• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa IN-DEPTH Görüş

CEO’ların 2026 Gündemi​: Mehmet Dinçerler

“Belirsizlik Çağında Liderlik: CEO’ların 2026 Gündemi” özel dosyamızda Dinçerler Group CEO’su Mehmet Dinçerler, 2025 yılından çıkarılan dersleri ve dönüşüm başlıklarını değerlendirerek 2026 gündemini paylaştı.

Sevil Kişin Sevil Kişin
23 Aralık 2025
Görüş

Türkiye iş dünyasının farklı ölçek ve dinamiklerdeki şirketlerinin CEO’larını bir araya getiren “Belirsizlik Çağında Liderlik: CEO’ların 2026 Gündemi” özel dosyamızda, belirsizliğin kalıcı hale geldiği bir dönemde liderliğin nasıl yeniden kurulduğunu ele alıyoruz. Ekonomik dalgalanmalar, teknolojik dönüşümün hızlanması ve değişen tüketici davranışları; liderliği klasik planlama reflekslerinin ötesine taşıyarak sezgi, insan odağı ve kültürel okuryazarlık gerektiren bir alan haline getiriyor.

Bu çerçevede Dinçerler Group CEO’su Mehmet Dinçerler, 2025’i küresel trendler, dönüşen tüketim alışkanlıkları ve deneyim odaklı ekonomi ekseninde okuyor. Türkiye kahve pazarındaki büyüme dinamikleri, Gloria Jean’s ile kurulan deneyim temelli mağaza yaklaşımı, fiziksel ve dijital temas noktalarının yeniden kurgulanması ve kahvenin gündelik yaşam ritmindeki rolü bu değerlendirmelerin merkezinde yer alıyor. Markaların metrekare ya da fiyat rekabetinden çok, etki alanı ve deneyim derinliği üzerinden konumlandığı yeni dönem anlayışı da bu başlıklar arasında öne çıkıyor.

2026 perspektifinde ise Avrupa açılımı, SuperCoff ile uluslararası ölçekte kültürel bir marka dili inşa etme hedefi, deneyim ekonomisinin evrimi ve kahve kültüründeki dönüşüm ele alınıyor. Mindful consumption, slow experience ve yeni nesil sosyalleşme alanları gibi eğilimler eşliğinde; liderliğin insan odaklı, sezgisel ve duygusal zekayı merkeze alan bir denge sanatı olarak yeniden tanımlanması da bu çerçevenin önemli parçaları arasında yer alıyor:

“CEO’ların 2026 Gündemi”nin tüm katılımcıları için tıklayın


2025, icat edilmiş en beklenmedik eğilimlerin iç içe geçtiği bir yıl oldu. Küresel ekonomik göstergeler, yükselen dalgalanmalar, teknolojinin tüketici davranışlarını yeniden şekillendirmesi… Bu birleşim, liderliği sıradan bir “plan uygulama” fonksiyonundan çıkarıp, çevik sezgi ve insan merkezli bir denetleme alanına dönüştürdü. Türkiye özelinde kahve pazarı, genç nüfusun deneyim odaklı tüketimiyle birlikte 1,8 milyar dolarlık hacme ulaşarak Avrupa’nın en dinamik beşinci pazarı konumuna yerleşti.

Dinçerler Group, bu dönemin nabzını tutan oyunculardan biri olarak konumlanıyor. Bizim için kahve, içeceğin çok ötesinde, insanların gündelik hayatlarında kültür ve ritim üreten bir araç. Bu yaklaşımı merkeze oturtarak Gloria Jean’s ile Türkiye’nin kahveyle kurduğu bağı derinleştirdik; 50’den fazla ilde 240’ı aşan mağazamızla milyonlara ulaştık. Her fincanda tutarlılığı korurken, her şehirde farklı bir deneyim dili kurduk.

Bugün pazarlamanın merkezinde “experience-first” yaklaşımı yer alıyor. Tüketiciler artık markaların ne vaat ettiğine değil, yaşamlarının hangi anına nasıl dokunduğuna önem veriyor. Evlerde profesyonel kahve makineleri hızla yaygınlaşsa da kahve dükkanları hala sosyalleşmenin, paylaşımın ve şehrin temposunda kısa bir mola almanın en doğal mekanı olmayı sürdürüyor. 

Bu alanlar, fikirlerin doğduğu, üretkenliğin beslendiği ve insanların günlük ritmini yeniden yakaladığı modern yaşam alanlarına dönüşüyor. Bu değişim, pazarlama dünyasının da odağını kökten değiştirdi. İnsanlar artık bir ürün satın almaktan çok, kendilerini ifade edebilecekleri bir deneyime ve ait hissedebilecekleri bir kültüre yatırım yapıyor.

“Metrekare ya da fiyat rekabeti değil, etki alanı ve deneyim derinliği bizim ölçümüz”

2026 vizyonumuzda, büyüme tanımını kökten revize ettik. Metrekare ya da fiyat rekabeti değil, etki alanı ve deneyim derinliği bizim ölçümüz. Bu bakışla Türkiye operasyonlarımızı çevik bir yapıya dönüştürdük. Hibrit çalışma biçimleri, mobil yaşam ritimleri ve fiziksel/dijital entegrasyonla uyumlu mağaza konseptleri geliştiriyoruz.

Pandemi sonrasında çalışma hayatı ile sosyal yaşam arasındaki sınırlar neredeyse tamamen kayboldu. İnsanlar artık günün farklı anlarında aynı mekanda hem üretiyor hem sosyalleşiyor hem de dinleniyor. Bugün mağazalar, üretkenliğin, odağın ve paylaşımın bir arada yaşandığı yeni nesil yaşam alanlarına dönüşüyor. Bir freelancer sabah toplantısına hazırlanırken enerjisini burada topluyor, bir ekip günün yorgunluğunu burada atıyor. Kahve, bu yeni düzenin ortak dili haline geliyor; zamanı bölmek yerine, insanların yaşam ritmini dengeleyen bir akış yaratıyor.

Mobil sipariş ve temassız ödeme sistemleri bu ritmi destekliyor. Fiziksel mağaza, dijital deneyimin bir uzantısı oluyor; dijital kanallar mekanın tamamlayıcısı olarak yeniden tanımlanıyor.

Magnolia Bakery Türkiye, bu ekosistemin duygusal tarafını temsil ediyor. New York’ta başlayıp globale uzanan tatlı kültürünü yerel dokularla harmanlayarak kahveyle güçlü bir bağ kurduk. Bu bağ, damakta başlayan bir deneyimin ötesine geçerek insanların günlük yaşamında küçük mutluluklara dönüşen bir sadakat yarattı. 

İstanbul’daki Magnolia Bakery mağazalarımız, Amerikan pastacılığının özgün çizgisini korurken aynı zamanda farklı kültürleri bir araya getiren bir buluşma noktası haline geldi. Bu konum, Türkiye merkezli bir ekibin uluslararası bir markayı disiplinli ve sürdürülebilir biçimde ölçeklendirebileceğini gösteren önemli bir örnek oluşturdu.

“SuperCoff ile Avrupa’da yeni bir kültürel dil inşa ediyoruz”

SuperCoff ise Dinçerler Group’un Avrupa vizyonunun güçlü bir yansıması. Berlin Mitte’de açılan ilk mağazamız, Türkiye merkezli bir markanın Avrupa şehir kültürüne kattığı yeni bir ses oldu. Avrupa kahve pazarında gelenek köklü olsa da genç kuşakların arayışı farklı. Hikayesi olan, sade, yerel değerlere saygılı markalar onlar için büyük önem taşıyor.

Berlin, bugün Avrupa’nın kültürel nabzını tutan şehirlerin başında geliyor. Sokakları sanatıyla, müziğiyle, teknolojisiyle yaşayan bir şehir. SuperCoff bu ruhla büyüyor. Mekan tasarımı, sade ama iddialı çizgisiyle Berlin’in endüstriyel estetiğine uyum sağlarken, sıcak dokularıyla Türkiye’nin enerjisini taşıyor.

Mağazamız, Berlinli yaratıcı kuşak için bir sosyalleşme alanı olduğu kadar bir üretim mekanı. Kod yazan bir yazılımcı, podcast kaydı yapan bir içerik üreticisi, sunum hazırlayan bir tasarımcı aynı masada buluşabiliyor. 

2026 sonuna kadar Avrupa’da genişlemeyi hedefliyoruz. Bu adımlar, Türkiye’nin modern markalaşma vizyonunun Avrupa sahnesindeki karşılığını oluşturuyor.

Tüketici profili, son yıllarda radikal biçimde değişti. Enerjiden çok farkındalık, çokluktan çok kalite arıyorlar. Hızın yerini denge, eforun yerini ritim aldı. “Mindful consumption”, “slow experience economy” ve “sober-curious” eğilimler bu dönüşümün yönünü belirliyor. Kahve bu geçişte merkezi bir rol oynuyor; keyif, odak, sosyallik ve içsel dengeyi aynı anda sunan bir yaşam pratiğine dönüşüyor.

Kahve kültüründe gördüğümüz değişim, aslında çok daha geniş bir toplumsal dönüşümün yansıması. İnsanların tükettikleriyle, çalıştıkları yerle ve kendileriyle kurdukları ilişki biçimi aynı yönde evriliyor. Hızın yerini denge, bilgi akışının yerini sezgi, otoritenin yerini iş birliği alıyor. Bu paradigma kayması, iş dünyasında da liderlik anlayışını dönüştürüyor. 

“Liderliği, denge sanatı olarak görüyorum”

Bu değişim global ölçekte de somut verilerle destekleniyor. 2025 liderlik trendlerine ilişkin kapsamlı raporlar, liderlerin yalnızca stratejik planlama becerilerine değil, insan odaklı iletişim, empati ve duygusal zeka gibi yetkinliklere de güçlü bir şekilde öncelik verdiğini ortaya koyuyor. Dünya çapında 10.000’in üzerinde liderin katılımıyla hazırlanan Global Leadership Forecast 2025 araştırmasına göre, duygusal bağlantı kurabilen liderlerin yönettiği ekiplerde yenilik kapasitesi yüzde 36, çalışan bağlılığı yüzde 44 daha yüksek.

Bu sonuçlara baktığımızda, yeni çağın liderlik anlayışında insan bağlantısı ve ilişki kurma becerisi başarı için kritik bir katalizör olarak öne çıkıyor; bu yetkinliklere yatırım yapan şirketler daha dayanıklı ve yenilikçi ekipler oluşturabiliyor.

Ben de Dinçerler Group’ta liderliği, insanın merkezde olduğu bir denge sanatı olarak görüyorum. Ekiplerin içinde güven kurmak, değişim dönemlerinde sağlam bir ritim yakalamak ve kurumun kültürünü sezgisel biçimde okumak her şeyin başlangıç noktası. Liderlik, bazen en karmaşık tabloyu sadeleştirebilme, bazen de herkesin içinde bulunduğu belirsizliğe yön duygusu kazandırma becerisi.

2026, stratejilerin ötesinde bir bağ kurma yılı olacak. İnsan davranışlarını doğru anlamak, ekiplerin içsel sezgilerini harekete geçirmek ve kurumun duygusal ritmini hissetmek; başarıyı şekillendiren en kritik unsurlar haline geliyor. Çünkü bir organizasyonu ayakta tutan yapı değil, o yapıya hayat veren insanlar. Gerçek liderlik, o insanların ritmine uyum sağlayarak kolektif bir akıl yaratmakla mümkün.

Markalar artık ürün sunmanın ötesinde bir değer sistemi kuruyor; yaşam biçimlerini, duyguları ve toplumsal eğilimleri biçimlendiriyor. Böyle bir çağda liderlik, yalnızca yön belirleme süreci olmaktan çıkarak, insanların hislerini ve kültürel dönüşümünü sezme becerisine dönüşüyor.

2026 perspektifinde liderlik, analitik zekayla sezgisel farkındalığın kesişiminde yeni bir anlam kazanıyor. Yöneticiler için başarı, planlamanın ötesinde empati, sistemin ötesinde kültür okuryazarlığıyla tanımlanıyor. Duygusal zeka, artık iş dünyasının en güçlü para birimi haline geldi.

Dinçerler Group’ta benimsediğimiz yaklaşım; insanla gelişen, kültürle güçlenen ve deneyimle kalıcı hale gelen bir marka yolculuğunu şekillendirmek…

Etiketler: CEO’ların 2026 GündemiDinçerler Groupmanşet

İlgili Haberler

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Beril Alakoç
Görüş

CMO’ların 2025 Yol Haritası: Beril Alakoç

Başarılı bir CGI reklam kampanyası oluşturmanın ipuçları
Görüş

Başarılı bir CGI reklam kampanyası oluşturmanın ipuçları

Televizyon reklamcılığının paradoksu
Görüş

Televizyon reklamcılığının paradoksu

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.