Fülay Yaşa Keskin ve Meltem Turgan: Değişen tüketici beklentileri, iletişimde yeni riskler ve fırsatlar

FM İletişim Danışmanlığı Kurucu Ortakları Fülay Yaşa Keskin ve Meltem Turgan, 2024’ü iletişim sektörü açısından değerlendirerek, sektördeki dönüşüm süreçleri ve 2025’e dair öngörülerini paylaştılar.

2024, iletişim sektörünün hızla değişen dinamikleriyle şekillenen, zorlukların fırsatlara dönüştüğü bir yıl oldu. FM İletişim Danışmanlığı Kurucu Ortakları Fülay Yaşa Keskin ve Meltem Turgan, 2024’te karşılaştıkları sektörel zorlukları ve bu süreçte yaptıkları stratejik dönüşümleri ayrıntılarıyla anlattılar. Değişen müşteri beklentileri, dijitalleşme süreci ve medya kullanımındaki yeni eğilimler gibi önemli konularda ajans olarak nasıl bir yol izlediklerini değerlendirdiler. Aynı zamanda, 2024 yılının iletişim dünyasında yarattığı etkilere dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, geleceğe dair öngörülerini aktardılar: 

Fülay Yaşa Keskin: 2024, iletişim sektörü için değişim ve dönüşüm rüzgarlarının hissedildiği bir yıl oldu. Hızla gelişen teknoloji, yapay zeka tabanlı araçların yaygınlaşması ve medya tüketim alışkanlıklarındaki köklü değişiklikler, sektörümüzü yeniden şekillendirdi. Bu dönemde ajanslar hem mevcut yapılarını gözden geçirmek hem de müşterilerinin hızla değişen taleplerine adapte olmak zorunda kaldı. Yapay zeka destekli analizlerse ajanslara bir fırsat sundu ve daha derinlemesine tüketici iç görülerine ulaşmayı mümkün kıldı. Ayrıca, mikro kitlelere odaklanan iletişim stratejileri ve niş kitlelerle kurulan kişiselleştirilmiş bağlar, markaların etki odaklı bir iletişim kurmasını sağladı. Ancak belirsizliklerle dolu ekonomik ortam, bilgi kirliliği ve yanlış bilginin daha hızlı yayılımı markaların itibar yönetimini zorlaştıran en önemli zorluklar arasında yer aldı.

Fırsatlar:

Zorluklar:

“Medya kullanımında ise, kısa formatlı ve görsel ağırlıklı içerikler ön plana çıktı”

Meltem Turgan: 2024 yılında müşteri talepleri, daha hızlı, daha çok veriye dayalı ve daha kişiselleştirilmiş çözümler sunulması yönünde evrildi. Markalar, tüketici ile daha doğrudan ve etkili bir bağ kurmayı amaçladığından, storytelling (hikaye anlatıcılığı) ve içerik pazarlamasına olan talep arttı. Medya kullanımında ise, kısa formatlı ve görsel ağırlıklı içerikler ön plana çıktı. TikTok gibi platformlar, genç kitlelere ulaşmanın temel aracı haline gelirken, geleneksel medya ile dijital medya arasında daha entegre bir yaklaşım benimsendi. Bununla birlikte, kriz yönetimi ve itibar koruma süreçleri, hem müşteri hem de medya ekseninde daha proaktif bir yaklaşımı zorunlu kıldı.

Dikkate değer değişimler:

Müşteri taleplerindeki evrim:

Fülay Yaşa Keskin: 2025 yılında müşterilerin daha sürdürülebilir ve kapsayıcı iletişim çözümlerine öncelik vereceğini düşünüyoruz. Özellikle ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) değerleri, markaların iletişim stratejilerinin merkezinde yer alacak. Çevreye duyarlı ve topluma katkı sağlayan projeler iletişimde öncelik kazanacak. Ayrıca; tüketicilere daha özgün ve bireysel deneyimler sunabilen kampanyalar talep edilecek. Ve tabii sosyal medya ve dijital kanallar üzerinden ortaya çıkan krizlere hızlı yanıt veren yapılar talep edilecek. Ajansların atması gereken stratejik adımları ise:

  1. Teknoloji yatırımları:Veri analitiği, yapay zekâ ve otomasyon araçlarına yatırım yapmak. Bunları iletişim stratejilerini optimize etmek için etkin bir şekilde kullanmak
  2. Kapsayıcı içerik stratejileri: Daha çeşitli ve kapsayıcı hikâyeler oluşturmak.
  3. Esneklik ve hız: Küresel ve yerel dinamiklere hızla adapte olabilen ekipler geliştirmek.

“2025’te markalar için en büyük risk, hızla değişen tüketici beklentilerine ayak uyduramamak”

Meltem Turgan: 2025’te markaların karşılaşacağı en büyük risklerden biri, hızla değişen tüketici beklentilerine ayak uyduramamak olacak. Özellikle etik konulara duyarlılığı artan tüketiciler, markaların şeffaflık ve hesap verebilirlik konularındaki eksikliklerine karşı daha hassas bir yaklaşım sergileyecek. Riskleri şöyle sıralamak mümkün:

Elbette her risk fırsat da barındırıyor;

Bu değişime hazırlanmak ve fırsatları yakalamak için ise; elbette öncelikle ekipleri yeni teknolojilere uyum sağlayacak şekilde eğitmek öncelikli gereklilik. Ardından proaktif planlama diyebiliriz. Potansiyel kriz ve fırsatlara yönelik senaryo planları olmalı. Ve belki de en gelişmesi gereken kas, iş birliği. Hem sektör içi hem de markalarla daha güçlü ortaklıklar geliştirmek…

Fülay Yaşa Keskin: Ajansların, insani değerlerle teknolojiyi harmanlayan ve topluma anlamlı katkılar sunan projelerle sektörde fark yaratmaları mümkün olacak. 2025’te iletişim sektörünün sürdürülebilir başarısı için kritik olan ve yatırım yapılması gereken öncelikler;

  1. Teknolojiye entegrasyon: Yapay zeka, veri analitiği ve dijital platformların etkin kullanımı, ajansların rekabet gücünü artıracak. Bu nedenle, teknolojik altyapı yatırımları öncelikli olmalı.
  2. Sürdürülebilirlik ve toplumsal duyarlılık: Ajanslar sürdürülebilirliği önemsemeli. Unutmayalım ki ‘aklama’ kavramının önemli bir noktasında bulunuyoruz. Bu nedenle özümsemek, sürdürülebilirlik projelerinde liderlik etmek ve bu alanlardaki uzmanlıklarını müşterilerine aktarmaları daha da önemli.
  3. Yaratıcı ve kapsayıcı stratejiler: Tüketicilerin artan etik ve kültürel beklentilerine yanıt veren, yaratıcı ve kapsayıcı kampanyalar geliştirmek, sektörün başarısını destekleyecek.
  4. İçerik: İçeriğin önemi azalmadan devam edecek. Bu noktada dijital içerik formatlarında yetkinliği artırmak daha da önem kazanacak.
  5. Ve elbette ekip yetkinliklerini artırmak; Dijital medya, kriz yönetimi ve kapsayıcı iletişim gibi alanlarda ekiplerin yetkinlikleri büyük önem kazanıyor.
Exit mobile version