Burger King Türkiye’nin sosyal medyada dikkat çeken son kampanyası, markanın logosunu “BÖRGIR” olarak Türkçeye uyarlayarak büyük ilgi topladı. Bu dikkat çekici hamle, markanın dilimize özgü bir adaptasyonla tüketicilerle bağ kurma çabasını yansıtıyor. Ancak bu kampanya akıllara McDonald’s’ın geçtiğimiz aylarda Birleşik Krallık’ta yaptığı benzer bir kampanyayı getiriyor: “Make It Yours”
McDonald’s “Make It Yours” kampanyasında, gençler arasında kendisine takılan lakaplar ve kısaltmalar ön plana çıkarılarak Z kuşağı ile bir bağ kurulmaya çalışıyor. Reklam, McDonald’s’tan doğrudan bahsetmiyor; ne yiyecekleri ne de restoranları görünüyor.
Bunun yerine, gençlerin markaya takma adlar vermesiyle, markayı kendilerinin bir parçası gibi hissetmelerine vurgu yapılıyor. Kampanyanın mesajı, McDonald’s’ı gençlerin “kendilerine ait” bir yer olarak konumlandırmayı amaçlıyor Leo Burnett UK tarafından geliştirilen bu strateji, gençlik kültürünü yakalamayı hedefleyen farklı reklam formatlarıyla dikkat çekti.
Burger King’in VML Türkiye imzalı “BÖRGIR” kampanyası da benzer bir strateji mi izliyor? Sosyal medyada kampanyaya dair yorumlar ve tartışmalar hızla yayılırken, Burger King de “BÖRGIR” denilince akla gelen ilk markanın kendileri olduğunu belirten ifadeler kullandı. Bu da McDonald’s’ın gençler arasında popüler olan takma adlar üzerinden kurduğu bağa benzer şekilde, Burger King’in de kendi ismiyle zihinlerde yer ettiğini vurgulama çabası olarak değerlendirilebilir.
Her iki kampanya da markaların yerel kültüre adaptasyon ve genç kitlelerle güçlü bir bağ kurma çabalarının altını çiziyor. Burger King’in dil oyunları üzerinden yaptığı bu yerel uyarlama ve McDonald’s’ın gençlerin lakap kültürüne yönelik hamlesi, büyük fast food zincirlerinin genç kuşakla ilişkilerini güçlendirme stratejileri arasında önemli bir yer tutuyor.



