Otantiklik, tüketicinin markalarla kurduğu bağda en fazla önemsediği değerlerden biri olarak öne çıkıyor. Emplifi’ın ABD ve İngiltere’de gerçekleştirdiği araştırma, bu kavramın artık duygusal bir tercih olmaktan çıkıp doğrudan satın alma davranışını yönlendiren somut bir kritere dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 85’i, otantik bulduğu markalara daha fazla ödemeye razı olduğunu söylüyor. Aynı doğrultuda yüzde 93’lük kesim, markayla yaşanan samimi etkileşimlerin uzun vadede güveni ateşlediğini belirtiyor. Bu iki veri bir araya geldiğinde otantikliğin marka ekonomisinde nakit karşılığı olan bir varlığa dönüştüğü netleşiyor.
Samimiyetsiz tek deneyim ilişkiyi bitirebiliyor
Rapor, tüketicilerin büyük bölümünün otantiklikten yoksun bir deneyimle karşılaştıktan sonra o markayı satın almayı bırakmakta tereddüt etmediğini gösteriyor. Bu tablo markalar için ciddi bir uyarı taşıyor. Güven yıllar içinde sabırla inşa edilirken, sahici olmayan tek bir an biriken itibarın tamamını geri döndürülmez biçimde aşındırabiliyor.

Dürüstlük ve doğruluk listenin zirvesinde
Peki bir markayı tüketici gözünde gerçekten otantik kılan nitelikler neler? Emplifi’ın araştırmasına göre otantiklikle en güçlü biçimde ilişkilendirilen özellik dürüstlük ve doğruluk oluyor. Bu beklenti markaları, abartılardan arınmış, açık ve şeffaf bir iletişim diline doğru itiyor. Katılımcıların yüzde 58’i, otantik markaların taşıması gereken özellikleri sıralarken ilk olarak bu niteliği anıyor.
Verilen sözü tutmak güvenin ikinci ayağı
Listenin ikinci sırasında markaların verdikleri sözleri tutması ve taahhüt ettikleri şeyi gerçekten yerine getirmesi geliyor. Tüketicilerin yüzde 44’ü bu beklentiyi dile getiriyor. Otantik markaların aynı zamanda gerçek ve yakın durması, sahici bir yüzle var olması gerektiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 39.
Tüketicinin otantik markalara atfettiği bir diğer değer, zaman içinde tutarlı davranmak oluyor (yüzde 33). Listeyi, markaların sağlam değerler temelinde hareket etmesi beklentisi tamamlıyor (yüzde 26). Bu sıralama otantikliğin sürekli ve istikrarlı bir duruşun ürünü olduğunu, kalıcı bir emek gerektirdiğini hatırlatıyor.



