Cannes’ta tüm kazanan işleri izledim, yıllardır tüm kazanan işleri detaylı incelerim ve benim için büyük bir keyiftir. Bu seneki işleri de ilhamla inceledim ve bolca feyz aldım. Ancak, Cannes’ı çok da gözümüzde büyütüp, yaratıcılığın zirvesi gibi düşünmememiz lazım. Cannes’ın ve Cannes kazananlarının da eleştirilecek çok yönü var ve bir bakımdan da Cannes, çıplak.
Çin’den işlerin normalde Cannes’ı domine etmesi gerekirdi. Çin’den kazanan işler, batı markalarının Çin’de yaptığı işlerle çok sınırlı sayıda. Burada politik veya kültürel nedenler olabilir ama dünyanın en büyük yaratıcılık festivali iddianız varsa, bu kadar büyük bir boşluk bence kabul edilemez.
Titanyum aslan alan işlere bakınca, Çin yılbaşında, Unitree robotlarının yaptığı sahne gösterisinin titanyum Cannes alması gerekirdi. Hem yenilik, hem milyarlarca insana ulaşması ve hem tüm dünyanın vizyonunu değiştirmesi bakımından,
Bazı inovasyon işleri, dünyada yıllardır olan, farklı ülkelerde defalarca yapılan işlerdi. Örneğin Renault’un araçlarını şehir şebekesine tersten enerji vererek şebekeyi dengeleme projesi Cannes’ta ödül aldı. Ancak, bu teknoloji bir çok şehirde ve bir çok marka tarafından zaten yapılan bir uygulama. Yenilikçiliği yok. Belki juri reklamcılar ilk defa görmüş olabilir, belki de Fransızlara torpil ödül.
Venezuela seçim komitesinin yaptığı bir çalışmaya Titanyum Aslan verilmiş. Juri, “Nobel alan işi biz ödülsüz gönderemeyiz” diye düşünmüştür. Venezuela politikası ve halkın sandıklara sahip çıkması bakımından saygıdeğer bir iş ancak bu işin yeri Cannes mı diye düşündüm.
Sadece kazanan işleri incelediğim için bir kesin yorum yapmak güç ama sanki Cannes’da, işler kazanmıyor, işlerin case videosu kazanıyor. Bu sene kazandıran case videoları da, drama yaratan videolardı. Eskiden, vurgu daha çok kampanya sonrasına ve kampanyanın büyük etkisine odaklıydı. Şimdi vurgu, kampanyanın öncesine ve kampanyanın nereden çıktığına odaklı. Türk dizilerinden drama yaratma konusunda kendisini ıspatlamış bir ulus olarak bence bu trendi iyi okumalıyız.
Tüm case videolarını izleyince, “Greenwashing” gibi “Adwashing” ile ayrılabilirsiniz. Yani, dünyayı reklamların kurtaracağına inanabilirsiniz. Kazanan işlere bakınca, reklamların, mülteci sorununa, eğitim eşitsizliğine, seçimlere, küresel ısınmaya vb. Çare olduğu hissine kapılıyorsunuz. Tabi ki, bunlar reklam. Cannes’a iş gönderenlerin dikkat etmesi gereken bir başka husus bence.
