2024, iletişim sektörünün hızla değişen dinamikleriyle şekillenen, zorlukların fırsatlara dönüştüğü bir yıl oldu. Sobraz Kurucu ve Chief Story Officer Soydan Canbaz, 2024’te karşılaştıkları sektörel zorlukları ve bu süreçte yaptıkları stratejik dönüşümleri ayrıntılarıyla anlattı. Değişen müşteri beklentileri, dijitalleşme süreci ve medya kullanımındaki yeni eğilimler gibi önemli konularda ajans olarak nasıl bir yol izlediklerini değerlendirdi. Aynı zamanda, 2025’e yönelik vizyonlarını ve sektördeki yenilikçi adımlarını paylaşan Canbaz, 2024 yılının iletişim dünyasında yarattığı etkilere dair kapsamlı bir değerlendirme yaparak, geleceğe dair öngörülerini aktardı:
Farklı sözlüklerin 2024 için yılın kelimesi olarak belirlediği sözcüklere bakarak değerlendirelim yılı; “Beyin Çürümesi, Kutuplaşma, Kalabalık Yalnızlık”. Sosyal psikolojiyi tanımlayan bu kelimeler ekseninde baktığımızda 2024 yılı iletişim açısından zorlukların fırsatlara ağır bastığı bir yıl. “Coğrafya kaderdir” ifadesi bence artık tüm gezegeni kapsama alanı olarak alan bir tanım. Zira sosyal, siyasi ve ekonomik açıdan yeryüzünde cennet arayışları biraz sonuçsuz kalıyor. Her kriz aynı zaman da fırsatlar barındırır klişesine girmek istemesem de bu zorluklar karşısında problem çözme ve yaratıcılık kaslarınız elbette fazla mesai yapmak durumunda kalıyor. İşte buna da öne çıkan fırsatlar bölümü diyelim.
“Ajanslarınızı yaşatın ki markalarınız yaşasın!”
Öngörülerinizin keskinliğini kaybettiği ve engellerin anlık tanımlandığı bir parkurda ilerlerken adaptasyon ve esneklik konusunda bölüm sonu canavarlarıyla flört eder hale geliyorsunuz. En favori zorluğu soruyorsanız ilk sıraya ekonomiyi koyarım, ekip arkadaşlarımın hak ettikleri hayat standartlarında yaşaması için gerekli olan için mücadele etmek. Sözelci bir insan olarak işin matematiğine kafa yormayacağım bir alan hayali kurarken telefonumda en çok kullandığım app hesap makinesi oldu. Slogan atarak dağılayım; ajanslarınızı yaşatın ki markalarınız yaşasın!
İletişim sektörünün sürdürülebilir başarısı için 2025’teki kritik öncelikler ve yatırım yapılması gereken alanlar:
- Müşteri beklentisi: Temkinli iyimserlik ile yaklaşıp saha her zaman maça uygun gibi planlama yap ama sahaya çıkamadığın bir senaryo için B planı yap. Ani değişimlere karşı esnekliğini koru.
- Müşteri Beklentisi: Düşük bütçe, yüksek yaratıcılık, yüksek etki.
- PR: Aynılık denizine dönen bir rekabet dünyasında farklılaşmak için değil kendin olmak için çalış ve otantiklik ile sürüden ayrıl.
- PR: İtibarını bir krizin yokken yönet ve zor zamanlar için bağışıklığını güçlendir.
- Medya Kullanımı: Kültürel akışı takip et ve hızlı hareket ederek uygun anlara markanı dahil et.
- Medya Kullanımı: Sosyal platformlarda rekabetin derinleşmesi, marka güçlendirme ve performans pazarlaması tartışmaları devam.
2025’te sınav yine ekonomiden gelecek gibi görünüyor. İstediğimiz sorudan başlayabilme şansımız olsa da sanırım ilk soru “Alım gücündeki değişime karşı markalarımızın sağlığını ve değerlerini koruyarak onları insanların aklına, gönlüne ve sepetine nasıl yerleştireceğiz?” Bu soru nasıl yanıtlanır kısmında hem tavsiyem hem de izlediğimiz yol, insanların sesini chart ve slaytlardansa kendilerinden duyacak şekilde araştırmanın gücünden ve teknik zenginliğinden yararlanmak.
Ürünlerinizi tercih etme lütfunu gösteren insanların değişen ekonomik senaryolara uygun yeni içgörüleri ve hatta yeni sözlükleri var. Dijitalleşme, AI vs. konularına ekstra girmemekle beraber ajanslar için de rekabetçi ve verimli olmanın aynı ekonomik nedenlerle varoluşsal bir reflekse dönüşeceğini düşünmek ve teknolojiden bu anlamda yaralanmaya odaklanacağımızı söylemek için de sihirli küreye ihtiyaç yok.
“Sürdürülebilir başarıyla ilgili sorunuza vereceğim yanıtın merkezinde de insan kaynağı yatıyor”
Yıl boyunca sektördaşlarımızla sosyalleşme fırsatı da bulduğumuz tüm sektörel etkinliklerde ekonomiyi ve sonra da insan kaynağı konusunu konuştuk. Sürdürülebilir başarıyla ilgili sorunuza vereceğim yanıtın merkezinde de insan kaynağı yatıyor. Ortada bir başarı varsa ajanslarımızın kültürü ile barışık, bu kültürden beslenen ve onu besleyen insanların başarısından söz etmek gerek.
Başarımıza ve markalarımızın başarısına dahasını katacak nitelikte insanlarla yolumuzun kesişmesine ve yollarımızın ayrılmamasına ihtiyacımız var. Ancak bunu ister global ister yerel enflasyon ile rekabet ederek başarmak gerçekten güç. 2025’te ajansların en büyük yatırım kalemi yine ajanslarının insanları olacak ama açık çağrı, açık mektup diyelim; bu yatırımı yapmak için bizlerin de yatırımcılarımızın yani müşterilerimizin empati ve desteğine ihtiyacımız var. Hepimiz aynı gemideyiz, toplantı arasında kahve içerken masanın hangi tarafında olduğumuzun bir önemi olmaksızın aynı dertlerden söz ediyoruz.



