Greenpeace, Birleşik Krallık’ta hayata geçirdiği “We Won’t Rest in Peace” kampanyasıyla 55 yaş üstü kitleyi vasiyetlerinin bir bölümünü çevre mücadelesine ayırmaya davet ediyor. Kampanya, vasiyet yoluyla yapılan bağışları ölümden sonra da süren bir aktivizm biçimi olarak konumlandırıyor.
Film, vasiyet bağışlarını duygusal bir hayırseverlik anlatısının içine yerleştirmiyor. Onu kişisel bir başkaldırı ve son söz olarak konumluyor. Hikaye, ölümden sonra huzur içinde yatmak yerine mezarında huzursuz olan karakterler üzerinden ilerliyor.
Kafatasları, mezar taşları, solucanlar; kamera efektleri ve kuklalarla “canlanıyor”. Kara mizah tonundaki anlatım, çevre krizinin ciddiyetini daha görünür kılmak için bilinçli biçimde abartılı ve provokatif bir estetik kullanıyor..
Greenpeace’in Savanta ile gerçekleştirdiği araştırma, bu yaklaşımın dayandığı verileri ortaya koyuyor:
- 50 yaş üstünün %48’i vasiyetlerinde sivil toplum kuruluşlarına bağış yapmayı değerlendiriyor.
- %59’u gezegenin, öldükleri zamana kadar doğdukları döneme kıyasla daha kötü durumda olacağına inanıyor.
- %62’si gelecek nesillerin devralacağı dünya konusunda kaygı duyuyor.
- %65’i hayatta olmasalar bile çevre mücadelesinin sürmesi gerektiğini düşünüyor.
- Ayrıca %62’si, reklamların kendilerini aktivizm konusunda yeterince ciddiye almadığını belirtiyor.
Greenpeace Birleşik Krallık Bağış Direktörü Melanie McNeill, vasiyet bağışlarının genellikle para ve ölüm gibi hassas başlıklar etrafında ele alındığını hatırlatıyor. Kampanya ise bu eylemi kişisel ve güçlü bir bağlılık göstergesi olarak çerçeveliyor.
ELVIS Kreatif Direktörü Josh Green de çalışmanın eğlence unsurlarını kullanarak ağır bir meseleyi görünür kıldığını ve insanları harekete geçmeye çağırdığını ifade ediyor.
