CMO’lar, sürdürülebilirliğin yolunda daha az engelle karşılaşıyorlar ve bu, gezegenin pek çok krizle karşı karşıya olduğu bu dönemde markaların sürdürülebilirlik ve aktivizmi önceliklendirmeye başlamasıyla paralel bir gelişme olarak ortaya çıkıyor.
Bu çalkantılı dönemde, birçok marka insanlığı tehdit eden hastalıkları geride bırakmanın yolu olarak sürdürülebilirlik ve aktivizmi öne çıkarıyor. Bu da iş dünyası ile toplum arasında bir köprü oluşturuyor gibi görünüyor.
Dentsu Creative’in Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Hindistan, İtalya ve İspanya’daki gerçekleştirdiği yakın tarihli araştırmasına göre, 10 pazarlama yöneticisinden en az 8’i, markaların etik bir amacı veya sosyal bir misyonu olması gerektiğini düşünüyor.
Pazarlamacıları en çok endişelendiren konulardan biri, iklim değişikliğinin giderek daha belirgin hale gelmesi. Pazarlama direktörlerinin %81’i, hizmet sundukları markaların yakın gelecekte iklim değişikliği konusunda ciddi bir dönüşüm geçireceğine inanıyor. Ancak %62’si, topluma ve çevreye odaklanan kampanya ve yatırımların, “greenwashing” olarak algılanma riski taşıyan olumsuz sonuçlara yol açabileceğinden endişe duyuyor.
Ancak tüketiciler, sürdürülebilirliği reklamlara entegre eden markaların ürün ve hizmetlerini satın almaya daha istekli.
İklim değişikliği CMO’lar arasında önemli bir endişe kaynağı
İklim değişikliği şu anda pazarlamacılar arasında önemli bir endişe kaynağı ve gelecekte bu endişelerin daha da artması bekleniyor. CMO’ların büyük bir kısmı, 2030 yılında iklim değişikliğinin en büyük endişelerden biri olacağını belirtiyor.
Buna ek olarak, sürdürülebilirlik odaklı girişimleri başlatma konusunda pazarlama direktörlerinin bugün daha az engelle karşılaştığı görülüyor. CMO’ların %45’i, doğrudan üretim ve geri dönüşümle ilgili karmaşık lojistik sorunlarla karşılaşmaktan pişmanlık duyuyor, ki bu oran bir yıl önce %57 idi.
Sürdürülebilirlik önceliği azalıyor
Sürdürülebilirliği önceliklendirmekte zorlanma oranı da azalmış durumda. Geçen yıl, pazarlamacıların %50’si sürdürülebilirliği ticari zorluklara göre önceliklendiremediklerini belirtmişti ancak bugün yalnızca %39’u aynı görüşte.
Ancak CMO’lar hala bazı zorluklarla karşı karşıya. Özellikle maaş bordrosunda bulunan şirketlerin sürdürülebilirliğe yatırım yapmada zorlandığı ve işlerinin bir bölümünde sürdürülebilirliği benimseme konusunda eksikliklerle uğraşmak zorunda kaldıkları görülüyor. Ayrıca, CMO’lar medya bütçelerinin istemeden siyasi kutuplaşmaya katkıda bulunabileceğinden endişeli.



