CEO’ların Gündemi: Ali Fuat Orhonoğlu

Unilever Türkiye Ülke Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, 2024'te şirketinin izlediği stratejileri ve 2025’te sektöre yön verecek yenilikçi projelerini "CEO'ların Gündemi" özel haberimizde paylaştı.

2024, iş dünyasında hızla değişen dinamiklerin etkisiyle birçok CEO’nun büyük bir sınav verdiği bir yıl oldu. Ekonomik belirsizlikler, yapay zekanın yükselmesi ve sürdürülebilirlik konularındaki baskılar, liderlerin geleceğe yönelik adımlarını belirlemede önemli bir rol oynadı. Belirsizliklerin gölgesinde, liderler yalnızca ayakta kalmakla yetinmedi; aynı zamanda geleceği inşa eden cesur ve yenilikçi adımlarla fark yarattı. Ancak 2024’ün zorluklarını geride bırakan bu liderlerin, 2025’e dair ajandalarında neler var?

“CEO’ların Gündemi” özel dosyamızda, bu sorunun yanıtını arıyor ve zorlu süreçlerde başarıyı yakalayan liderlerin yaratıcı stratejilerini, gelecek vizyonlarını mercek altına alıyoruz. Unilever Türkiye Ülke Başkanı Ali Fuat Orhonoğlu, 2024’te elde ettikleri başarıları ve 2025’e yön verecek projelerini bizimle paylaşarak bu önemli soruya ışık tutuyor:

2024 yılı, 2023’ün son çeyreğinde global olarak açıkladığımız Büyüme Eylem Planımızı (Growth Action Plan) hayata geçirmeye odaklandığımız bir yıl olarak kayda geçti. Bu plan bilinçli olarak sade ve odaklı bir şekilde hazırlandı ve 5 temel öncelik belirledi:

  1. Dünya genelinde en büyük 30 markamıza odaklanmak, kaynaklarımızı ve desteğimizi bu markalar arkasına koyarak bunlarla büyümek.
  2. Göz ardı edilemeyecek bir marka üstünlüğü ortaya koymak – ürünün ambalajından raftaki yerine, promosyonuna, fiyatına, mesajına kadar her yönüyle güçlü bir marka pazarlama süreci yürütmek.
  3. Çok yıla dayanan programlı bir inovasyon süreci yürütmek. Yani kategori büyümesi getirecek, ölçeklendirilebilir inovasyonları önceliklendirmek.
  4. Marka yatırımını ve getirilerini büyütmek – yani bir diğer deyişle doğru kanallara yatırım yapmak ve yatırım verimliliğini yükseltmek.
  5. Son olarak da portfolyomuzu optimize etmeye devam etmek.

Bunları da elbette güçlü bir performans kültürüyle ve de sürdürülebilirlik alanında taahhütlerimizi işimize entegre halde takip ederek gerçekleştirmek üzere çalıştık.

“Hedefimiz 2039’a kadar 0 emisyon!”

2024 yılı Unilever’in sürdürülebilirlik hedeflerini yenilediği ve güncellediği bir yıl olarak kayıtlara geçti.

Dünyada sürdürülebilir yaşam için alarmı ilk çalan şirketlerden biriyiz. 2010 yılında sürdürülebilirliği ilk dile getiren ve hedeflerini iş stratejisiyle birleştirerek aksiyona geçen öncü şirketler arasında yer almıştık.

Bu yıl da bu doğrultuda yeni dünyanın gereklilikleriyle gezegenimiz için en büyük riskleri teşkil ettiğine ve geniş ölçekte etki yaratabileceğimize inandığımız yeni alanlar tespit ederek hedeflerimizi güncelledik. Daha hızlı ve sistematik hareket ederek; iklim, doğa, plastikler ve yaşam koşulları alanlarına odaklanacağız. Atık yönetimi, onarıcı tarım, sürdürülebilir tedarik çözümlerinde ivme kazanacağız.

Hedefimiz 2039’a kadar 0 emisyon! Paris İklim Anlaşması’nın belirlediği karbon nötr hedefi 2050 iken, biz değer zincirimizde net sıfır emisyon hedefimizi 11 yıl öne yani 2039 yılına koyduk. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarla operasyonel maliyetler azaltıldı. Türkiye’deki fabrikalarda %100 yenilenebilir enerji kullanımı sağlanırken, bu yıl Konya’daki ev bakım fabrikasında 5 MW kapasiteli güneş enerjisi santrali devreye alındı. Bu sayede Unilever için alanında dünyanın en büyük 2. Tesisi olan bu fabrikanın enerji ihtiyacının 1/3’ünü güneş enerjisinden sağlamaya başladık.

“Türkiye’nin 215 bin noktasına ürün sevkiyatı yapan bir lojistik ağımız var”

Unilever, yapay zeka (AI) ve dijitalleşmeyi hem iş süreçlerini optimize etmek hem de sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemek için stratejik öncelikler arasında konumlandırıyor. Üretimden tedarik zincirine, tarım uygulamalarından tüketici deneyimine kadar geniş bir yelpazede dijitalleşme projelerini hayata geçirdik.

Türkiye’nin 215 bin noktasına ürün sevkiyatı yapan bir lojistik ağımız var. Burada rota optimizasyonu yapabilmek hem büyük bir tasarruf hem de büyük bir karbon emisyonu azaltımı katkısı demek. Bugün yapay zeka destekli teknolojileri kullanarak bu optimizasyondan fayda sağlıyoruz.

Ürün geliştirme tarafında ise globalde güzellik ve sağlık alanında 400’den fazla yapay zeka uygulaması kullanarak formülasyonlarımızı daha sürdürülebilir ve ekonomik hale getirdik. Mikrobiyom inovasyonuna 20 yıldır odaklanarak 12 binden fazla veri topladık ve 100’den fazla patent aldık. Şu anda Unilever olarak 5 milyardan fazla veri ile dünyanın en büyük mikrobiyom veri koleksiyonlarından birine sahibiz.

Mağaza kurulumu perakendede çalışan hepimiz için işimizin gözbebeği bir alan. 2021 yılı öncesinde, “mükemmel mağaza” kriterlerimize ait verileri alıyor ve sınırlı sayıda kişiyle manuel olarak analiz ediyorduk. 2021 ortasından itibaren yapay zeka ve makina öğrenmesi destekli bir altyapı ile hayatımıza giren görüntü tanıma teknolojisi; raflarımızı 5 dakikada analiz etmemize ve takip ettiğimiz mükemmel mağaza KPI’ları hakkında detaylı performansı görmemize yardımcı oluyor.

Böylelikle doğru ürünün doğru konumda ve satın alma davranışına yardımcı olacak şekilde doğru görünürlükte bulunduğuna emin oluyoruz. Bu teknolojik altyapı bize zaman verimliliği, %95 veri doğruluğu ve üretkenlik sağlıyor.

Dondurma sektöründe de devrim yaratan yapay zeka destekli dondurucuları adım adım yaygınlaştırıyoruz. Bu dolaplar, stok seviyelerini gerçek zamanlı olarak izlemek için görüntü yakalama ve yapay zeka teknolojisini kullanıyor, satış ekiplerine değerli veriler sağlıyor ve perakendecilerin gelirlerini maksimize etmelerine yardımcı oluyor.

Genel olarak şunu söyleyebilirim. Teknoloji, hem şirket içindeki operasyonları hem de dış paydaşlarla ilişkileri daha etkin hale getirdi ve sürdürülebilirlik stratejileriyle entegre bir şekilde uygulandı.,

“Artık faiz politikalarında değişimler beklemeye başlayacağımız bir dönem geliyor”

2024 yılı, yüksek enflasyon sonrası ABD ve Avrupa’da 2 yıla yakın uygulanan parasal sıkılaşmanın sonuna geldiğimiz bir yıl oldu. Henüz tam anlamıyla enflasyon sorunu çözülmemiş olsa da artık faiz politikalarında değişimler beklemeye başlayacağımız bir dönem geliyor. Yine dünya nüfusunun neredeyse yarısından fazlasının seçimler yaptığı bir yılı tamamlıyoruz, bu da önemli bir belirsizliğin sona ermesi anlamına geliyor.

Dolayısıyla önümüzde şüphesiz yeni dinamiklerin oluşacağı bir dönem var. Unilever olarak hem makro düzeyde hem de pazarlarımızda son trendler ışığındaki gelişmelere bakarak, 2030 yılına kadar geçerli olacak global önceliklerimizi “Büyüme Eylem Planı 2030” başlıklı stratejide belirledik.

En güçlü markalarımızla, öncelikli pazarlarımızda, teknolojideki son fırsatların getirdiği imkanlardan faydalanarak, markalarımızı göz ardı edilemeyecek üstünlük ortaya koyacak şekilde konumlayarak ve çok yıla dayanan inovasyonları önceliklendirerek yeni bir oyun planı izleyeceğiz. Özellikle bilim ve teknoloji aracılığıyla verimliliği daha üst seviyelere çıkarma ve yeni kanallarda büyüme açısından önemli fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz.

Diğer taraftan özellikle sürdürülebilirlik alanında yapısal zorlukları aşmak için daha sistematik bir şekilde sektör paydaşlarımızla ve düzenleyici kuruluşlarla daha yakinen çalışmayı hedefliyoruz. Yakın zamanda INC-5 toplantısında görüşülen global plastik anlaşmasını destekliyor, bu anlaşmanın ön gördüğü geri dönüşüm altyapılarının kurulması için de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek üzere çalışıyoruz.

Tüm bu adımları 2025’te iş stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıracağız.

Exit mobile version