• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa IN-DEPTH Görüş

CMO’ların 2026 Stratejileri: Elif İsmailoğlu

Suwen Pazarlama Direktörü Elif İsmailoğlu, markanın 2026 yol haritasını ve pazarlama dünyasında öne çıkacak başlıca eğilimleri paylaşıyor.

Sevil Kişin Sevil Kişin
25 Aralık 2025
Görüş

Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2026 Stratejileri” özel dosyamızda, pazarlama dünyasının yeni yıl önceliklerini, bütçe kırılmalarını ve markaların rekabet avantajını yeniden tanımlayan yaratıcı yaklaşımları masaya yatırıyoruz. Türkiye’nin farklı sektörlerinden CMO’lar, 2025’in getirdiği kırılmaları, öğrenimleri ve zorlukları değerlendirerek yeni yılda nasıl bir stratejik panorama ortaya çıkacağını bizimle paylaşıyor. Bu kapsamlı perspektif içinde Suwen Pazarlama Direktörü Elif İsmailoğlu, 2025’te edindikleri içgörülerle 2026’ya uzanan yol haritasını, değişen tüketici beklentilerini ve pazarlama dünyasını etkisi altına alacak trendleri tüm açıklığıyla aktarıyor:

“CMO’ların 2026 Stratejileri”nin tüm katılımcıları için tıklayın!


“İçimde Suwen Var” hikayemiz, 2022 yılında güçlü sloganı ve standardın dışında konumlanan reklam stratejisiyle viral etki yaratan, marka iletişimimizde kırılma yaratan bir kampanya oldu. En önemli başarısı ise yalnızca kısa vadeli bir etki yaratmakla kalmayıp, yıllar içinde markanın ana iletişim platformuna dönüşmesiydi.

2025 yılında ise bu güçlü hikâyeyi bir adım ileri taşıyarak “İçimde Suwen Yok” yaklaşımıyla sahneye çıktık. Bu, ana sloganımızı destekleyen; kadınlara farklı bir bakış açısı sunan, iç görüsü güçlü bir iletişim açılımıydı. Yarattığımız bu fark, markamızın ses tonunu daha da netleştirdi.

İlk reklam filmimizin ardından, bağımsız bir araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen çalışmada, Suwen sütyenini deneyen kadınların %94’ünün ürünü tavsiye ettiğini görmek bizim için son derece değerli bir gösterge oldu. Bu veriden aldığımız güçle, reklam kampanyalarımızda içindeki gücün farkında olan kadınlara seslenmeye devam ettik. Bugün hâlâ ses tonumuzdan ödün vermiyoruz.

İç giyim kategorisi, iknası zor bir kategoriden başlıyor; çünkü çoğu zaman “kimsenin görmediği” bir ürünü satın almaya dair karar sürecini yönetiyorsunuz. Bu nedenle iletişimde hangi adreslere konuştuğunuzu çok net belirlemeniz gerekiyor. Bizim için bu adres; rahatlık ve kalite. Fonksiyonel rahatlık, iç giyim trendlerimizin ve iletişimimizin merkezinde yer alıyor. Özellikle sütyen kategorisindeki uzmanlığımız, söylemlerimizin arkasını doldurdukça yaptığımız tüm iletişim yatırımlarının karşılığını net biçimde alıyoruz.

Reklam filmlerimizde spesifik ürün anlatımı yerine, genel sütyen kategorisine referans veren bir dil kullanıyoruz. 2025 yılı boyunca bir televizyon reklamı ve çok sayıda dijital projeyi hayata geçirdik. Bu iletişim yatırımlarının ardından; sütyen ürün adet satışlarında, ziyaretçi sayılarında ve marka etkileşiminde gözlemlediğimiz artışlar, markamızın geçen yıla göre ciroda %42 büyümesinin temel itici güçleri arasında yer aldı.

“Reklam yatırımlarımızı kısa vadeli kampanya etkisinden ziyade, uzun vadeli marka hafızası yaratacak şekilde planlıyoruz”

Marka iletişiminde süreklilik ve tutarlılık önceliğimiz olacak. Reklam yatırımlarımızı kısa vadeli kampanya etkisinden ziyade, uzun vadeli marka hafızası yaratacak şekilde planlıyoruz. İç giyim gibi güven ve uzmanlık gerektiren bir kategoride, ses tonunun korunması ve marka vaadinin netliği bizim için vazgeçilmez.

Aynı zamanda 2026’da sadakati indirim odaklı bir yapıdan çıkarıp, kişiselleştirilmiş deneyim ve ayrıcalık temelli bir modele taşımayı hedefliyoruz. Veriye dayalı CRM, gelişmiş sadakat programları ve segment bazlı iletişim bu alandaki en önemli araçlarımız olacak. Verimlilik, sürdürülebilir büyüme ve müşteri deneyimi ekseninde şekillenecek. Stok yönetimini daha da iyileştirmek, operasyonel maliyetleri verimlilik odaklı optimize etmek ve hem dijital hem fiziksel kanallarda müşteri deneyimini güçlendirmek önceliklerimiz arasında.

Bununla birlikte insan kaynağına yatırım, gelişmiş sadakat programları, omni-channel çözümler ve sürdürülebilirlik projeleri; önümüzdeki dönemin ana yapı taşlarını oluşturacak. Talep tahminleme algoritmaları ve dijitalleşme yatırımlarıyla daha esnek, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir yapı kurmayı hedefliyoruz.

“Markaları ayrıştıran unsur, tüketici nezdinde yarattıkları istikrar ve öngörülebilirlik algısı olacak”

2026’da marka dayanıklılığını belirleyen en kritik yaklaşımın, tüketiciyle kurulan güven ilişkisini fiyatın ötesinde yönetebilmek olduğuna inanıyorum. Artan maliyetler ve alım gücündeki daralma tüm sektörler için ortak bir gerçek; ancak bu dönemde markaları ayrıştıran unsur, tüketici nezdinde yarattıkları istikrar ve öngörülebilirlik algısı olacak.

Biz pazarlama tarafında, fiyat iletişimini dalgalı bir refleks yerine, güven veren bir marka duruşu olarak ele alıyoruz. Çoklu stok ve yıllık planlama gibi operasyonel modeller, pazarlama açısından bize en önemli avantajı sağlıyor: fiyat tutarlılığını iletişim gücüne dönüştürmek. Tüketici, bugün aldığı ürünü yarın da benzer bir değer algısıyla bulabileceğini bildiğinde markayla bağ kuruyor.

İndirim ve kampanyaları ise yalnızca satış artıran araçlar olarak değil, ilişkiyi canlı tutan temas noktaları olarak konumlandırıyoruz. Doğru zamanda, doğru üründe ve doğru kitleye yapılan kampanyalar; markanın erişilebilirliğini güçlendirirken, değer algısını zedelemeyen bir denge yaratıyor.

Pazar dinamiklerine baktığımızda, iç giyim alışverişinin giderek geleneksel kanallardan mağazacılığa kaydığını net biçimde görüyoruz. Bu değişimi yalnızca fiziksel büyüme olarak değil, markanın görünürlüğünü ve deneyim alanlarını artıran bir pazarlama fırsatı olarak değerlendiriyoruz. Mağazalarımız, satış noktasından çok; markanın vaatlerini birebir deneyimleten iletişim alanları haline geliyor.

Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu ile güçlü tekstil altyapısı, yerli iç giyim markaları için önemli bir rekabet avantajı sunuyor. Biz bu avantajı, global trendleri yakından takip eden ama yerel tüketicinin kalite, fiyat ve estetik beklentilerine net şekilde karşılık veren iki yönlü bir pazarlama stratejisiyle değerlendiriyoruz. Böylece hem güncel kalıyor hem de tüketiciyle bağımızı koruyoruz.

Sonuç olarak 2026’da büyümeyi yalnızca hacimle değil, marka gücü, algı yönetimi ve tüketiciyle kurulan uzun vadeli ilişkiyle tanımlıyoruz. Mağaza sayımız artabilir; ancak asıl hedefimiz, daha tutarlı iletişim kuran, daha güven veren, daha dijital ve müşterisini çok daha iyi anlayan bir marka yapısı oluşturmak. Bu yaklaşımın, belirsizlik dönemlerinde markamızı en dayanıklı noktada konumlandıracağına inanıyoruz.

“Tüketiciler ‘ne sattığınızdan’ çok, kendilerini nasıl hissettirdiğinizle ilgileniyor”

Yapay zekâ ve AI tabanlı çözümler, pazarlama dünyasının tüm algoritmasını kökten değiştiriyor. Teknoloji artık yalnızca bir destek unsuru değil; kreatif süreçlerin merkezinde yer alıyor. Bugün hayal edilen ya da henüz hayal edilemeyen pek çok yaratıcı çözüm, dakikalar içinde farklı alternatiflerle karşınıza çıkabiliyor ve karar alma süreçlerini doğrudan etkiliyor.

İç giyim gibi duygusal bağ yaratan kategorilerde ise sosyal ticaret giderek daha fazla öne çıkıyor. Kapsayıcı beden aralıkları, beden olumlama, nötr ve adaptif ürünler gibi toplumsal gelişmeler; pazarlama iletişiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Artık bir üründe hikâye, kullanım uyumu ve duygusal bağ; teknik özelliklerin önüne geçiyor.

2026’da iç giyim pazarlamasındaki en büyük kırılımın, ürün odaklı iletişimden kadın odaklı deneyim tasarımına geçiş olacağını düşünüyorum. Tüketiciler “ne sattığınızdan” çok, kendilerini nasıl hissettirdiğinizle ilgileniyor. Bu da pazarlamayı kampanya üretmekten çıkarıp, uçtan uca deneyim kurgulayan bir yapıya dönüştürüyor.

Biz de bugüne kadar güçlü şekilde inşa ettiğimiz iletişim tonumuzu genişleterek; rahatlığı, kapsayıcılığı, sürdürülebilirliği ve şeffaflığı marka kimliğimizin temel unsurları olarak daha da görünür kılacağız.

Etiketler: 2026 CMO StratejilerimanşetSuwenZarakol İletişim

İlgili Haberler

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Burçin Çelik
Görüş

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Burçin Çelik

CMO’ların 2026 Stratejileri: Gül Sağır Aydın
Görüş

CMO’ların 2026 Stratejileri: Gül Sağır Aydın

“Tüketiciler artık kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetmek istiyor”
Görüş

“Tüketiciler artık kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetmek istiyor”

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.