McDonald’s ve Leo Burnett UK, İngiliz gençlik kültüründe markanın benimsenme şeklini kutlayan bir kampanya başlattı. Kampanya, 16-24 yaş arası gençlerle iş birliği yaparak, gençlerin markayı sahiplenme ve davet etme şekillerini vurguluyor. Marka adını doğrudan kullanmayan kampanya, gençlerin kendi kişisel takma adlarını oluşturarak McDonald’s’a katılma fikrine odaklanıyor.
McDonald’s ve Leo Burnett UK, İngiliz gençlik kültüründeki önemli rolünü vurgulayan bir kampanya başlattı. Bu kampanya, 16-24 yaş arası gençlerle iş birliği yaparak markanın gençler tarafından benimsenme şeklini kutluyor ve McDonald’s’a olan bağlılıklarını öne çıkarıyor.
McDonald’s, gençlerle iş birliği yapmak için gençlik çalışanları ve projeleriyle iletişime geçerken, gençlerin markayı benimsedikleri yer olarak McDonald’s’ı gördüklerini keşfetti. Kampanya, gençlerin kendi kişisel takma adlarını oluşturarak McDonald’s’a katılma fikrine odaklanıyor ve marka adını doğrudan kullanmıyor.
Ortaya çıkan kampanyada yemek yok, restoran yok ve McDonald’s’ın isminden hiç bahsedilmiyor; bunun yerine genç yetişkinlerin marka için kendi kişisel takma adlarını oluşturarak McDonald’s davetine sahip oldukları fikrine odaklanılıyor.
Kampanyanın merkezinde, Iconoclast tarafından yönetilen 60 saniyelik bir film var. Bu film, genç yetişkinlerin birbirlerini McDonald’s’a davet etmelerinin zincirleme tepkisini gösteriyor ve her bir genç, marka için özgün bir takma ad kullanıyor.
McDonald’s ve Leo Burnett ayrıca gençleri sosyal medyada markayı sahiplenmeye davet etti. Bu kapsamda, gençlerin markayı nasıl benimsediklerini gösteren sokak röportajı tarzında BTS içerikleri ve kişiselleştirilmiş McDonald’s davetiyeleri yayınladılar.



