• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa SÖYLEŞİLER

“İstanbul’un sadece iyi yanlarını alıyoruz”

Rm Ajans Başkanı Yiğit Sal ve Yönetici Kreatif Direktörü Burak Mağralı ile İzmir’de kök salan başarı yolculuğunu, ajansın çalışma modelini ve reklam dünyasındaki yeni dönüşümleri konuştuk.

Berkan Kişin Berkan Kişin
20 Ağustos 2024
SÖYLEŞİLER
Burak Mağralı ve Yiğit Sal

Burak Mağralı ve Yiğit Sal

Yıllardır reklam sektöründe bahsi edilen “ütopyayı” bilirsiniz: “İstanbul dışında bir şehirden global markalara hizmet veren bir ajans yapısı kurmak.” İş yapış şekillerindeki değişimin de etkisiyle artık bu hayali gerçeğe dönüştüren bir reklam ajansı var: Rm. Fiziken İzmir’de ama cirosunun %80’ini İstanbul merkezli veya global markalardan sağlıyor. Bunu da yarıdan fazlası İstanbul’dan “göçmüş” 30 kişilik ekibiyle yapıyor. Rm Ajans Başkanı Yiğit Sal ve Yönetici Kreatif Direktörü Burak Mağralı ile konuştuk:

Burak, seninle başlayalım… Yıllarca İstanbul’da farklı ajanslarda çalıştıktan sonra İzmir’e gittin. Sonra da bu gidiş bambaşka bir ‘meydan okumaya’ dönüştü. Buradaki hikaye nedir, anlatabilir misin?

Burak Mağralı: 41 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra köklü bir değişikliğe ihtiyacım vardı ve yolum İzmir’le kesişti. Oysa ailemin, akrabalarımın ya da yakın arkadaşlarımın olmadığı bir şehirdi. Reklamcılığın yanı sıra Filipin Savaş Sanatları eğitmeni olduğumdan İzmir’deki okulumuzda düzenli ders vermem için gelen teklif beni çok heyecanlandırmıştı. Taşındıktan sonra ilk tanıştığım kişilerden biriydi Yiğit ve ilk muhabbetten itibaren aramızda güçlü bir bağ oluştu. Bir yandan Escrima eğitimi verirken bir yandan da İstanbul’daki reklam ajanslarına Freelance çalışıyordum. Buraya taşındıktan 2 ay sonra pandeminin başlaması hikayeyi komple değiştirdi. Şu an bakınca çok uzak gibi gelebilir o günler hepimize. Taşındıktan iki yıl sonra İzmir’de yaşamaya başlamış oldum gibi bir şey oldu yani özetle. İki buçuk yıldır da Rm’de çok heyecan verici başka bir yolculuktayım.

Yiğit Sal: İzmir, birçok sektör gibi düne kadar reklamcılık ekosisteminde düşünülmeyen bir coğrafyaydı. Yıllarca “bu işi nereden yaptığınızın bir önemi yok, yeter ki insan kaynağımız yeterli olsun” dediğimiz yerde özellikle pandemi ve post pandemi dönemi bizim için bir avantaja dönüştü. Burak gibi İzmirli olmayan ve İzmir’e gelenler kadar benim gibi İstanbul’da çalışmış İzmirli reklamcılar da şehirlerine geri döndü. İzmir; çalışma hayatı özelinde tabi ki çok daha rahat bir hayat sunuyor. Kısa mesafeler, yolda geçmek zorunda bırakılmayan hayatlar ve ajansın Alsancak’ta olması sayesinde her yerden kolay ulaşım imkanı. Bir yandan da İstanbul’a mesafenin üç buçuk saat oluşu… Özetle; hem insan gibi yaşayacağınız hem de kariyerinizi inşa etmeye devam edeceğiniz seçenekleri sunmaya başladı İzmir.

“Mesleğin bilinen zorluklarına karşı ‘birbirini kollayan bir ekip’ kurmak önceliğimiz”

Ekip yapısı nasıl peki? Son iki yıldaki büyüme nasıl bir ajans kültürü yaratıyor?

Yiğit: Rm bu sene 41 yaşına bastı. İnsana değer vermek, herkesin potansiyelini geliştirmek üzere hareket etmek ve mesleğin bilinen zorluklarına karşı “birbirini kollayan bir ekip” kurmak önceliğimiz. Mutfak mutlu olunca yemek güzel çıkıyor, markalar da zaten memnun oluyor. Remote çalışma kültürünün yarattığı aidiyetsizliğin tartışıldığı son dönemde, “hybrid” çalışma modeli tam da bu nedenle bizi biz yaptığı için çok değerli. Pazartesi ve salı günleri hepimiz ajanstayız, birbirimizi görüyoruz, birbirimizle iletişim kuruyoruz. Diğer günler ise istediğimiz yerden çalışıyoruz. Buna son dönemin meşhur Yunan adaları da dahil, zaten bize 45 dk mesafede birçoğu. 🙂

Burak: Mesela, Yiğit son cümlesini bir gülücük emojisi ile bitirdi, oysa gülüşünü göremiyor şu anda bu röportajı okuyanlar. O yüzden “hybrid” model bizim için değerli, ajansa her gün gelmeyi tercih edenler de var, kapımız her zaman açık. İletişimin doğasından bu kadar bahsetmişken yapay zeka da bu doğallıktan payını alıyor elbet. Bu konuda kendini çok geliştiren ve yapay zeka araçlarını yetkin bir şekilde kullanan takım arkadaşlarımız var. Hem de sanat yönetmeni, reklam yazarı ya da müşteri temsilcisi ayrımı olmadan. Fikrin özünü odakta tutmak önemli, yoksa her türlü teknolojiyi cebimizde taşıyoruz zaten. Bunun için de dilimizden düşmeyen bir nakarat var: “Simple is the best.” Ve bunun kolay olmadığının bilinciyle çalışıyoruz. Son iki yılda birçok yeni markayla çalışmaya başladık ve kadromuz iki katı büyüdü. Bu nedenle,ortak bir yaratıcı akıl yaratmak çok kıymetli, hatta bunun için kendimize özgü şakalı bir isim çalışmamız da var: Pişti. Biz İzmir’de düşünüşlerin eşleşmesine “pişti” deriz 🙂

“Bizim amacımız önce doğru insanları bulmak, sonrasında da onlara kendilerini gerçekleştirecekleri alanı sağlamak”

Reklamcılığın bugününü ve yakın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Yiğit: Burada konu ister istemez İzmir’e geliyor. Dünyada her düzen sıkıştığında alternatifini yarattı. Bu hem ekonomik hem de sosyolojik olarak böyle. Reklamcılığın merkezinde de sadece insan var. Eğer sektördeki insanlar yaşadıkları hayattan memnun olursa, kendilerini bir ekibe ait hissederlerse potansiyelleri inanılmaz noktalara geliyor. Bizim amacımız önce doğru insanları bulmak, sonrasında da onlara kendilerini gerçekleştirecekleri alanı sağlamak. İzmir de bu bizim sağlayabildiklerimiz dışında kalanları Türkiye’de sunan tek şehir.

Burak: Yiğit’e ek olarak, şöyle de bir durum var: Sektöre girmek ve iyi bir reklam ajansında çalışmaya başlamak eskiden çok zordu. Biz gözü parlayan, fikre tutkulu yeteneklere büyük değer veriyoruz. Örneğin, şu an Rm’de çalışan iki yeni mezunumuz ve hatta üniversitede okuyan bir genç yıldızımız bile var 🙂 Burada hep birlikte, öğrenmenin çok yönlü oldu olduğu ve herkesin birbirini ilhamlarla beslediği, paylaşımcı bir yapı oluşturuyoruz. Ömer Aygün’den duyduğum bir tespit vardı: Bilgisayar ne olduğunu internetle, internet ne olduğunu sosyal medyayla anladı. Şimdi yapay zekadan bahsediyoruz ama henüz sosyal medyanın kapsamını ve etkisini tam olarak idrak etmiş değiliz. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, artık hedef kitle yok, insan var. Bu açıdan da ele aldığımızda işimizin en temel gerçeğine geri dönüyoruz: Fikir. Fikir yoksa, hiçbir şey yok.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Rm (@weare.rm)’in paylaştığı bir gönderi

Son dönemde reklamcılık bir yandan da topluma fayda sağlama aracı olarak görülüyor. En azından hayata ve topluma katma değer sunma rolü biçiliyor diyelim. Sizin bakış açınız ne?

Yiğit: Rm’yi “sadece bir reklam ajansı değil, iletişimin gücünü toplumsal fayda için kullanan bir ekosistem” olarak tanımlıyoruz. Reklamcıların elindeki sihirli gücü kullanabileceği alanlar tercihlerine göre doğru orantılı. Mesela biz Rm olarak İzmir körfezinin temizlenmesi için tüm iletişim güçlerimizi kullanmak istiyoruz. Bize bu alan açılırsa ücretsiz çalışmak istiyoruz. Çünkü burada yaşıyoruz ve hepimizin yaşadığı coğrafyayı iyileştirmek adına hareket etmesi gerekiyor, düz mantıkla evini temizlemek gibi. Bu bizim için salt bir “goodvertising” bakış açısıyla değil, hayata bakış açısıyla açıklanabilecek bir konu, bir duruş.

Burak: Yiğit’in bahsettiği konu bizim için çok değerli. Üstünden altı yıl geçmesine rağmen “Project Revoice” işi beni hâlâ çok etkiliyor mesela. Toplumsal faydanın yanı sıra, mesleki açıdan da hayat değiştiren fikirlerin artması önemli bir konu. Mesela, 2015’te Tohum Otizm Vakfı ile çalışırken hissettiğim kıymetli bir an var. “Ben Büyüyünce Ne Olacağım Anne” kampanyasını yayına soktuğumuz günkü etkinlikte otizmli bir çocuğun annesi gelip elimi sıkarak sevgi ve minnet dolu gözlerle teşekkür etmişti. Daha önce deneyimlemediğim bir durumdu bu. Rm’de benim gelişimden önce yapılan bir proje var. “Eteklerden Zirvelere” isimli kadın kamyon şoförleri işi beni çok etkilemişti. Bir süredir üstüne kafa yorduğumuz birbirinden farklı sosyal sorumluluk ve toplumsal farkındalık işleri var. Ve bu fikirleri gerçekleştirebilmek için ayrı bir tutkuyla çalışıyoruz.

Bundan sonrası için planlarınız, hedefleriniz neler?

Yiğit: Çokça duyduğumuz bir soru “aa, siz İzmir’de misiniz?” Fiziksel olarak evet ama mental olarak değiliz. İzmir’de yaşayıp İstanbul temposunda çalışmak hem mümkün hem de çok tatmin edici. Ulaşıma saatler vermediğimiz, beraber keyifle vakit geçirdiğimiz zaman her şey mümkün. Mümkün olduğunu görüyoruz, görmeye devam edeceğiz. En somut hedefimiz de kısa sürede Türkiye’nin en iyi birkaç bağımsız ajansından biri olarak anılmak.

Burak: İletişimin ne kadar önemli ve değerli olduğunun sağlamasını yaptığımız zamanlarda yaşıyoruz. Seslerin, mimiklerin, bakışların, düşünüşlerin, susuşların ve gülüşlerin fikir çarpıştırmaya olan etkisini ancak yan yana hissedebiliyor çünkü insan. Şakalaşmayı çok seviyoruz mesela. (Yaşasın işteşlik) Bu noktada, mizaha da ayrı bir mikrofon vermek gerek ki işimizin de tam kalbinde olan bir mevzu zaten. Birlikte vakit geçirmeyi seven ve eğlenebilen bir takım, birlikte daha iyi işler yapabiliyor ve bu açıdan da çok şanslı bir ajansımız var 🙂
Yiğit’in en başta söylediği üzere, bu sene 41. yılımızı kutluyoruz. Hakkı Bey ile Semih Bey’in 1983’te başlattığı yolculuktaki “güzellik ve doğruluk” kavramlarını cebimizde tutarak daha da ileriye taşımak için çalışıyoruz.

Etiketler: manşetRmsöyleşi

İlgili Haberler

Arkitera Seyahat Bursu’nun 2023 yılı bursiyeri: Mervan Önen
SÖYLEŞİLER

Arkitera Seyahat Bursu’nun 2023 yılı bursiyeri: Mervan Önen

“Sadece yarını değil, yarının da ötesini düşünüyoruz”
SÖYLEŞİLER

“Sadece yarını değil, yarının da ötesini düşünüyoruz”

“Herkesin kazandığı sürdürülebilir bir sistem yaratıyoruz”
Güncel

“Herkesin kazandığı sürdürülebilir bir sistem yaratıyoruz”

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.