Toronto sokaklarında koruma altındaki KitKat kamyonu
İtalya’dan Polonya’ya giden Nestlé kamyonunun soyulması, markanın spontane bir PR fırsatına dönüşen kampanyalar zincirini tetikledi.

Yaklaşık iki hafta önce, İtalya’dan Polonya’ya doğru yola çıkan ve 12 ton KitKat taşıyan bir Nestlé kamyonu hırsızlar tarafından soyuldu. Olayın kendisi kadar dikkat çeken gelişme ise, markanın bu durumu hızla bir iletişim fırsatına çevirmesi oldu.
Sosyal medya kullanıcılarının olaya gösterdiği ilgi, KitKat için tamamen ücretsiz ve yüksek etkileşimli bir görünürlük yarattı. Markanın mizahi tonu ve hızlı refleksi sayesinde, olay kısa sürede geniş çaplı kullanıcı üretimli içerik (UGC) dalgasına dönüştü. Bu içerikler, markanın dijitaldeki görünürlüğünü artırırken herhangi bir medya bütçesi gerektirmedi.

Hırsızlık kampanyaya dönüştü
KitKat, olayın yarattığı ilgiyi yalnızca sosyal medya ile sınırlı bırakmadı. Kanada’da hayata geçirilen yeni kampanyada, çikolata dolu bir KitKat kamyonu Toronto sokaklarında güvenlik eskortu eşliğinde dolaştırıldı. Dört araçtan oluşan konvoy ve güvenlik görevlileriyle yapılan bu kurgu, hırsızlık olayına doğrudan gönderme yaptı.
Courage ajansı imzası taşıyan kampanya, olayın absürtlüğünü bilinçli şekilde sahiplenerek izleyiciyle doğrudan bağ kurdu. Kampanyada karmaşık mesajlar yerine, görsel olarak kolayca anlaşılabilen bir mizah dili tercih edildi.
Bu gönderiyi Instagram’da gör
“Çalınan KitKat” takibi başlatıldı
Nestlé, kampanyayı dijital bir deneyimle de destekledi. “Stolen KitKat Tracker” adlı web sitesi üzerinden kullanıcılar, ürün ambalajındaki kodu girerek satın aldıkları çikolatanın çalınan partiye ait olup olmadığını kontrol edebiliyor.
Eğer ürünün çalıntı olduğu anlaşılırsa, marka kullanıcıları herhangi bir müdahalede bulunmamaya yönlendiriyor ve bilgiyi yalnızca yetkililerle paylaşmalarını istiyor.
Bu süreçte yaşananlar, kriz anlarının doğru yönetildiğinde nasıl iletişim fırsatına dönüşebileceğini bir kez daha gösteriyor.










