Sosyal medyada hızla parlayan viral trendler, birçok markanın dikkatini çekerken beraberinde karmaşık bir dengeyi de getiriyor. Sprout Social’ın son raporu, bu trendlerin markalar için her zaman faydalı olmadığını ortaya koyuyor.
Rapor, tüketicilerin %40’ının markaların viral trendleri benimsemesini “havalı” bulduğunu belirtirken, %33’ü bu yaklaşımı “utanç verici” olarak değerlendiriyor. Ayrıca tüketicilerin %27’si, bir trende yanıt vermenin etkili olabilmesi için bu tepkinin ilk 24-48 saat içinde gerçekleşmesi gerektiğine inanıyor. Özellikle Z Kuşağı, viral trendleri benimseyen markalara daha hoşgörülü yaklaşırken, Baby Boomer kuşağı bu konuda daha mesafeli.
Sprout Social’ın Marka Pazarlama Başkan Yardımcısı Layla Revis’e göre, “Markaların sosyal medyada başarıya ulaşması için bağlı oldukları kültürün nüanslarını anlamaları ve özgünlüğe öncelik vermeleri gerekiyor. Derinlik yerine yüzeysellik tercih edildiğinde, tüketiciyle kurulan bağ zayıflıyor.”
Özgünlük, viral trendlerden daha etkili
Raporda, viral trendleri takip etmenin yerine özgün ve ilgi çekici içerik üretmenin önemi vurgulanıyor. Revis, “Tüketiciler, insani ve gerçek değerlerini yansıtan içerikler yaratan markaları takdir ediyor. Markalar, sürekli trendleri kovalamak yerine hedef kitlelerinin ilgisini çeken içerikler oluşturmalı” diyor.
Önümüzdeki dönemde sosyal medya platformlarının geleceği belirsizliğini koruyor. Özellikle ABD’de TikTok’un geleceği ve Meta’daki içerik denetleme değişiklikleri, markalar için yeni zorluklar yaratıyor. Raporda, Z Kuşağı tüketicilerinin %50’sinin 2025’te sosyal ağlardan ürün satın almayı planladığı belirtiliyor. Bu oran genel nüfusta %33 seviyesinde.
Ayrıca Z Kuşağı, TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlarda hesap sahibi olmaya diğer yaş gruplarından daha yatkın. Ancak yanlış bilgi sorunu, sosyal medyada tüketicilerin markalardan daha fazla sorumluluk beklemesine yol açıyor. Tüketicilerin %93’ü, markaların sosyal medyada yanlış bilgilere karşı daha aktif bir şekilde mücadele etmesi gerektiğini düşünüyor.
Yanlış bilgiyle mücadele ve markaların rolü
Revis, “Topluluk notları ve kullanıcıların yorumlarına dayalı denetleme araçları, markalara izleyicileriyle şeffaf bir şekilde iletişim kurma fırsatı sunuyor. Ancak bu, markaları yanlış bilgiler konusunda daha proaktif olmaya zorluyor” diyor.
Sprout Social’ın raporu, markaların sosyal medyada yalnızca viral trendlerin peşinden gitmekle kalmayıp, aynı zamanda doğru bilgiyle değer katan, özgün ve anlamlı içeriklere odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşım, markaların uzun vadede tüketicilerle daha derin bağlar kurmasına yardımcı olabilir.



