McDonald’s, Starbucks, Coca-Cola ve Unilever gibi birçok çok uluslu marka, İsrail’in Gazze’deki askeri saldırısına destek verdikleri algısı nedeniyle boykot kampanyalarına maruz kaldı. Bu durum, son aylarda bu markaların satışlarının düşmesine yol açtı.
YouGov tarafından yapılan uluslararası bir araştırma, farklı ülkelerdeki tüketicilerin boykot eğilimlerine ışık tutuyor. Araştırma, 17 uluslararası pazardaki tüketicilerin yüzde 70’inden fazlasının, bir şirketin ya da liderlerinin karşı çıktıkları şekilde davranması durumunda o markayı boykot edeceklerini ortaya koydu.
Yüksek boykot eğilimli ülkeler
Araştırmaya göre, Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 88) ve Endonezya (yüzde 86), yedi pazarın altısından fazlasında en yüksek potansiyel aktivist tüketici oranına sahip. Bu ülkeleri Hong Kong, Avustralya (her ikisi de yüzde 85), Kanada (yüzde 84) ve Danimarka (yüzde 83) takip ediyor. Bu pazarlar aynı zamanda bir markayı asla boykot etmeyecek tüketicilerin en küçük payına sahip: yüzde 10 veya daha az.
Düşük boykot eğilimli ülkeler
Öte yandan, Polonya (yüzde 73) ve ABD’de (yüzde 74) tüketicilerin dörtte üçünden azı herhangi bir nedenle markaları boykot ediyor. Bu ülkeler, Meksika, Almanya (her ikisi de yüzde 75) ve İspanya (yüzde 76) tarafından takip ediliyor. Bu pazarlar, yüzde 18-22 ile bir markayı asla boykot etmeyecek en yüksek tüketici oranına sahip.
Boykotlarının ana tetikleyicileri: sağlık riskleri ve etik olmayan uygulamalar
Araştırmaya göre, ürünleri sağlık açısından risk teşkil eden (örneğin, toksik veya kansere neden olan maddeler içeren) şirketlerin boykot edilmesi, ankete katılan tüm pazarlardaki tüketiciler için en olası neden. Polonya, Hindistan ve Meksika hariç, diğer tüm pazarlarda tüketicilerin yarısından fazlası, sağlık açısından zararlı ürünleri satan şirketleri boykot edeceklerini belirtiyor.
Etik olmayan uygulamalara (çocuk işçiliği, sendika çökertme gibi) dahil olan şirketler ve tüketicilerin eylemlerini onaylamadıkları ülkelerle iş yapan (askeri saldırganlık, terörizm, insan hakları ihlalleri gibi) markalar, tüketicilerin boykot nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor.
Çevreyi kirleten veya zarar veren şirketlerden uzak durmak, tüketici boykotlarının bir diğer önemli motivasyonu. Özellikle İtalya, Endonezya, Danimarka, Britanya ve Avustralya’daki tüketiciler, çevreye zarar veren markaları boykot etme eğiliminde.
Endonezya (yüzde 53) ve Danimarka’da (yüzde 52) tüketicilerin yarısından fazlası, İsveç (yüzde 49) ve Britanya’da (yüzde 47) tüketicilerin ise yarıya yakını, eylemlerini onaylamadıkları ülkelerle iş yapan markaları boykot edeceğini belirtiyor. Hong Kong (yüzde 34), Hindistan (yüzde 33), İtalya (yüzde 31) ve Meksika’da (yüzde 26) ise bu oran daha düşük.
Marka boykotları nasıl bitiyor?
YouGov raporu, birçok tüketicinin belirli koşullar sağlandığında markaları boykot etmekten vazgeçmeye istekli olduğunu gösteriyor.Farklı pazarlardaki tüketiciler, bir markayı boykot etme kararını geri çevirme eğiliminde, şu koşullar altında etkili olabilir: Şirketin, boykota neden olan sorunu çözmek için bir plan sunması veya bu konuda attıkları adımları kamuoyuyla paylaşması durumunda. Özellikle, tüketicilerin çoğu, markanın sakıncalı buldukları sorunlara yönelik düzeltici eylemler veya harici bir kuruluş (hükümet, STK vb.) tarafından cezalandırılması karşılığında boykotu durdurmayı düşünebilirler.
Beklenildiği gibi, sakıncalı konunun nasıl ele alındığına dair sonuçların paylaşılması, genellikle tüketicileri boykotlarını sonlandırmaya daha fazla ikna edebiliyor, öyle ki bu durum özür dilemekten daha inandırıcı.



