Farklı sektörlerin önde gelen CMO’larını bir araya getiren “CMO’ların 2026 Stratejileri” özel dosyamızda, pazarlama dünyasının yeni yıl önceliklerini, bütçe kırılmalarını ve markaların rekabet avantajını yeniden tanımlayan yaratıcı yaklaşımları masaya yatırıyoruz. Türkiye’nin farklı sektörlerinden CMO’lar, 2025’in getirdiği kırılmaları, öğrenimleri ve zorlukları değerlendirerek yeni yılda nasıl bir stratejik panorama ortaya çıkacağını bizimle paylaşıyor. Bu kapsamlı perspektif içinde Besler CMO’su Gülizar Öcal Doğan, 2025’te edindikleri içgörülerle 2026’ya uzanan yol haritasını, değişen tüketici beklentilerini ve pazarlama dünyasını etkisi altına alacak trendleri tüm açıklığıyla aktarıyor:
“CMO’ların 2026 Stratejileri”nin tüm katılımcıları için tıklayın
Pazarlama dünyası uzun süredir hızla değişiyor. Ancak son yıllarda yaşadığımız dönüşüm, yalnızca yeni araçların ya da kanalların ortaya çıkmasından ibaret değil. Bugün markalar için asıl mesele; daha çok görünür olmak değil, daha çok güvenilir olmak.
2025 bizim için bu farkındalığın sahaya yansıdığı bir yıl oldu. Tüketiciyle kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımladık; iletişimi tek yönlü bir mesaj aktarımı olmaktan çıkarıp, davranışları anlamaya ve gerçek bağlar kurmaya odakladık. 2026’ya girerken ise bu yaklaşımı bir adım ileriye taşıyoruz.
Yapay zekâ artık pazarlama ekiplerinin “deneme alanı” olmaktan çıktı. 2025, AI’nın içerik üretiminden segmentasyona, içgörü analizinden optimizasyona kadar pazarlamanın her katmanına entegre olduğu bir yıl olarak kayda geçti. Biz bu teknolojiyi yalnızca hız ve verimlilik için değil, tüketicinin hayat ritmini daha iyi anlayabilmek için kullandık. “Dolapta Ne Var? SuperFresh” kampanyamızda AI destekli içgörü analizleri sayesinde, tüketicinin günlük akışına birebir temas eden bir iletişim süreci inşa ettik.
Benzer şekilde Bizim Yağ markamızın YouTube’daki dünyanın ikinci, Türkiye’nin ise en büyük markalı kanalı olan Hamur Bizim İşimiz platformunda, izleme davranışlarını analiz ederek içerik formatlarını AI destekli öğrenme modelleriyle geliştirdik.
2026’ya baktığımızda net bir gerçek var: AI artık rekabet avantajı değil, pazarlamanın altyapısı. Farkı yaratacak olan; bu teknolojiyi markanın DNA’sına entegre edebilen, onu özgün deneyimlere dönüştürebilen markalar olacak.
“Bugünün tüketicisi daha sorgulayıcı, daha bilinçli ve daha seçici”
AI’ın içerik üretimini demokratikleştirdiği bir dünyada tüketici davranışı da değişiyor; bugünün tüketicisi daha sorgulayıcı, daha bilinçli ve daha seçici. Tüketiciler, havalı söylemlerden çok, samimi ve tutarlı davranışları önemsiyor.
2026’da tüketicinin markalardan beklentisi ile ilgili üç başlık öne çıkıyor: gerçek iletişim, tutarlı marka davranışı ve kişisel/duygusal karşılık. Bu nedenle güven, markalar için en kıymetli sermaye haline geliyor.
Biz bu güveni yalnızca iletişimle değil, işin kendisiyle inşa etmeyi tercih ediyoruz. Örneğin SuperFresh’in 2022 yılında başlattığı Tarımın Kadın Yıldızları projemizle kadın çiftçilerin emeğini güçlendirmeyi ve görünür kılmayı sürdürürken; Toklara Sorduk gibi kampanyalarla ürünlerimizin lezzetlerini eğlenceli yollarla deneyime dönüştürüyoruz.
Bu yaklaşımın başarılı sonuçları da ölçülebilir biçimde karşımıza çıkıyor: SuperFresh, üst üste ikinci kez en sevilen dondurulmuş gıda markası seçildi ve marka skorunu +7 puan artırarak tüketicinin kalbindeki yerini güçlendirdi.
“Perakende medyası, Türkiye’de de pazarlama stratejilerinin merkezine yerleşiyor”
Dünyada uzun süredir büyüyen perakende medyası, 2026 itibarıyla Türkiye’de de pazarlama stratejilerinin merkezine yerleşiyor. Genişleyen medya envanterleri, öneri motorları ve kişiselleştirilmiş deneyimler; özellikle FMCG markaları için kritik bir etki alanı yaratıyor.
Biz 2025’te bu alanda öncü uygulamalar hayata geçirdik. Dolapta Ne Var? kampanyasında mağaza içinde alışveriş arabalarına entegre edilen görsel ve sesli teknolojilerle, satın alma anında doğru önerileri sunarak güçlü geri dönüşler elde ettik.
2026’da perakende medyası yalnızca bir performans kanalı değil; marka inşa eden, davranışları etkileyen ve karar anını dönüştüren yeni bir iletişim sahnesi.
Veri analitiği hiper kişiselleştirmeyi mümkün kılıyor. Ancak bunun yanlış kullanımı, tüketicide rahatsızlık yaratabiliyor. 2025’te edindiğimiz deneyim bize şunu net biçimde gösterdi: Kişiselleştirme, tüketiciyi “takip etmek” amacıyla değil; ona anlaşıldığını hissettirmek için var.
Hamur Bizim İşimiz platformunda içeriklerin kullanıcı davranışlarına göre şekillenmesi, SuperFresh’in yemek zamanları ve aile rutinleriyle uyumlu mesajları, Sürmix lansmanındaki merak uyandıran ama sınırı aşmayan kreatif yaklaşım bu anlayışın somut örnekleri oldu.
“2026, markalar için güven kazanma yılı olacak”
2026 tüketicisi için sorumluluk, bir marka imajı unsuru değil; doğrudan bir tercih sebebine dönüşüyor.
Artık “söyleyen” değil, gerçekten yapan markalar kazanıyor. Bizim pusulamız uzun zamandır bu yönde idi; hayatı kolaylaştıran inovasyonlar geliştirmek, somut fayda yaratan projeler üretmek, mutfağın herkes için erişilebilir olmasını destekleyen iş birlikleri kurmak ve erişilebilirliği gözetmek.
2026, markalar için güven kazanma yılı olacak. İletişimin amacı artık yalnızca tüketiciye ulaşmak değil; tüketicinin güvenini hak etmek. Bu yeni dönemde öne çıkan markalar; AI’ı özgün deneyimlere dönüştüren, perakende medyasını stratejik avantaja çeviren, kişiselleştirmeyi zarafetle yöneten ve gerçek anlamda sorumluluk alan markalar olacak.
Besler olarak biz bu dönüşüme yalnızca uyum sağlamıyoruz; güçlü markalarımızla bu dönüşüme liderlik etmeyi hedefliyoruz.



