İletişim, hızın ve belirsizliğin aynı anda hüküm sürdüğü yeni bir eşikten geçiyor. Yapay zekanın üretimi sıradanlaştırdığı, itibarın anlık dalgalanmalarla sınandığı ve medyanın merkeziyetini yitirdiği bu düzlemde, ajansların rolü de köklü biçimde yeniden yazılıyor. 2026’ya yaklaşırken iletişim artık markalar için anlatıyı süsleyen bir araç değil; strateji üreten, riskleri okuyan ve rekabet alanını şekillendiren temel bir güç olarak konumlanıyor. “İletişim 2026: Yapay zeka, itibar ve medya” dosyası, bu dönüşümü tek bir doğruya sabitlemeden, sektörün farklı noktalarından gelen yaklaşımlar üzerinden tartışmaya açıyor. GoodWorks Kurucu Ajans Başkanı Ergun Gümrah da bu çerçevede, 2025’in sektöre bıraktığı kritik öğrenimleri, 2026’da ajansları bekleyen yeni risk ve fırsat alanlarını ve müşterilerin iletişimden artık ne beklediğini, iletişimin geleceğini yeniden tanımlayan bir perspektifle değerlendiriyor.
“İletişim 2026”nın tüm katılımcıları için tıklayın
2025 yılına dönüp baktığımda çoğunu hatırlamadığımız işler ve zorlukları atlattığımızı görüyorum. Sektör, özellikle birinci yarıda en önemli sıkıntıyı nakit akışında yaşadı. Bütün meslektaşlardan duyduğum ortak şikayet “Para kazanamıyoruz” lafıydı. Bununla birlikte her geçen gün sertleşen rekabet ve bazı müşterilerin bunu kötüye kullanması sektörün geleceğini tehdit eden bir kaosa yol açtı ve bu sürüyor. Önümüzdeki yıllarda da bu sıkıntı sürecek gibi görünüyor. Düşük fee’ler kaliteyi de düşürme tehlikesi yaratırken, iyi ajansların işini de zorlaştırıyor. Bu durum sektöre nitelikli eleman katılımını sıkıntıya sokuyor.
Ama bir şey var ki, çok şeyi değiştirdi ve dönüştürdü; Yapay Zeka. (Karlılık meselesini YZ ile verimliliği artırarak çözme rüyası konuşuluyor şimdilerde bizim sektörde.)
Neyse; bardağın dolu tarafına bakarsak, çok uzun zamandır yolunu beklediğimiz YZ 2025 yılında günlük hayatımıza ve sektöre hızlı bir giriş yaptı.
Biz 2025 yılında yapay zeka ile iki tane reklam filmi çektik. Bunun artacağını ve reklam ajanslarının hayatının zorlaşacağını öngörebiliriz. Operasyonlarımızda da her geçen gün artan biçimde YZ kullanıyoruz ve işimizi geliştiriyoruz. Ben bütün korkularıma rağmen YZ’nin hayatımızı sonsuza kadar değiştirdiğini düşünüyorum. Son 6 aydaki ilerlemeye bakmak bile gelecekte neler olacağı hakkında bir fikir veriyor sanırım. Bir de spekülasyon yapayım: YZ yaratıcılıkta da orta vadede epeyce yol alacak ve 5 yıl sonra çok farklı şeyler konuşacağız.
Olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiğim nokta; YZ, sektörde benim yıllardır savunduğum bazı konulardaki tartışmaları sonlandıracağa benziyor. Bizim işimizin basın bülteni yazıp, medya listesi yönetmek olmadığını kabul edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Çünkü hayatın gerçeği başka bir şans tanımıyor.
2026 yılında iletişimin önündeki çözülmesi gereken diğer sorular da epeyce farklılaşacak. Öncelikle neyin yapay, neyin sahte, neyin gerçek olduğu konusu markaların en büyük meselesi olacaktır. İletişimcilerin bunu çözmek için yapacakları çalışmalar, marka itibarını merkeze koyan disiplinler için en önemli meseledir artık.
Kriz planı hazırlamayan marka ve şirketlerin başının ağrıması da hiç şaşırtıcı olmayacak. İletişim ajanslarının yönetimin en önemli danışmanı olması kaçınılmaz hale gelirken, risk ve itibarın mimarlığını yapmaları gerekecek. Bakalım müşteriler buna ne ölçüde uyum sağlayacaklar.
Yapay zeka ile ilgili etik ilkelerin belirlenmesi ve bir çerçeveye oturtulması da sektörün ve sektör derneklerinin masasında bekliyor. Üzerimize gelen bu kaosu yönetmek için kurallara acil olarak ihtiyacımız var.



