Sürdürebilirlik kavramı dünyanın gündemine bu yüzyılın başında girmeye başladı. Akademik kariyerime ve sonrasında iş hayatına girdiğim dönemlerde ben de özellikle çimento sektörünün çevresel etkileri konusunda farkındalığımı diğer meslektaşlarım gibi arttırmaya başladım.
Kurumsal bir lider olarak ise, sürdürülebilirlik vizyonunu şirketimizin stratejik hedefleriyle entegre etmenin sadece etik bir yükümlülük değil, aynı zamanda uzun vadeli rekabet avantajı sağladığını düşünüyorum. İşletmelerin çevresel ve toplumsal etkilerini minimize ederek hem toplumun hem de şirketin yararına olacak şekilde katkıda bulunabileceğimizi biliyorum. Bu bağlamda, sürdürülebilirlik, sadece bir strateji değil, aynı zamanda şirketimizin kültürünün ve değerlerinin temel bir parçası haline geldi.
Faaliyet alanımız olan çimento, tüm yapıların temel yapı taşını oluşturuyor ve küresel karbon emisyonunun da yüzde 8’ine neden oluyor. Sürdürülebilir teknolojiler benimseyerek ve daha yeşil çimento türleri geliştirerek, karbon emisyonundaki sektör payını azaltabiliriz. İşte ben tüm motivasyonumu buradan alıyorum. Çevresel etkiyi azaltan yenilikçi, sürdürülebilir uygulamalarla daha iyi bir gelecek inşa etmenin mümkün olduğuna inanıyor ve bunu gerçekleştirmek için katkı sunmaya çalışıyorum.
“Çimko olarak, Türkiye’nin önde gelen çimento ve beton üreticilerinden biri olmanın yanı sıra sürdürülebilirlikte de öncü şirketler arasındayız”
Çimento ve beton üretiminde, değer zinciri boyunca karbonsuzlaştırma kritik bir önem taşıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı etkisi ile çimento sektörü, 2030 yılına kadar emisyonlarını ciddi ölçüde azaltmayı, 2050’de ise “net sıfır” hedefine ulaşmayı öngörüyor. Bu hedeflere ulaşmak, çimentodaki klinker oranının azaltılması, üretim sürecinde kullanılan enerjiden kaynaklanan CO2 emisyonlarının düşürülmesi, etkin atık/yakıt yönetiminin sağlanması ve yeşil çimento üretiminin artırılması gibi kritik unsurlara dayanıyor.
Çimko olarak, Türkiye’nin önde gelen çimento ve beton üreticilerinden biri olmanın yanı sıra sürdürülebilirlikte de öncü şirketler arasındayız. Sürdürülebilirliği “Çevresel” ve “Sosyal” alanlarda ele alarak, çevresel olarak sürdürülebilir, sosyal açıdan sorumlu ve iyi yönetilen kurumsal uygulamalarla daha istikrarlı ve kapsayıcı büyüme hedefliyoruz.
Bu çerçevede faaliyetlerimizin çevre üzerindeki etkilerini dikkatle izleyerek, karbon ayak izimizi azaltmak için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Çevresel sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda, 2023 yılında toplamda 80 milyon TL tutarında çevre yatırımı gerçekleştirdik. Bu yatırımın yüzde 80’i alternatif yakıt, yüzde 9’u yenilenebilir enerji ve geri kalanı ise diğer çevresel faaliyetler için kullanıldı.
Sektörümüzün karbon emisyonlarını azaltma yolundaki en önemli adımlarından biri olan fosil yakıtlar yerine biyokütle içerikli alternatif yakıtların kullanılması konusunda tüm tesislerimizde gerekli yatırımları yapıyoruz. Atık kullanım oranımızı artırmaya odaklanıyoruz.
“2023 yılında yaklaşık 55 milyon dolar yatırımla 6 adet güneş enerjisi santralini (GES) bünyemize kattık”
Bununla birlikte çimento üretim sürecinde kullanılan enerjinin kaynağını çevre dostu ve sürdürülebilir bir şekilde güneş enerjisinden sağlamak için önemli bir adım attık. 2023 yılında yaklaşık 55 milyon dolar yatırımla Ankara, İzmir ve Manisa’da 750 dönüm alan üzerinde toplam 49 MW kurulu güce sahip 6 adet güneş enerjisi santralini (GES) bünyemize kattık. Mevcut kurulu GES kapasitemiz, yıllık 1,3 milyon ton klinker ve 2,6 milyon ton çimento üretim kapasitesine sahip Bartın Fabrikamızın enerji ihtiyacına karşılık geliyor. Yaptığımız ve yapacağımız yatırımlarla 10 yıl içinde tüm tesislerimizdeki enerji ihtiyacımızın yüzde 100’ünü, yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Bu yatırımlar hem şirketimizin enerji maliyetinin düşürülmesini sağlayacak hem de karbonsuzlaştırma ve sürdürülebilirlik hedeflerimize önemli katkıda bulunacak.
Çimento sektöründe “net sıfır” hedefine ulaşmak için yeni üretim teknolojisi geliştirmek ya da enerji verimliliğine odaklanmak da tek başına yeterli değil! Tüm değer zinciri boyunca mutlak bir dönüşüm gerekiyor. Tüm üreticilerin ürünlerini, tedarik zincirlerini ve iş modellerini yeni düzene uyarlamaları şart! Döngüsel ekonomiyi kurabilmek için diğer sektörler ya da kurumlarla iş birliği de çok önemli. Döngüsel ekonomi prensipleri doğrultusunda, üretim yapan diğer fabrikaların atıklarını alternatif hammadde ve yakıt olarak değerlendirme potansiyelimiz yüksek, ancak sektör olarak henüz arzu edilen noktada değiliz. Çimko olarak bu konuda yerel yönetimlerle ortaya çıkan fırsatları değerlendirmek üzere çalışmalar yapıyoruz.
“Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek” misyonuyla, mevcut iyi uygulamalarımızı yeni stratejik inisiyatiflerle destekleyerek, kendimizi “İleri” seviye bir sürdürülebilirlik temsilcisi olarak konumlamayı hedefliyoruz. Dünyadaki en iyi uygulamaları ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı göz önünde bulundurarak belirlediğimiz 6 ana odak (iş sağlığı ve güvenliği, biyoçeşitlilik, iklim ve çevrenin korunması, sürdürülebilir şehirler ve inşaat, paydaşlarla ilişkiler ve tedarik zinciri) çerçevesinde; kısa vadede 2026, orta vadede 2034 ve nihayetinde ülkemizin “net sıfır” hedeflediği 2053 yılına ilişkin iddialı bir sürdürülebilirlik yol haritası belirledik.
Bu yol haritası doğrultusunda önceliğimiz, emisyon yönetimini etkin bir şekilde yapabilmek. Bunu sağlamak amacıyla sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik alternatif yakıtların kullanımı ve klinker oranının azaltılması gibi önlemler almaya devam edeceğiz. Ayrıca suyun geri dönüşümlü kullanımı ve enerji verimliliği gibi konularda titizlikle yürütülen çalışmalar da sürecek. Tüm Çimko tesislerinde enerji verimliliğinin artırılması ve biyokütle içerikli alternatif yakıtların kullanımı konusunda yoğun çaba sarf ediliyor.
Çimentoda klinker kullanım oranının azaltılmasına yönelik Ar-Ge çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Çimento üretiminde 2030 yılına kadar yüzde 75, 2034 yılına kadar ise yüzde 70 klinker kullanmayı ve çevreye duyarlı ürünlerin portföyümüzdeki payını artırmayı hedefliyoruz.
Ek olarak, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında çalışanlarımızın ve paydaşlarımızın düzenli olarak eğitilmesi ve bilinçlendirilmesini sağlayan faaliyetler de gerçekleştiriyoruz.
Su tüketimini azaltma konusuna büyük bir önem veriyoruz ve bu hedef doğrultusunda uzun vadeli stratejiler geliştiriyoruz. 2023 yılı boyunca, fabrika ve hazır beton tesislerimizde kullanılan suyun yüzde 27’sini geri kazanarak yeniden kullanmayı başardık. Bu süreçte, tasarruf ve maliyet optimizasyonunu sağlamak amacıyla su tüketim miktarlarını sürekli olarak izliyor ve gerekli tedbirleri alıyoruz. 2034 yılına kadar çökeltim havuzlarından elde edilen suyun yüzde 100’ünün geri dönüşümünü sağlamak ve bu suyu yüksek mukavemetli beton üretiminde kullanmak amacıyla projelerimizi sürdürüyoruz. Bu projeler hem çevresel etkilerimizi azaltmayı hem de daha sürdürülebilir bir üretim süreci oluşturmayı hedefliyor. Çimko olarak, sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmak için sürekli olarak yenilikçi çözümler geliştirmeye ve bu alandaki en iyi uygulamaları hayata geçirmeye kararlıyız.
Eşitlik ve sosyal çeşitlilik ilkelerimiz doğrultusunda, özellikle kadınların iş hayatındaki varlığını artırmayı hedefliyoruz. Erkek egemen çimento sektöründe kadın istihdamını destekliyor, tüm kategorilerde kadın çalışan sayımızı artırmayı öncelikli hedeflerimiz arasında görüyoruz. 2024 yılında toplam kadın çalışan sayısını ise bir önceki yıla göre yüzde 30 artırmayı planlıyoruz.
“Her Adımda Gelecek” programı ile faaliyet bölgemizdeki çocuk, genç ve kadınları desteklemek için yanlarında olmaya devam ediyoruz. Kahramanmaraş, Gaziantep ve Adıyaman’da çocuklar için sanat, spor gibi dallarda projeler geliştirmeye devam edeceğiz. Genç yeteneklere ulaşmak için daha fazla üniversite iş birliği gerçekleştireceğiz.
Bu gönderiyi Instagram’da gör



