Akbank’ın kültür-sanat alanındaki yolculuğu yarım yüzyılı aşan bir geçmişe sahip. Çağdaş sanattan caza, tiyatrodan sinemaya uzanan bu birikim; 54 yıllık Akbank Çocuk Tiyatrosu, 36. yılına ulaşan Akbank Caz Festivali, 22 yıllık Akbank Kısa Film Festivali ve Contemporary Istanbul ile 21 yıldır süren ortaklık gibi uzun soluklu çalışmalarla bugün geniş bir kültür-sanat ekosistemine dönüşmüş durumda.
Bu köklü yapının bugün nasıl okunduğunu ve yeni dönemde hangi yönlere evrileceğini Akbank Marka ve İletişim Başkanı Seçil Demiralp’le konuştuk. Görevindeki ilk aylarını geride bırakan Demiralp’le sohbetimiz, Akbank’ın sanata neden onlarca yıldır yatırım yaptığından Contemporary Istanbul’un Türkiye’deki sanatçılar için yarattığı uluslararası temas alanlarına; genç yeteneklere açılan fırsatlardan cazın yeni kuşaklarla kurduğu ilişkiye kadar uzandı.
Peki yarım yüzyılı aşan bir kültür-sanat mirası yeni kuşaklara nasıl taşınır? Bir markanın uzun yıllar boyunca aynı alana yatırım yapması nasıl bir etki yaratır? Contemporary Istanbul gibi platformlar Türkiye’den sanatçıların dünyadaki görünürlüğünü nasıl güçlendiriyor? Seçil Demiralp’in anlattıkları, Akbank’ın sanatla kurduğu ilişkinin geçmişinden çok önümüzdeki dönemde nasıl genişleyeceğine dair güçlü ipuçları veriyor.
“Sanatın toplumları bir araya getiren, farklı sesleri ve bakış açılarını harmanlayan bir güç olduğuna inanıyoruz”
Akbank’ın sanat alanında onlarca yıldır sürdürdüğü yatırımların arkasındaki yaklaşımı sorduğumuzda Demiralp, söze sanatın toplum içindeki rolünden başlıyor:
“Sanatın toplumları bir araya getiren, farklı sesleri ve bakış açılarını harmanlayan bir güç olduğuna inanıyoruz. Kültür-sanata yaptığımız yatırımı insan odaklı sürdürülebilirlik anlayışımızın bir parçası, ülkemizin gelişiminde önemli bir katkı alanı olarak görüyoruz.
50 yılı aşkın süredir çağdaş sanat, tiyatro, müzik ve film gibi sanatın farklı disiplinlerini destekliyoruz. Biz geniş bir kapsamda ve sürdürülebilir bir destek vermekten yanayız. Her biri onlarca yıldır devam eden festivallerimiz, programlarımız ve sponsorluklarımız da bunun en önemli göstergesi.
Sanatın birleştirici gücüyle toplumun her kesimine ulaşmayı, sanatsal üretimi erişilebilir kılmayı ve gelecek nesillere kalıcı bir kültürel miras bırakmayı hedefliyoruz. Bizim için bu uzun soluklu yaklaşım çok kıymetli. Kültür-sanat alanında gerçek etkiyi yıllar içinde, istikrarlı biçimde büyüyen yapılarla yaratabileceğinize inanıyoruz.”
“Akbank Sanat bir sanat laboratuvarına dönüştü”
Akbank’ın kültür-sanat alanındaki en önemli merkezlerinden biri 1993 yılında Beyoğlu’nda kurulan Akbank Sanat. Demiralp, 33 yıllık dönüşümü anlatırken kurumun bugün ulaştığı çok disiplinli yapıya dikkat çekiyor:
“Akbank Sanat, 1993 yılında Beyoğlu’nun kalbinde ‘değişimin hiç bitmediği yer’ mottosuyla yola çıktı. İlk yıllarında yerel ölçekte sanatı destekleyen dinamik bir merkezdi. Bugün ise uluslararası düzeyde kabul gören bir sanat laboratuvarına dönüştü.
Yapımız çağdaş sanattan caz müziğine, tiyatrodan sinemaya uzanan çok disiplinli bir ekosistemi besleyecek şekilde evrildi. Her yıl Akbank Sanat çatısı altında yüzlerce etkinlik düzenliyoruz.
Türkiye’nin en köklü kültür-sanat etkinliklerinden biri olan Akbank Caz Festivali 36., Akbank Kısa Film Festivali 22. yaşında. Akbank Çocuk Tiyatrosu ise 54 yıldır sahnede. Bunlar çok uzun yolculuklar ve bizim sanat alanındaki süreklilik anlayışımızı da çok güçlü biçimde anlatıyor.
Aynı zamanda genç sanatçılara alan açmaya devam ediyoruz. Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü sergisiyle genç sanatçıların görünürlüğünü artırıyor, müzikten görsel sanata, sinemadan sahne sanatlarına kadar farklı disiplinlerde yeni yetenekleri destekliyoruz.”
“Festivale ulaşamayan öğrencilerin kendi okullarında mini festivaller yaşamasını sağlıyoruz”
Demiralp’in özellikle üzerinde durduğu başlıklardan biri sanat programlarının kendi mekanlarının dışına çıkması. Akbank Kısa Film Festivali’nin üniversitelere taşınması da bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri:
“Akbank Kısa Film Festivali sonrasında her yıl 40’tan fazla üniversite kampüsüne gidiyoruz. Ücretsiz film gösterimleri, atölyeler ve paneller düzenliyoruz.
Bir başka ifadeyle, festivale ulaşamayan öğrencilerin kendi okullarında mini festivaller yaşamasını sağlıyoruz. Gençlerin sanata erişimini kolaylaştırmak bizim için çok önemli. Bir öğrencinin İstanbul’a gelip festivale katılmasını beklemek yerine, festivali onun bulunduğu yere taşıyabiliyoruz.
Akbank Çocuk Tiyatrosu’nda da benzer bir yaklaşım var. 54 yıldır sahnede olan tiyatromuz Anadolu ve Avrupa’da turneye çıkan ilk çocuk tiyatrosu olma özelliğini taşıyor ve bugüne kadar 2 milyonun üzerinde çocuğa ulaştı. Kuşaklar boyunca devam eden böyle bir ilişkinin çok özel olduğunu düşünüyoruz.”
Akbank’ın kültür-sanat yolculuğu
- 50 yılı aşkın kültür-sanat yatırımı
- 54 yıllık Akbank Çocuk Tiyatrosu
- Bugüne dek 2 milyonun üzerinde çocuğa ulaştı
- Akbank Caz Festivali 36. yıllık
- 23. yıllık Akbank Kısa Film Festivali kapsamında
- Her yıl 40’tan fazla üniversite kampüsünde kısa film etkinlikleri yapılıyor
- Contemporary Istanbul ana partnerliği 21 yaşında
“Contemporary Istanbul sanatçıyı galeriyle, Türkiye’yi uluslararası sanat çevreleriyle buluşturuyor”
Sohbetimizin önemli bölümlerinden biri Contemporary Istanbul. Akbank, fuarın kuruluşundan bu yana 21 yıldır ana sponsor olarak platformun yanında. Demiralp, fuarın gücünü sanat ekosistemindeki farklı aktörleri bir araya getirebilmesinde görüyor:
“Contemporary Istanbul, Akbank’ın kültür-sanat odaklı değer zincirinin en güçlü halkalarından biri. Sanatçıyı galeriyle, galeriyi koleksiyonerle, üretimi izleyiciyle, Türkiye’yi uluslararası sanat çevreleriyle buluşturuyor.
Üstelik bunu çağdaş sanat fuarcılığının bugünkü küresel ölçeğine henüz ulaşmadığı bir dönemde yapmaya başladı. Biz de Akbank olarak ilk günden bu yana bu platformun inşasında ve büyümesinde aktif rol almaktan büyük bir gurur duyuyoruz.
Contemporary Istanbul 2006’da dünyadaki 21. sanat fuarı olarak yola çıktı. Bugün dünya genelinde 350’yi aşkın sanat fuarının bulunduğu çok daha büyük bir yapıdan söz ediyoruz. Contemporary Istanbul da bu ekosistemin güçlü markalarından biri haline geldi.
Bu yıl 16 farklı ülkeden 70 çağdaş sanat galerisine, 736 sanatçının 1.372 eserine ev sahipliği yapacak. Bu rakamlar aynı zamanda İstanbul’un sanat dünyasındaki uluslararası çekim gücünü de gösteriyor.”
“Bir sanatçının dünyada görünür olması için o eserin doğru ağlarla karşılaşması gerekiyor”
Contemporary Istanbul’un 20 yılı aşan etkisini konuşurken Demiralp, özellikle Türk çağdaş sanatının uluslararası dolaşımına vurgu yapıyor. Ona göre sanatçının dünyaya açılmasında eserin karşılaşabileceği ağlar kritik önemde:
“Contemporary Istanbul’un kentin kültürel çekim gücüne yaptığı katkıyı çok önemsiyoruz. Bir diğer önemli katkı da Türk çağdaş sanatının uluslararası dolaşımını güçlendirmesi.
Bir sanatçının dünyada görünür olması güçlü bir eser üretmesiyle tamamlanmıyor. O eserin galeriler, koleksiyonerler, küratörler, müzeler ve sanat kurumlarıyla karşılaşabileceği ağlara da ihtiyacı var.
Contemporary Istanbul bu karşılaşmaların sayısını ve niteliğini artırdı. Yirmi yılı aşkın süredir kararlılıkla sürdürülen bu yapının yarattığı etkiyi bugün çok net görebiliyoruz.
Türkiye’den sanatçıların eserleri uluslararası koleksiyonlarda daha fazla yer buluyor; sanatçılarımız dünyanın önemli galerileri, bienalleri ve sanat kurumlarıyla daha güçlü ilişkiler kuruyor. Bu da uzun vadeli bir sanat yatırımının zaman içinde nasıl daha geniş bir ekosisteme katkı sağladığını gösteriyor.”
“Bizim için ana partnerlik platformun düşünsel üretimine de katkıda bulunmak anlamına geliyor”

Akbank’ın Contemporary Istanbul’daki varlığı ana sponsorluğun yanında Akbank Sanat’ın hazırladığı projelerle de devam ediyor. Bu yıl fuarda Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğündeki “Garip Şeyler Oluyor” sergisi yer alacak.
Demiralp, Akbank’ın fuardaki rolünü şöyle anlatıyor:
“Contemporary Istanbul’da güçlü bir şekilde yer almaya devam ediyoruz. Bizim için ana partnerlik, platformun düşünsel üretimine de katkıda bulunmak anlamına geliyor. Bu doğrultuda Akbank Sanat ile programa içerik sunmayı sürdürüyoruz.
Bu yıl Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde hazırlanan ‘Garip Şeyler Oluyor’ sergimizle Contemporary Istanbul’da yer alıyoruz. Sergimiz Esra Özdoğan, Gülin Hayat Topdemir ve Nazif Topçuoğlu’nun eserlerini bir araya getirecek.
Akbank Sanat’ın kendi üretim ve sergi pratiğini Contemporary Istanbul gibi uluslararası bir platforma taşımasını önemsiyoruz. Bu ortaklığın düşünsel tarafında da yer almak, sanat dünyasındaki güncel üretimlere ve tartışmalara katkıda bulunmak bizim açımızdan çok değerli.”
“Bu yıl yaklaşık 250 öğrenciyi Contemporary Istanbul ile buluşturacağız”
Fuarla kurulan ilişkinin bir başka ayağında ise gençler var. Geçtiğimiz yıl başlatılan öğrenci programı bu yıl genişletilerek devam ediyor:
“Gençlerin Contemporary Istanbul’a katılımını güçlendirmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl Güzel Sanatlar liselerinde ve üniversitelerde eğitim gören öğrencileri fuarda ücretsiz ağırlamaya başlamıştık.
Bu yıl da yaklaşık 250 öğrenciyi Contemporary Istanbul ile buluşturacağız.
Öğrenciler için ücretsiz özel rehberli turlar düzenleyerek güncel sanat üretimlerini, yeni yaklaşımları ve farklı disiplinlerden eserleri yakından incelemelerine imkan sağlayacağız.
Aynı zamanda sanat dünyasındaki eğilimleri ve tartışmaları yerinde takip etmelerini istiyoruz. Bir sanat öğrencisinin güncel üretimle, galerilerle, sanatçılarla ve uluslararası bir sanat platformuyla doğrudan karşılaşabilmesini çok değerli buluyoruz.”
“Şehrin Caz Hali heyecanımız başladı”
Contemporary Istanbul’un ardından Akbank’ın kültür-sanat takviminde bu kez caz var. 36. Akbank Caz Festivali, 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul’un farklı noktalarına yayılacak.
Demiralp, bu yılki programı anlatırken festivalin hem uluslararası ölçeğine hem de farklı kuşakları bir araya getiren yapısına dikkat çekiyor:
“Şehrin Caz Hali heyecanımız başladı. Festivalimiz 26 Eylül-11 Ekim tarihleri arasında 15 ülkeden 200 sanatçının katılımıyla gerçekleşecek.
Geçtiğimiz yıl 15 bin sanatseveri ağırlamıştık. Bu yıl da yüksek katılımlı bir festival olacağına inanıyoruz. Gerçekten dolu dolu bir takvimimiz var ve 24 farklı mekanda olacağız.
Arturo Sandoval, James Carter, Emin Fındıkoğlu, İmer Demirer, Sibel Köse, Dhafer Youssef gibi cazın usta isimlerini Akbank Caz Festivali’nde ağırlayacağız.
Programımızda genç caz müzisyenleri de önemli bir yer tutuyor. Özel tribute projeleri, söyleşiler ve çocuk atölyelerimiz olacak. Festivalin 36 yıllık yolculuğu içinde her kuşaktan dinleyicinin cazla farklı bir noktadan temas kurmasını çok önemsiyoruz.”
“Caz müziğini doğrudan gençlerin yaşam alanlarına götürüyoruz”
Akbank Caz Festivali’nin gençlerle kurduğu bağ yalnızca müzisyen yetiştirmek üzerinden ilerlemiyor. Kampüste Caz ve Lisede Caz programları uzun yıllardır yeni kuşak dinleyicilerin cazla tanışmasını sağlıyor.
Demiralp, bu çalışmaların festivalin geleceği açısından taşıdığı önemi şöyle anlatıyor:
“Yıllardır sürdürdüğümüz Kampüste Caz ve Lisede Caz etkinlikleriyle caz müziğini doğrudan gençlerin yaşam alanlarına götürüyoruz.
Yeni nesil bir dinleyici kitlesi yaratmak çok önemli. Gençlerin cazla kendi kampüslerinde, kendi okullarında karşılaşmasını sağlıyoruz.
Bir müzik kültürünün devamlılığı için yalnızca sanatçıları desteklemek yetmiyor. O müziği dinleyecek, takip edecek, konserlere gelecek yeni kuşakların da oluşması gerekiyor. Akbank Caz Festivali’nin yıllar içinde geliştirdiği bu programların değerini biraz da burada görüyoruz.”
“Gelecek nesillere kalıcı bir kültürel miras bırakmak istiyoruz”
Seçil Demiralp’le konuşmamız başladığı yere, sanatın uzun vadeli etkisine dönerek sona eriyor. Çocukken Akbank Çocuk Tiyatrosu’yla tanışan bir izleyiciden bugün caz festivaline gelen gençlere, Contemporary Istanbul’da ilk kez uluslararası galerilerle karşılaşan sanat öğrencilerinden Berklee’ye uzanan genç müzisyenlere kadar anlatılanların merkezinde kuşaklar boyunca devam eden bir ilişki bulunuyor.
Demiralp de Akbank’ın kültür-sanat alanındaki yaklaşımını bir kez daha bu uzun vadeli bakış üzerinden anlatıyor:
“Sanatın birleştirici gücüyle toplumun her kesimine ulaşmayı istiyoruz. Sanatsal üretimi erişilebilir kılmayı ve gelecek nesillere kalıcı bir kültürel miras bırakmayı hedefliyoruz.
Bugün 50 yılı aşkın bir kültür-sanat yolculuğundan söz edebiliyorsak, bunun arkasında uzun yıllar boyunca aynı kararlılıkla devam eden bir yaklaşım var.
Önümüzdeki dönemde de sanatın farklı disiplinlerini desteklemeyi, genç yeteneklere alan açmayı, yeni kuşakları sanatla buluşturmayı ve Türkiye’nin kültür-sanat ekosistemine uzun vadeli katkı sağlamayı sürdüreceğiz.”