Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2026 Stratejileri” özel dosyamızda, pazarlama dünyasının yeni yıl önceliklerini, bütçe kırılmalarını ve markaların rekabet avantajını yeniden tanımlayan yaratıcı yaklaşımları masaya yatırıyoruz. Türkiye’nin farklı sektörlerinden CMO’lar, 2025’in getirdiği kırılmaları, öğrenimleri ve zorlukları değerlendirerek yeni yılda nasıl bir stratejik panorama ortaya çıkacağını bizimle paylaşıyor. Bu kapsamlı perspektif içinde DOYUYO Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Sinem Karabayır, 2025’te edindikleri içgörülerle 2026’ya uzanan yol haritasını, değişen tüketici beklentilerini ve pazarlama dünyasını etkisi altına alacak trendleri tüm açıklığıyla aktarıyor:
“CMO’ların 2026 Stratejileri”nin tüm katılımcıları için tıklayın
Doyuyo olarak, PardoFood çatısı altında 2019’da Özdilek Park İstanbul’da açtığımız ilk restoranla hızlı servis sektörüne adım attık. Büyüme stratejimizi “doğru marka, doğru yatırımcı, doğru lokasyon” ilkesi üzerine kurarak, çıtır tavuk odaklı fast-casual konseptimizle kısa sürede geniş bir zincir hâline geldik. Bugün yüksek ürün kalitemiz ve operasyonel verimliliğimizle sektörün en çok tercih edilen markalarından biriyiz.
2019’dan bu yana istikrarlı büyüyen markamız, 2025’te güçlü bir ivme yakaladı. Sektördeki tüm dalgalanmalara karşın operasyonel ve coğrafi olarak ölçeğimizi ciddi şekilde genişletmeyi başardık. Potansiyel boşlukları değerlendirip yeni noktalarda tüketicimizle buluşurken, onlardan aldığımız güç ile planlı ve de homojen bir büyüme gerçekleştirdik. Türkiye genelinde yaklaşık 80 şubeye ulaşmamız ve bazı uluslararası zincirlerin şubelerini devralmamız bu büyümenin en önemli kanıtları arasında.
Elde ettiğimiz bu güçlü büyümenin yanı sıra, lezzet tarafında da kendimizi sürekli geliştirmeye yoğunlaştık. Çünkü Doyuyo olarak sektördeki farkımız, yalnızca zengin çeşitlilik sunan menümüzle değil, aynı zamanda sunduğumuz deneyimde de kendini gösteriyor. Markamızın tüm ürünleri kendi üretim tesislerimizde özel reçetelerle hazırlanıyor ve gurme soslar, makarnalar, salatalar gibi eşlik ürünleriyle zenginleştiriliyor. Fast food hızını, casual dining deneyimiyle birleştirdiğimiz fast-casual konseptimizle misafirlerimize hem hızlı hem de kaliteli bir yemek deneyimi sunuyoruz. Ürünlerimizin kalitesi konusunda ise taviz vermiyoruz. Yalnızca %100 baby fileto kullanarak hazırladığımız tavuklarımızı 12 saat marine ediyor, özel 7 baharatlı kaplamamızla lezzetlendiriyoruz. Kendi ürettiğimiz ekmekler ve doğal meyve püreleriyle hazırlanan limonatalarımız da lezzeti tamamlıyor. Müşteri deneyimini odağımızda tutarak tüm geri bildirimleri süreçlerimize entegre ediyor, sürekli iyileştirme kültürünü koruyoruz.
“Dijitalleşme her zaman için büyüme stratejimizin merkezinde”
Dijitalleşme ise her zaman için büyüme stratejimizin merkezinde. Bu nedenle dijital kanallara yatırım yaparak paket servis tarafındaki etkinliğimizi artırıyor, restoranlarımızda self-order kiosk kullanımını yaygınlaştırıyoruz. Bu yatırımlar sayesinde yılın ilk yarısında geçen yılın toplam cirosuna ulaşmayı başardık.
Ancak 2026’ya girerken hedefimiz sadece büyümek değil; bu topraklardan çıkmış bir hızlı servis restoran markası olarak yeni bir standart tanımlamak. Üretimden dijitalleşmeye, müşteri deneyiminden sürdürülebilirliğe ve insan kaynağının niteliğini yükseltmeye kadar her alanda “yerli gücüyle global kalite” anlayışını ortaya koymak için çalışıyoruz. Amacımız insan kaynağının niteliğini yükseltirken, eğitim süreçlerini güçlendirmek ve operasyonel verimliliği sürdürülebilir kılmak. Türkiye’nin farklı şehirlerinde faaliyet gösteren bir marka olarak her yeni şube bizim için yeni istihdam anlamına geliyor. Önümüzdeki yıl yaklaşık 500 yeni çalışanı ekosistemimize katmayı ve hepsine kapsamlı eğitim programları uygulamayı planlıyoruz. Bu eğitimler sadece teknik bilgi aktarımı değil, marka kültürümüzün sahaya yansımasını da hedefliyor. Franchise yöneticilerinden merkez operasyon ekiplerine kadar sahada inisiyatif alabilen, güçlü bir organizasyon yapısı oluşturuyoruz.
“Bugün markalar için başarı, teknolojiyi kullanmak değil; onu kendi kültürlerine, hikayelerine ve tüketicileriyle kurdukları ilişkiye anlamlı biçimde entegre edebilmekten geçiyor.”
Bu vizyon kapsamında, 2026 stratejimizin temelini oluşturacak üç öncelikli alana odaklanıyoruz:
- Operasyonel dijitalleşme: Siparişten sevkiyata tüm süreçleri verimlilik odaklı dijital altyapılarla güçlendirmek.
- Yerli üretim ve tedarik: Türkiye’nin üretim kapasitesini Doyuyo’nun kalite standartlarıyla buluşturmak.
- İnsan kaynağı gelişimi: Eğitimli, motive ve marka kültürünü benimseyen ekipler yetiştirmek.
Öte yandan da teknolojiye yatırım yapmaya devam ediyoruz. Dijitalleşmenin iş yapış biçimlerini kökten dönüştürdüğü bir dönemdeyiz. Bugün markalar için başarı, teknolojiyi kullanmak değil; onu kendi kültürlerine, hikâyelerine ve tüketicileriyle kurdukları ilişkiye anlamlı biçimde entegre edebilmekten geçiyor. Doyuyo olarak biz bu yenidünyanın sunduğu iletişim fırsatlarını, yaratıcılığı teknolojiyle harmanlayarak lezzetlendiriyoruz.
Bu yaklaşımın en görünür örneklerinden birini, bu yıl ortaya koyduk. Kadıköy’deki yeni şubemizin açılışı için hazırladığımız ve semtin simgesi Boğa Heykeli’ni CGI, 3D modelleme ve yapay zekâ teknolojileriyle canlandırdığımız film, Kadıköy’ün enerjisini Doyuyo’nun genç ruhuyla birleştirdi. Bu proje bizim hem şehirle, kültürle ve insanla kurduğumuz bağın dijital bir yansıması hem de dijital mecralarda 45 milyon gösterim elde ederek yılın en dikkat çekici lansmanlarından biri oldu.
Bunun yanı sıra TikTok’un erişim gücünü kullanarak hedef kitlemize özel bir içerik stratejisi geliştirdik. Hayatın içinden, herkesin kendinden bir parça bulduğu dikey videolar sayesinde yalnızca dört ayda 75 milyon görüntülenmeye ulaştık. Böylece Doyuyo lezzeti, TikTok’ta hayatın içindeki dinamiklerle birleşen yeni bir iletişim evrenine dönüştü.
Bugünün genç kuşağının klasik reklamlardan çok markaların hikâyelerini görmek istediğini biliyoruz. Bu farkındalıkla hazırladığımız 10 bölümlük mini dizimiz “Doymuyo: Ferit’in Yolu”, Doyuyo’nun mizahi ve dinamik yönünü yeni bir anlatım diliyle sunduk. Murat ve Emrah Kaman kardeşlerin enerjisiyle hayat bulan bu anti-kahraman hikâyesi, dijitalde markalı içerik olarak üretilen ilk dikey dizi oldu. Doyuyo’nun gençlerle kurduğu samimi bağı güçlendirdiğini çok net şekilde gözlemlediğimiz bu projelerin başarısı, Türkiye’nin genç ve dinamik nüfus yapısıyla örtüşüyor. Bugün artık tüketici beklentileri sadece hızlı ve lezzetli ürünlerle sınırlı değil. Ulaşılabilir fiyat, sürdürülebilirlik, sağlıklı seçenekler, kişiselleştirme ve güçlü bir dijital deneyim aynı anda talep ediliyor. Özellikle genç tüketiciler mobil sipariş kolaylığını, hızlı servisi ve markanın sunduğu atmosferi bir bütün olarak değerlendiriyor. Türkiye’de bu eğilim, sosyal medya kültürü ve dijitalleşmenin etkisiyle çok daha hızlı evriliyor.
“Sosyal platformlar giderek daha fazla bir “keşif motoru” gibi çalışacak. Özellikle TikTok ve YouTube Shorts, gıda tercihlerinin belirlenmesinde göz ardı edilemeyecek bir rol üstlenecek”
Doyuyo olarak bu dönüşümü izlemek yerine yön veren taraftayız. Türkiye’nin içinden doğmuş yenilikçi bir fast-casual kızarmış tavuk markası olarak global trendleri yerel damak tadı ve kültürel içgörülerle harmanlıyoruz. Masaya servis yapan ilk ve tek fast-casual kızarmış tavuk markası olmamız, deneyimi ürünün önüne koyduğumuzun göstergesi. Dijital çözümlerle tüketiciyle daha bilinçli bağlar kuruyor, büyüme yolculuğumuzu bu anlayış üzerine inşa ediyoruz. Bu yaklaşım bize sadece hızlı büyüme değil, güçlü bir finansal yapı ve sektörde sağlam bir konum kazandırıyor. Türkiye’nin gıda hizmet sektöründe globalleşirken yerelden kopmayan, teknolojiyi lezzetle birleştiren markalara ihtiyaç duyduğunu biliyoruz; Doyuyo tam olarak bu boşluğu dolduruyor ve doldurmaya da devam edecek.
Gelecek yıllarda ise pazarlamada en büyük dönüşümün, yapay zekâ destekli kişiselleştirme ile gerçek zamanlı içgörü analizinin birleştiği noktada yaşanacağını öngörüyoruz. Yapay zekâ destekli içerik üretimi ve tüketici davranışlarının anlık analizine dayalı mikro hedefleme, markaların iletişim biçimini tamamen değiştirecek. Sosyal platformlar giderek daha fazla bir “keşif motoru” gibi çalışacak. Özellikle TikTok ve YouTube Shorts, gıda tercihlerinin belirlenmesinde göz ardı edilemeyecek bir rol üstlenecek.
Doyuyo olarak, dijital çağın sunduğu bu olanakları kullanırken insanı merkeze alan yaklaşımımızdan ödün vermeden, “kısa formatlı hikâyelere” dayalı içerik üretimini stratejimizin merkezinde tutmaya devam edecek ve bu dönüşümün parçası olmayı sürdüreceğiz.



