Havalimanları ve uçak kabinleri, yolcuların ortak alanı paylaşma biçimlerinin en görünür olduğu yerlerden biri. Orta koltukta oturan kişinin kolçağı kullanıp kullanamayacağı, koltuğun ne kadar yatırılabileceği ya da uçak yere değer değmez ayağa kalkmanın ne kadar doğru olduğu yıllardır yolcular arasında küçük gerilimlere yol açıyor. Lufthansa da yeni kampanyasında tam olarak bu gündelik sürtüşmeleri marka iletişiminin malzemesine dönüştürüyor.
Alman havayolu şirketinin Serviceplan ile geliştirdiği “Travel Etiquette” adlı sınırlı koleksiyon, uçuş sırasında herkesin bildiği ancak çoğu zaman yazılı biçimde karşılaşmadığı davranış kurallarını moda diliyle görünür hale getiriyor. Marka, böylece klasik bir yolculuk iletişimi yerine yolcuların kendi deneyimlerinden kolayca tanıyabileceği sosyal durumlara odaklanıyor.
Uçak kabininin tartışmaları kıyafetlerin üzerine taşındı
Koleksiyondaki mesajlar doğrudan uçuş sırasında yaşanan davranışlara gönderme yapıyor. “Middle Seat Gets the Armrest” (Orta koltuk kolçağı alır) ifadesi kabindeki en eski alan paylaşımı tartışmalarından birine cevap verirken, “Recline Responsibly” (Sorumlu biçimde yaslanın) koltuğu arkaya yatırırken diğer yolcuları da hesaba katmayı hatırlatıyor.
Koleksiyonda ayrıca “Live, Love, Exit by Row” (Yaşa, sev, sırayla çık) mesajıyla uçak indikten sonra koridora yönelme telaşına gönderme yapılıyor. “It’s Okay Not to Clap When the Plane Lands” (Uçak indiğinde alkışlamamak da sorun değil) ifadesi ise bazı ülkelerde oldukça yaygın olan iniş sonrası alkışlama alışkanlığını mizahın içine çekiyor. “Boarding by Group Hits Different” mesajı da yolcuların uçağa grup sırasına göre alınması sırasında yaşanan sabırsızlığı kampanyanın bir başka içgörüsüne dönüştürüyor.
Koleksiyon satışa çıkmayacak
Lufthansa’nın hazırladığı parçalar mağazalarda satışa sunulmayacak. Tişört, kazak ve şapkalar Lufthansa’nın sosyal medya kanalları ile seçilen influencerlar üzerinden düzenlenecek aktivitelerde kazanılabilecek. Kampanya TikTok, Instagram ve Pinterest’e taşınırken havalimanlarındaki açıkhava reklamlarıyla da desteklenecek.
Kampanya, Lufthansa’nın marka iletişimini uçuş konforu ya da destinasyon anlatısının dışına çıkararak yolcuların ortak davranış kodlarına ve seyahat kültürüne bağlıyor. Uçakta hemen herkesin en az bir kez karşılaştığı küçük rahatsızlıkların kısa sloganlara dönüştürülmesi de koleksiyonun kolay anlaşılır ve paylaşılabilir bir sosyal medya fikrine dönüşmesini sağlıyor.








