Benim için sürdürülebilirlik, sadece Unilever’deki görevimle başlayan bir sorumluluk değildi. Çevreme, topluma, yaşadığım dünyaya katkı sağlayabilme ve onların iyiliği için bir şeyler yapabilme düşüncesi kendimi bildim bileli hep vardı. Bunun için hem bireysel olarak hem de Unilever Türkiye’deki işim sayesinde pek çok girişimlerim oldu. Özellikle baba olduktan sonra “gelecek” benim için daha da önemli olmaya başladı. Bu noktada sürdürülebilirliğin kritik rolünü daha iyi anladım.
Günümüz koşullarında sürdürülebilirlik adımları bireysel seçime bağlı olmayan bir nitelikte. Doğal afetler, iklim krizi, çevre kirliliği, su sorunu gibi hem günümüzde hem de gelecekte etkileri çok büyük sorunlarla yüz yüzeyiz. Dolayısıyla atılan her bir adım çok kritik. Kendimiz, ailemiz, toplum ve tüm dünya için iyi bir gelecek yaratmanın yolu sürdürülebilirliğe katkı sunmak için bir şeyler yapmaktan geçiyor. Ve bu konuda hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.
Ne mutlu bana ki; işim insanlar için, toplum için anlamlı işler yapabilmeye olanak tanıyor. Çünkü hiçbir başarı, insanların yaşamına dokunmak kadar kalıcı ve büyük bir etki bırakamaz.
Unilever, “gezegene ve topluma katkı sağlama” misyonunu benimsemiş ve bu amaçla sürdürülebilirlik konusunda uzun yıllardır çalışmalar yapan bir şirket. Sürdürülebilirlik serüvenimiz bundan tam 14 yıl önce başladı. Henüz “sürdürülebilirliğin” bu kadar konuşulmadığı bir dönemde ilk adımlarımızı attık.
Öncelikle 2010’da Unilever Sürdürülebilir Yaşam Planı’nı hayata geçirdik. Sürdürülebilirliği kelimenin tam anlamıyla işimizin merkezine aldık. Ürün formüllerinden ambalaja, üretimden tedariğe tüm süreçlerimizi buna göre yeniden düzenledik. 10 yıllık uzun bir sürecin sonunda, 2020’de çalışmalarımızı yeniden gözden geçirdik. Dönemin değişen dinamiklerini de göz önünde bulundurarak; mevcut sürdürülebilirlik stratejimizi bir üst boyuta taşıyan Unilever Compass Stratejisi’ni uygulamaya aldık.
Her ne kadar sürdürülebilirlik konusunda önemli ilerlemeler kaydetsek de; sürdürülebilir dönüşüm için daha odaklı ve daha etkili sonuçlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, sürdürülebilirlik için en fazla etki yaratabileceğimiz alanları göz önüne alarak stratejimizde bazı yenilikler yaptık. Sürdürülebilir dönüşüm için öncelikli konuları belirleyerek; bu konularla ilgili hedefler ve çözümler geliştiriyoruz.
Unilever olarak sürdürülebilir dönüşüme öncülük edebilmek için iş dünyasında gönüllü bir liderlik üstlendik. Elbette bu girişimleri, dünyanın 190 ülkesinde faaliyet gösteren büyük ölçekli, global bir şirkette uygulamak kolay değildi. Ancak; şirket olarak bu zorlu süreci başarıyla sürdürdüğümüzü düşünüyorum.
Bu başarının en büyük sebebi ise; sürdürülebilirliği gerçek anlamda işimizin, uygulamalarımızın merkezine almamız. Bunu bir şirket “zorunluluğu” olarak değil de; gerçekten özümseyerek, benimseyerek hem hizmet sunduğumuz tüketicilerimize hem topluma hem de gezegene katkı sağlamak adına hayata geçiriyor oluşumuz. Sürdürülebilirlik stratejimizi markalarımıza, kategorilerimize, projelerimize ve ürünlerimize de taşıyoruz.
Ev Bakım Kategorimizde “Temiz Gelecek Vizyonu”, Gıda Kategorimizde “Geleceğin Gıdaları”, Güzellik ve Kişisel Bakım Kategorimizde “Pozitif Güzellik” gibi çığır açan stratejiler benimsedik. Cif’in “Temizken Güzel” projesi, OMO’nun “OMO Çocuk Parkları” ve Migros iş birliğiyle hayata geçen “OMO Yeniden Dolum Üniteleri” gibi farklı markalarımızla sürdürülebilirliğe katkı sağlayan uzun soluklu projeler gerçekleştirdik.
Aynı zamanda; gezegen dostu formüle sahip, performans ve fiyat bakımından da iyi olan ürünlerle sürdürülebilir ve ekonomik ürünler geliştirmek mümkün dedik. Cif ürünlerini aynı içerikte konsantre formatında sunan Cif Konsantre serisi, tamamı geri dönüştürülebilir şişelerde ve doğal içeriklere sahip Cif Krem serisi, bitkisel kaynaklı aktif içeren Domestos Bio Active Mutfak Çamaşır Suyu örneklerimiz var. Hem ürün içeriğinde hem ambalajında dıştan içe bir dönüşümden geçen OMO’da da formüllerimizi doğada çözünebilir içeriklerle zenginleştiriyor, yüzde 100 geri dönüştürülebilir ambalajları yüzde 25 geri dönüştürülmüş plastikten üretiyoruz.
Unilever olarak; sürdürülebilirliğin yeni çağına liderlik etmek için kısa ve orta vadede etki yaratmaya odaklandığımız yeni bir döneme giriyoruz. Yenilenen sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kısa ve orta vadede hızlı aksiyonlar gerektiren 4 ana alana odaklanacağız. Bu alanlar; iklim, doğa, plastik ve geçim kaynakları.
- İklim değişikliği hedeflerimiz kapsamında; 2039 yılına kadar değer zincirimizde net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyoruz. ‘İklim Dönüşümü Eylem Planımız ile Paris Anlaşması hedeflerine uygun şekilde emisyon azaltmak için çalışıyoruz. Bu konuda bizimle benzer yaklaşım benimseyen tedarikçilerle ortaklıklar kurmaya öncelik veriyoruz. Bir yandan yenilebilir enerji alanında da Türkiye’de yatırımlar yapıyoruz. İzmir’deki Dondurma Dağıtım depomuzda yıllık enerji tüketiminin yaklaşık yarısını karşılayan bir güneş enerjisi santrali kurduk. Bu projemizle Unilever çapında da bir ilki gerçekleştirdik. Konya Ev Bakım fabrikamıza kurduğumuz güneş tarlası ile fabrikanın enerji ihtiyacının üçte birini kendi ürettiğimiz yenilenebilir enerjiyle karşılıyoruz.
- Doğa için hedeflerimiz, dayanıklı ve yenilenebilir doğal ekosistemler kurmayı kapsıyor. 2030 yılına kadar temel mahsullerimizin yüzde 95’ini sürdürülebilir kaynaklardan sağlamayı taahhüt ediyoruz. Bir yandan yenilenebilir tarım alanında da çalışmalar yapıyoruz.
- Plastikler başlığında ise; 2017’den beri “Daha az plastik, daha iyi plastik ve plastiksiz çözümler” yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda, plastik atıkları azaltmak ve plastikler için döngüsel bir ekonomi yaratmak adına çalışmalar yapıyoruz. Mevcut ambalajlarımızdaki plastik miktarını da konsantre ürünler ile azaltıyoruz.
- Geçim kaynakları alanında koyduğumuz hedeflerle insanlar için geçim kaynakları yaratabilmek ve böylece sosyal dengeye ve eşitliğe katkı sağlayabilmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda 2026 yılına kadar asgari geçim kaynaklarının sağlanması için tedarik zincirimizdeki 250 bin küçük ölçekli çiftçiye ve 2.5 milyon KOBİ’ye destek olacak çalışmalar hayata geçireceğiz.



