Akbank’ın yeni iletişim söylemi “Akbanklıları Kim Durdurabilir ki”, ilk bakışta güçlü bir reklam cümlesi gibi duyuluyor. Ancak bu ifade, aslında bankanın teknoloji, güven ve insan odağında kurduğu daha geniş bir hikayenin parçası. Açılan kapılar, gece yanan ofis ışıkları, kesintisiz çalışan sistemler ve Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan binlerce Akbanklı… Bu anlatı, bankacılığın görünmeyen arka planını görünür kılmayı hedefliyor. Biz de Akbank Marka ve İletişim Başkanı Beril Alakoç ile bir araya gelerek bu söylemin arkasındaki stratejiyi, bankanın yapay zeka yaklaşımını, sürdürülebilirlik yatırımlarını ve 2026 iletişim vizyonunu konuştuk. Alakoç, bu yaklaşımı “İnsanların bir markadan beklentisi yalnızca iyi bir ürün ya da hizmet değil, hayatın farklı anlarında gerçekten yanında olan kurumlar” sözleriyle anlatıyor. Ona göre “Akbanklıları Kim Durdurabilir ki” söylemi de tam olarak bu ilişkiyi temsil ediyor ve bankanın teknoloji gücünü, insan kaynağını ve müşterileriyle kurduğu güven bağını aynı hikayede buluşturuyor.
“Akbanklıları Kim Durdurabilir ki” söylemi, 2026 iletişim stratejisinde nasıl bir rol oynuyor? Bu söylemi bir kampanya mesajının ötesine taşıyan ne?
Bu söylem, Akbank’ın güven, müşteri odaklılık ve teknoloji kesişiminde müşterileriyle kurduğu ilişkiyi temsil ediyor. İnsanların bir markadan beklentisi yalnızca iyi bir ürün ya da hizmet değil; güvenebilecekleri, hayatın farklı anlarında gerçekten yanlarında olan kurumları tercih ediyorlar. Akbank uzun yıllardır bu bilinçle hareket ediyor ve 2026 iletişim stratejimizi de bu anlayış üzerine inşa ettik.
Bu söylemi bir kampanya mesajının ötesine taşıyan şey ise arkasındaki operasyonel gerçeklik. Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan binlerce Akbanklı’nın emeğiyle, 7/24 çalışan sistemlerimizle, güçlü dijital altyapımızla ve yapay zekâ destekli çözümlerimizle her gün bu sözümüzün arkasındayız. İletişim kampanyamız bu gerçekliği görünür kılıyor. İmaj filmimizde gördüğümüz açılan kapılar, yanan ışıklar ve kesintisiz hareket, Akbank’ın hayatın her anına nasıl eşlik ettiğini ekranlara taşıyor.
Teknoloji, güven ve müşteri odaklılığı birlikte iletişime taşıdığınızı ifade ettiğiniz. Akbank penceresinden bu üç başlığı nasıl görüyorsunuz?
Bugün güven kavramında bir kırılma yaşanıyor. Edelman Trust Barometer verileri, dünyada her 10 kişiden 7’sinin kendisinden farklı görüşlere sahip insanlara güvenmekte isteksiz olduğunu gösteriyor. Ekonomik kaygılar, bilgi kirliliği ve kurumlara duyulan güvenin aşınması bu tabloyu daha da derinleştiriyor. Böyle bir ortamda markalar için güven, iş yapış biçiminin temeli olmalı. Biz de Akbank’ta veri güvenliğinden yapay zekâ kullanımına, müşteri deneyiminden çalışan kültürüne kadar her temas noktasını bu anlayışla tasarlıyoruz.
Teknoloji tarafında ise yaklaşımımız oldukça net: Teknolojiyi hız ve verimlilik sağlayan bir araç olmanın ötesine taşıyarak insan için anlamlı değer üreten bir yetkinliğe dönüştürmek. Bu nedenle bizim için asıl mesele teknolojinin ne yapabildiğinden çok, kimin için ve hangi sorumlulukla kullanıldığı. Bu yaklaşım aynı zamanda müşterilerimizi daha iyi anlamamızı ve doğru anda onların yanında olabilmemizi sağlıyor.
Müşteri odaklılık ise artık yalnızca iyi bir deneyim tasarlamak anlamına gelmiyor. Bugünün müşterisi kişiselleştirilmiş hizmet beklerken aynı zamanda verisinin nasıl kullanıldığını bilmek ve markanın dünyaya nasıl bir etki bıraktığını görmek istiyor. Bu nedenle biz müşteri odaklılığı etik, sorumluluk ve uzun vadeli değer üretimiyle birlikte ele alıyoruz. 78 yıllık Akbank kültürünün temelinde de tam olarak bu yaklaşım yer alıyor.
Akbank’ın son yıllardaki iletişiminde hangi temel öncelikler değişti? Bu değişim, marka diline ve kampanya kurgularına nasıl yansıdı?
Akbank olarak iletişimimizi yıllardır birbirini tamamlayan ve aynı stratejik omurgayı güçlendiren bir çizgide ilerletiyoruz. Önceliklerimiz değişmiyor; güven, teknoloji ve müşteri odaklılık Akbank stratejisinin temelini oluşturuyor. Ancak içinde bulunduğumuz dünya sürekli değişiyor. Teknoloji çok hızlı ilerliyor, müşteri beklentileri dönüşüyor, güven kavramı yeniden tanımlanıyor. Biz de iletişimimizi her yıl bu değişimi okuyarak, aynı temelin üzerine yeni katmanlar ekleyerek geliştiriyoruz.
Son yıllarda attığımız adımlara baktığımızda, bu bütünlüğü net biçimde görmek mümkün. Gençlerle birlikte dönüşümü merkeze alan çalışmalarımız, sürdürülebilirliği insan odağında ele alan yaklaşımımız ve dijitalleşmeyle hayatın akışına entegre olan bankacılık deneyimi… Bunların her biri aslında aynı hikâyenin farklı boyutlarıydı. Teknolojiyi yalnızca yenilik üretmek için değil, insanların hayatını kolaylaştıran bir güç olarak konumlandırdık. Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir başlık olarak değil, insanın ve toplumun geleceğine dair bir sorumluluk olarak ele aldık. Müşteri odaklılığı ise segmentlerin ötesine taşıyarak müşterinin hayatındaki gerçek ihtiyaçları anlayan bir yaklaşım olarak yeniden tanımladık.
2026 iletişim yaklaşımımız bu yolculuğun doğal bir devamı. Bugün geldiğimiz noktada anlatmak istediğimiz şey çok net: Akbank, teknolojisiyle, insan kaynağıyla ve güven veren duruşuyla müşterilerinin her koşulda yanında olan bir banka.
Tüketicilerin “sorumlu marka” beklentisinde sürdürülebilirlik yatırımları önemli bir rol oynuyor. Akbank’ın bu alandaki son çalışmaları neler?
Akbank’ta biz sürdürülebilirliği yalnızca çevresel boyutuyla sınırlı görmüyoruz. Bizim için gerçek dönüşüm ancak insanı merkeze alan, toplumsal gelişimi destekleyen bir yaklaşımla mümkün. 2024’te başlattığımız “Sürdürülebilirlik İnsan İçin, Hepimiz İçin” iletişimi ile de sürdürülebilirliğin hayatın içinde, insana dokunan yüzünü görünür kılmayı hedefledik.
Bu strateji doğrultusunda çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz. 2025 yılında 265 milyar TL sürdürülebilir finansman sağladık, 2020’den bu yana toplam sürdürülebilir finansmanımız 681 milyar TL’ye ulaştı. 2022 yılından beri alanında öncü çalışmalarla kadın KOBİ müşteri tabanımızı iki katın üzerine çıkararak girişimci kadınların finansmana erişiminde önemli bir başarı sağladık. Bankamız içinde ise Genel Müdüre raporlayan kadın yönetici oranımız %50 seviyesinde. Öte yandan küresel çapta sürdürülebilirlik liderleri arasında yer almaya devam ediyoruz. Son olarak CDP’de üç alanda A notu ile küresel çapta sınırlı sayıda kurum arasında gösterildik.
Toplumsal yatırımlarımızı ise eğitim, girişimcilik, kültür-sanat ve gönüllülük başlıklarında kararlılıkla sürdürüyoruz. Akbank Gençlik Akademisi ile son 5 yılda Türkiye’nin her köşesinden 345 bin gence ulaştık. Dönüşümde Gelecek Var projemizle ileri dönüşüm yoluyla 17 bin okul mobilyası üreterek deprem bölgesindeki 190 bin öğrencinin eğitim ortamını iyileştirdik ve aynı zamanda 400 ton karbon salımını önledik, 6 milyon litre su tasarrufu sağladık.
Şehrin İyi Hali programıyla 10 yılda 22 binden fazla gencin sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte sahada sosyal etki üretmesine katkı sağladık. Deprem sonrası başlattığımız Güzel Yarınlar Hareketi ile ise afet bölgesinde eğitim, sanat ve teknoloji alanlarında gelişim programlarıyla 20 binden fazla gence ulaştık.
Daha pek çok girişim, inisiyatif ve iş birliğiyle bugünü iyileştirmek ve geleceği dönüştürmek için sorumluluk almaya devam ediyoruz.
Akbank’ın yapay zekâya bakışı ve bu teknolojiden beklentileri neler? Bu yıl iletişiminizde bu konuyu öne çıkarmanızın arkasında nasıl bir strateji var?
Akbank’ta yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan bir araç olarak görmüyoruz. Bu teknolojiyi müşteriyi daha iyi anlamayı, doğru anda yanında olmayı ve bankayla kurulan güven ilişkisini derinleştirmeyi mümkün kılan bir yetkinlik olarak konumlandırıyoruz.
Bu yaklaşımın başarısını ise Global Finance’in düzenlediği “Finansta Yapay Zekâ Ödülleri 2025”te “Yapay Zekâda Dünyanın En İyi Bireysel Bankası” ödülü ile uluslararası ölçekte teyit ettik. Bu unvanı almak, bizim için hem büyük bir gurur hem de ciddi bir sorumluluk.
Yapay zekâ filmi ile de bu teknolojinin insana ve yaşama nasıl değer kattığının altını çiziyoruz. Yapay zekâ destekli teknolojilerimizi “seni daha iyi anlamak”, “her ihtiyacında yanında olmak” ve “geleceğe güvenle yürümek” hedeflerimiz çerçevesinde anlatıyoruz.
İnsan ile teknoloji arasındaki mesafeyi kısaltmak için iletişimin güçlü bir araç olduğuna inanıyoruz. Bu film de bu bakış açısının bir yansıması.
2026 yılı için hedefleriniz nedir?
Akbank’ta ana odağımız her zaman olduğu gibi bu yıl da ‘güven’. Tüm paydaşlarımızla uzun yıllara dayalı ilişkilerimize yatırım yapmaya, onların ihtiyaçlarına yanıt sunan çözümler geliştirmeye odaklanacağız. Yapay zekâ başta olmak üzere teknolojiyi ise paydaşlarımızı daha iyi anlayıp doğru anda doğru çözümü sunmak için kullanacağız. Kişiselleştirmeyi segmentlerin ötesine taşıyıp ana ve ihtiyaca odaklanan bir deneyim olarak tasarlamayı sürdüreceğiz. İnsan odağını kaybetmeden, şeffaf, güvenilir ve pozitif etki yaratan bir çizgide ilerlemek, pusulamız olacak.



