Stres, iş dünyasında hemen her sektörde çalışanları etkiliyor. Ancak pazarlama ve reklam alanında faaliyet gösteren profesyoneller için durum çok daha ağır seyrediyor. Storyblok’un orta ve büyük ölçekli şirketlerden 200 kıdemli pazarlamacıyla gerçekleştirdiği araştırma, sektörün stres haritasını ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre, pazarlamacıların yüzde 24’ü işlerinin çoğunda stres altında olduklarını kabul ediyor. Katılımcıların yüzde 56’sı ise en verimli zamanlarını mesai saatleri dışında bulduklarını söylüyor. Bu durum, çalışanların işten kopmalarını engelleyerek sürekli zihinsel bir yorgunluk yaratıyor.
İş-özel hayat dengesi bozuk
Sektördeki en kritik sorunlardan biri iş-özel hayat dengesi. Pazarlamacıların yalnızca yüzde 33,5’i sağlıklı bir denge kurabildiğini belirtiyor. Araştırmaya göre, hiçbir zaman stres yaşamadığını söyleyenlerin oranı yüzde 6’da kalıyor. Yani sektör çalışanlarının neredeyse tamamı bu baskıyı deneyimliyor.
Stresin sonuçları sadece iş hayatıyla sınırlı kalmıyor. Katılımcıların yüzde 55,5’i zaman zaman partneriyle tartıştığını, yüzde 9’u ise bu nedenle sürekli kavga ettiğini dile getiriyor. Yalnızca yüzde 20’si, iş yükü ile özel hayat arasındaki uyumsuzluğun ilişkilerini etkilemediğini söylüyor.
Tatil de çözüm olmuyor
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de tatil dönemlerine ilişkin. Pazarlamacıların yüzde 75,5’i tatildeyken her gün iş e-postalarını kontrol ettiğini belirtiyor. Yüzde 25’i ise dinlenme günlerinde dahi işten uzaklaşmakta zorlandığını kabul ediyor. Ayrıca çalışanların üçte biri, mesai başlamadan önce erken saatlerde bilgisayar başına geçtiğini söylüyor.
Toplantılar yük olarak görülüyor
Sektör profesyonelleri için toplantılar da ayrı bir stres kaynağı. Katılımcıların yalnızca yüzde 32’si toplantılardan keyif aldığını ifade ederken, yüzde 46,5’i bu toplantıları verimli bulduğunu söylüyor. Yani pazarlamacıların çoğunluğu için toplantılar zaman kaybı olarak algılanıyor.
Tüm bu olumsuz tabloya rağmen pazarlamacılar, işlerine bağlılıklarını sürdürüyor. Katılımcıların yüzde 77’si pazarlamayı tercih etmiş olmaktan pişman değil. Hatta yüzde 70’i, çocuklarının da ileride aynı mesleği seçmelerinden mutluluk duyacaklarını dile getiriyor.
Dört günlük çalışma haftası umut veriyor
Araştırmada öne çıkan en umut verici bulgulardan biri, dört günlük çalışma haftası fikrine verilen destek. Katılımcıların yüzde 75’i, haftada dört gün çalışmanın onları hem daha mutlu hem de daha üretken kılacağını düşünüyor. Bu modelin benimsenmesi durumunda, çalışanların daha uzun saatler çalışmaya da razı olabilecekleri görülüyor.



