiftliklerden tedarik ediyor ve bu oranı 2030 yılına kadar %50’ye çıkarmayı hedefliyor.
Buğday hasadı Manyas Kuş Cenneti’nin komşusunda gerçekleşti
Etkinliğin sahne aldığı Bandırma Doruca Mahallesi, Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’na yakınlığıyla ekolojik açıdan hassas bir bölgede yer alıyor. Nestlé yetkilileri bu konumu bilinçli bir tercih olarak sunuyor ve projeyi yalnızca tarladaki verimle sınırlı görmediklerini vurguluyor. Katılımcı basın mensupları, çiftçi ve saha uygulama ekipleriyle bir araya gelerek hasat sürecine bizzat eşlik etti. Şirket toprağı, suyu, kuş popülasyonunu ve faydalı böcekleri birlikte gözeten bir üretim modelini öne çıkarıyor.
Nestlé Türkiye CEO’su Leszek Wacirz akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Nestlé’nin 1866’da İsviçre’de kurulduğunu ve bugün 185 ülkede, 2.000’den fazla markayla faaliyet gösterdiğini hatırlattı. Türkiye’deki hikaye ise 1906’ya uzanıyor. Şirket bugün 9 kategoride 800’ü aşkın ürün ve 50’den fazla markayla her 10 evden 9’una ulaşıyor. 106 yerel üretici iş birliği ve 6 üretim tesisi, şirketin yerel tedarik zincirindeki ağırlığını gösteriyor.
Türkiye’de 100 çiftçi, 500 hektar, 2030 hedefi 400 çiftçi
Nestlé Türkiye onarıcı tarım uygulamalarını bugün buğday ve mısır başta olmak üzere 100’den fazla çiftçiyle, yaklaşık 500 hektarlık alanda yürütüyor. Proje portföyü ilk aşamada buğday, mısır, şeker pancarı ve süt üretimini kapsıyor. Şirket 2030 yılına kadar bu kapsamı 400 çiftçiye ve 2.000 hektarlık alana genişletmeyi planlıyor.
Başak Ünal’ın paylaştığı verilere göre tarım sektörü Türkiye’de GSYH’ye yaklaşık %7 katkı sağlıyor ve ülke küresel tarımsal üretimde ilk 7 ülke arasında yer alıyor. Aynı konuşmada dikkat çeken bir uyarı da yer aldı. Türkiye’de temel tarım ürünlerinde %25’e varan verim kaybı riski bulunuyor ve bu risk iklim değişikliği, su stresi ile toprak yorgunluğundan besleniyor. Örtü bitkileri ekimi, azaltılmış toprak işleme ve entegre mera yönetimi gibi uygulamalar, projenin karbon tutumuna katkı sağlayan teknik ayaklarını oluşturuyor.
Toprak verileri artık uydudan izleniyor
Projenin sahadaki uygulamasını teknoloji ortaklıkları destekliyor. FieldStation Pro ile toprak ve iklim verileri anlık izlenirken, PestTrap Air zararlı risklerini uzaktan takip etmeyi mümkün kılıyor. Uydu görüntüleri tarladaki gelişim farklarını ortaya koyuyor, dijital toprak analizleri ise besin elementi ihtiyaçlarını daha net gösteriyor. Tüm bu veriler bir app ve dashboard üzerinden çiftçi için bir karar destek sistemine dönüşüyor. Şirketin vurgusu net. Çiftçi artık takvime veya alışkanlığa bağlı kalmadan, saha verisine dayalı karar alabiliyor.
Genç İşi Tarım’a 1,5 milyon TL hibe desteği
Nestlé Türkiye, dönüşümün kalıcılığını gençlerle kurduğu bağa bağlıyor. Impact Hub İstanbul ortaklığında yürütülen Genç İşi Tarım programı, gençleri girişimcilik, teknoloji ve onarıcı tarım eksenlerinde destekliyor. Program üniversitelerde saha ve kampüs buluşmaları, dijital öğrenme içerikleri ve uzman oturumları düzenliyor. Fikir maratonu ve kuluçka aşamalarında olgunlaşan projelere toplam 1,5 milyon TL hibe desteği sağlanıyor. Şirket 5 yıl içinde 20 binden fazla gence ulaşmayı, bu süreçte 100’ün üzerinde paydaşı ve 90’dan fazla uzmanı aynı ekosistemde buluşturmayı hedefliyor.
“Dönüşümün merkezine tarımı, toprağı ve çiftçiyi alıyoruz”
Nestlé Türkiye CEO’su Leszek Wacirz, gıda üretiminin geleceğinin tarımsal değer zincirinin tamamında daha dayanıklı bir yapı kurmaktan geçtiğine inandıklarını söyledi. Wacirz, şirketin dönüşümün merkezine tarımı, toprağı ve çiftçiyi aldığını belirterek, hedeflerinin toprak sağlığını, biyoçeşitliliği ve su kaynaklarını güçlendirerek gıda sistemlerini uzun vadede güvence altına almak olduğunu aktardı. Global ölçekte 2030’a kadar temel hammaddelerin %50’sini onarıcı tarım uygulayan çiftçilerden tedarik etme hedefinin, Türkiye’deki projeyle birebir örtüştüğünü vurguladı.
Nestlé için onarıcı tarımın yalnızca bir üretim modeli değil; toprağın sağlığını, çiftçilerin dayanıklılığını ve gıda sistemlerinin sürdürülebilirliğini birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım olduğunu belirten Nestlé Türkiye Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Başak Ünal, “Nestlé Türkiye olarak, onarıcı tarımın Türkiye’de yaygınlaşmasına öncülük ediyor; sahada karşılığı olan, ölçülebilir ve uzun vadeli değer yaratan uygulamalarla tarım ekosisteminde kalıcı bir dönüşüm yaratmayı hedefliyoruz. Mısır ve buğdayla başlayan bu yolculuğu, önümüzdeki dönemde şeker pancarı ve süt üretimi gibi farklı değer zincirlerine de taşıyarak etkimizi büyütmeyi amaçlıyoruz. dedi.
Nestlé Türkiye’nin 2030 stratejisi, “Türkiye’deki tüm aileler için daha sağlıklı beslenmeyi karşı konulmaz hâle getirmek” misyonu etrafında şekilleniyor. Onarıcı Tarım Projesi, şirketin bu misyonu tarım tarafında somutlaştıran ilk büyük adımı olarak öne çıkıyor.



