Ünlü İsviçreli saat üreticisi Swatch, Çin’de büyük bir krizin ortasında kaldı. Şirketin kısa süre önce yayınladığı bir reklam filmi, Asya kökenli bir modelin göz kenarlarını yukarı doğru çektiği sahne nedeniyle Çinli sosyal medya kullanıcıları tarafından “ırkçı” bulunarak sert eleştirilere maruz kaldı.
Bu hareket, Batılıların uzun yıllar Asyalılarla alay etmek için kullandıkları bir jesti hatırlatınca, reklam hızla tepki topladı ve kısa sürede yayından kaldırıldı. Swatch, gelen yoğun eleştiriler üzerine bir açıklama yaparak, “Yanlış anlaşılmaya veya rahatsızlığa neden olduysak özür dileriz. Konuya en yüksek önceliği veriyor ve reklamı dünya genelinde geri çekiyoruz” ifadelerini kullandı.
Swatch’un özürleri “yangını” söndürmeye yetmedi
Ancak markanın özrü, Çin’de alevlenen tartışmaları yatıştırmaya yetmedi. Çin’in en büyük sosyal medya platformlarından Weibo’da kullanıcılar Swatch’a yönelik öfkelerini dile getirdi.
Çin, Hong Kong ve Makao, Swatch’un en kârlı pazarları arasında yer alıyor ve şirket gelirlerinin yaklaşık yüzde 27’si bu bölgeden geliyor. Ancak ülke ekonomisindeki yavaşlamanın etkisiyle markanın satışları son aylarda düşüş eğilimindeydi. Swatch, kendi markasının yanı sıra Omega, Longines ve Tissot gibi dünyaca ünlü saat markalarının da üreticisi. Dolayısıyla Çin’de yaşanan bu kriz, yalnızca Swatch için değil, tüm grup markaları için ciddi bir risk anlamına geliyor.
Aslında bu olay, Batılı markaların Çin’de ilk kez kriz yaşaması değil. 2021’de H&M, Nike ve adidas, Sincan’daki pamuk üretiminde insan hakları ihlalleri olabileceğini gündeme getirdikleri için Çin’de kitlesel boykotlarla karşı karşıya kalmıştı. Benzer şekilde Uniqlo da “Sincan pamuğu kullanmıyoruz” açıklamasından sonra sert tepkiler almıştı. 2018’de Dolce & Gabbana’nın, bir Çinli modelin pizza ve makarnayı yemek çubuklarıyla komik biçimde yemeye çalıştığı reklam filmi büyük bir skandala dönüşmüş, marka Çin’de çevrim içi satış kanallarından silinmiş ve Şanghay’daki defilesini iptal etmek zorunda kalmıştı.
Swatch krizi de benzer bir zincire eklenmiş durumda. Çin’de Batılı markaların kültürel hassasiyetlere dikkat etmemesi, yalnızca imajlarına değil, milyarlarca dolarlık pazar paylarına da ciddi zarar verebiliyor.



