Dijital dünyada reklamları susturmak için elimizin altında sayısız araç var: tarayıcılarımızda tek bir tıkla aktif ettiğimiz “ad blocker” eklentileri, abone olduğumuz reklamsız platformlar… Peki ya sokaklar?
Şehirlerin dört bir yanını saran reklam panoları, metroda karşımıza çıkan dev afişler, sinema öncesi gösterilen reklamlar ya da dergilerdeki parıltılı ilanlar? Gerçek dünyada gözümüzü yoran bu görsel kirliliğe karşı elimiz kolumuz bağlıydı, ta ki Belçikalı bir mucit sahneye çıkana kadar…
Stijn Spanhove adlı genç mucit, gerçek dünyada karşımıza çıkan reklamları dijital dünyadaki gibi “engelleyebilen” bir uygulama geliştirdi. Snap’in artırılmış gerçeklik gözlüğü Spectacles ile çalışan bu uygulama, Google Gemini yapay zekasıyla entegre biçimde çalışıyor. Gözlüğün kamerası çevreyi tarıyor, reklama benzeyen her görsel öğeyi tespit ediyor ve ekranınızda onların üzerine yarı saydam kırmızı bir dikdörtgen yerleştiriyor. Böylece reklamlar görünürlüğünü büyük ölçüde yitiriyor, ama gözlüğü takan kişi, isterse neyin gizlendiğini hala seçebiliyor.
🚫🕶️ I've been building an XR app for a real-world ad blocker using Snap @Spectacles. It uses Gemini to detect and block ads in the environment.
It’s still early and experimental, but it’s exciting to imagine a future where you control the physical content you see. pic.twitter.com/ySkFfF6rxS
— Stijn Spanhove (@stspanho) June 19, 2025
Spanhove, bu uygulamanın henüz çok erken bir geliştirme aşamasında olduğunu vurguluyor. Ancak hedefi net: “Fiziksel dünyadaki içeriklere karşı da dijitaldeki gibi kontrol sahibi olmak.”
Gelecek sürümlerde reklamlara tamamen opak bir filtre uygulanması planlanıyor. Böylece istenmeyen reklamlar yalnızca bulanıklaştırılmakla kalmayacak, tamamen gözden silinebilecek.
Elbette bu teknolojinin bir sınırı da var: Şimdilik sadece Snap’in Spectacles gözlükleriyle çalışıyor. Yani Apple Vision veya Meta Quest gibi diğer artırılmış gerçeklik cihazlarıyla henüz uyumlu değil. Ancak Spanhove’un bu konuda da çalışmaları devam ediyor.
Gerçeklik artık sadece görmekle ilgili değil, neyi görüp neyi görmeyeceğimizi seçmek de mümkün olabilir. Ve belki de şehirlerde gözlerimize giydirdiğimiz ilk dijital kalkanın başlangıcı olabilir.



