Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2026 Stratejileri” özel dosyamızda, pazarlama dünyasının yeni yıl önceliklerini, bütçe kırılmalarını ve markaların rekabet avantajını yeniden tanımlayan yaratıcı yaklaşımları masaya yatırıyoruz. Türkiye’nin farklı sektörlerinden CMO’lar, 2025’in getirdiği kırılmaları, öğrenimleri ve zorlukları değerlendirerek yeni yılda nasıl bir stratejik panorama ortaya çıkacağını bizimle paylaşıyor. Bu kapsamlı perspektif içinde Turknet Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gül Sağır Aydın, 2025’te edindikleri içgörülerle 2026’ya uzanan yol haritasını, değişen tüketici beklentilerini ve pazarlama dünyasını etkisi altına alacak trendleri tüm açıklığıyla aktarıyor:
“CMO’ların 2026 Stratejileri”nin tüm katılımcıları için tıklayın
Yılın en önemli adımı, kapsamlı marka dönüşümümüz oldu. 30. yılımıza yaklaşırken sadece bir logo ya da renk paleti değiştirmedik aynı zamanda marka ruhunu tamamen yeniledik. Özgürlükçü, yenilikçi ve ezber bozan kimliğimizi daha güçlü şekilde yansıtan görsel bir dünya oluşturduk. Yeni söylem dilimiz, uzun süredir hayata geçirdiğimiz yalın, şeffaf ve kullanıcı dostu hizmet modelini çok daha somut hale getirdi.
Bu dönüşümün güçlü bir karşılık bulmasının nedeni sadece iletişim dili değildi; arkasında ciddi bir mühendislik ve teknoloji yatırımı vardı. Kendi geliştirdiğimiz altyapı, yazılım ve teknoloji çözümleri sayesinde Türkiye’nin dört bir yanında gigabit hızında internet sunuyoruz. 2025 boyunca daha fazla haneye GigaFiber götürmek için yatırımlarımızı hızlandırdık, sahada çok geniş bir operasyon yürüttük. Bugün bireysel tarafta 11 ilde, kurumsal tarafta 21 ilde 1.000 Mbps’ye varan simetrik hızlar sağlayabilen bir altyapıya sahibiz.
Büyüme tarafında da son derece olumlu bir tablo ile yılı kapattık. Toplam abone sayımız 1.3 milyonun üzerine çıktı. Tüm bu rakamlar aslında kullanıcı memnuniyeti odaklı iş modelimizin gerçek hayattaki karşılığını net şekilde ortaya koyan iyi bir gösterge. İnsanların bizi birbirine önermesi, tahmin edersiniz ki en değerli performans kriteri hâline geldi.
Aynı zamanda pazarlamayı teknoloji ve veriyle yeniden tanımlayarak yapay zekâ, makine öğrenmesi ve otomasyon tabanlı stratejilerle klasik kampanyaları dönüştürdük. CRM’de 30 müşteri profili oluşturarak kişiselleştirilmiş kurgular geliştirdik; e-posta açılma oranlarını %27’den %42’ye çıkardık, iptal riski taşıyan müşterileri tespit edip churn’ü düşürdük. GigaFiber remarketing yapısını yenileyerek maliyetleri %10,5 azalttık, başvuruları %33 artırdık. Adin.AI ve Orphex entegrasyonlarıyla medya yatırımlarını anlık optimize ederek %25 tasarruf sağladık. “GigaFiber İstiyorum” kampanyamızla dijital müşteri oranımızı yükselterek her 10 yeni müşteriden 4’ünü dijital kanallardan kazandık. Sadece dijital medya kullanarak spontan bilinirliğimizi 2 yılda %17’den %36’ya çıkardık, Turknet’i en hızlı büyüyen operatör yaptık.
“Bizim için önemli olan sadece bugünün teknolojisine yatırım yapmak değil; yarının fikirlerini büyütmek”
2026 Turknet’in 30’uncu yılı. Yıl boyunca tüm iletişimimize, yatırımlarımıza ve projelerimize şirketimizin değerlerini ve mirasını yansıtacağımız bir dönem olacak. Bu doğrultuda dört ana alana odaklanıyoruz: altyapı, deneyim, topluluk yönetimi ve sosyal marka/sürdürülebilirlik. Tabi bunları yaparken teknoloji en büyük gücümüz olmaya devam edecek.
Öncelikle, bağımsız fiber altyapımızı daha fazla bölgeye taşıyoruz. TEİAŞ, SOCAR ve BOTAŞ hatlarıyla entegrasyonlarımızı güçlendirerek Turknet GigaFiber’i daha geniş bir coğrafyada erişilebilir kılacağız.
İkinci olarak, müşteri deneyimini radikal şekilde sadeleştiriyoruz. Yapay zeka destekli süreçler, otomasyon ve SmartyFi’ın yeni yetenekleriyle ev internetinde herkes için daha öngörülebilir, kesintisiz ve akıllı bir bağlantı deneyimi sunmayı hedefliyoruz.
Büyümesinin %50’sini WOM programı Arkadaşını Getir ile gerçekleştiren bir marka olarak, elçilik ve affiliate modelleri ile paylaşım odaklı topluluk modelini büyüteceğiz.
Sosyal marka ve sürdürülebilirlik odağımızı güçlendiriyoruz. Merkezimizde elbette yine gençler olacak. FRC, TN Product Bootcamp, üniversite iş birlikleri ve TN Generation gibi programlarla gençlere üretim alanı açtık. 2026’da bu yapıları daha kapsayıcı ve geniş bir ekosisteme yaymayı hedefliyoruz. Bizim için önemli olan sadece bugünün teknolojisine yatırım yapmak değil; yarının fikirlerini büyütmek.
Kısacası, 2026 bizim için daha güçlü bir fiber omurga, daha akıllı bir deneyim, daha büyük bir topluluk ve daha sorumlu bir etki modeli inşa ettiğimiz; 30 yıllık Turknet kültürünün geleceğe taşındığı bir yıl olacak.
“Bizi ayakta tutan ve dayanıklılığımızı artıran en kritik unsur, “İnternetin Demokratikleşmesi” vizyonumuz oluyor”
Turknet sadece bir teknoloji şirketi değil, insanların yaşamına dokunan, onları özgürleştiren bir marka. Tam da bu vizyonla tüm belirsiz parametrelere karşı proaktif bir yaklaşım benimsiyoruz. Böyle dönemlerde bizi ayakta tutan ve dayanıklılığımızı artıran en kritik unsur, “İnternetin Demokratikleşmesi” vizyonumuz oluyor.
Aslına bakılırsa bu motto bizim için çok temel ama çok güçlü bir yaklaşımı ifade ediyor; taahhütsüz, kotasız, cayma bedelsiz, tek fiyatlı ve herkes için en yüksek hızda internet. Yani müşterilerin neye, nasıl ve ne kadar ödeyeceğini bildiği, kimsenin karmaşık tarifelerle yorulmadığı, adil ve şeffaf bir hizmet modeli… Bu yaklaşım sadece ürünümüzü tanımlamıyor aynı zamanda markanın kalbini oluşturuyor.
Kullanıcı memnuniyetini merkeze alan bu model, özellikle belirsiz dönemlerde büyük bir avantaj sağlıyor. Müşterilerin bizi memnuniyetle arkadaşlarına önermesi, en değerli büyüme kaynağımız oldu ve olmaya devam edecek. Bu organik tavsiye kültürü, zorlu koşullarda bile dayanıklılık yaratan en stratejik unsur hâline geliyor. Özetle dayanıklılığımızı artıran şey teknoloji yatırımlarımız kadar, kullanıcıya verdiğimiz o değerli söz: “Hızlı ve kaliteli internet herkesin hakkıdır.”
Kısacası, belirsizlik arttıkça biz daha net bir strateji izliyoruz: kontrol edilebilir altyapı, akıllı deneyim, güçlü topluluk ve sade bir büyüme modeli. Turknet’in dayanıklılığını artıran da tam olarak bu yaklaşım oluyor.
“Kullanıcı artık reklama değil, kendi deneyimine güveniyor”
2026’da pazarlamanın en büyük dönüşümü, ölçülemeyen yaratıcılıktan ölçümlenebilir deneyime yöneliş olacak. Markalar için asıl rekabet alanı artık büyük kampanyalar değil, gerçek zamanlı, kişiye özel ve tutarlı deneyim yönetimi olacak.
Bunun üç nedeni var: Birincisi yapay zeka, kullanıcı beklentisini her temas noktasında anlık olarak şekillendiriyor. İkincisi maliyet baskısı arttıkça, “harcama değil değer yaratan” büyüme modelleri öne çıkıyor. Son olarak kullanıcı artık reklama değil, kendi deneyimine güveniyor.
Dolayısıyla pazarlamanın merkezine deneyim tabanlı büyüme yerleşecek. Öneri sistemleri, otomasyon, topluluk etkisi ve gerçek performans verileri; markaların en büyük pazarlama kası olacak.
2026’da pazarlama dünyasını dönüştürecek ana eksenin de tam olarak bu olduğunu düşünüyoruz: “Daha az gürültü, daha sade süreçler, daha gerçek değer.”



