• Hakkımızda
  • Künye
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Teknoloji
    • Sosyal Medya
    • Dijital
    • Trend
    • Atamalar
    • Ajanslar
    • Medya
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
    • İnovatif Ürünler
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Görüş
    • Case Study
  • SÖYLEŞİLER
  • NE YAPAR?
  • AJANS AĞI
    • Kariyer
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ad Just Brand
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Anasayfa ARAŞTIRMALAR

Türkiye’de kadın olmak: Genç kadınların yüzde 68’i gece sokakta güvende hissetmiyor!

Veri Enstitüsü’nün yayımladığı Veri Pusulası araştırması, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısına dair dikkat çekici veriler ortaya koydu. Araştırmaya göre toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor. Özellikle genç kadınlarda güvenlik kaygısı öne çıkıyor; 18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmediğini söylüyor.

Sevil Kişin Sevil Kişin
7 Mart 2026
ARAŞTIRMALAR

Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği algısına ilişkin yeni veriler, kadınların gündelik yaşam deneyiminde güvenlik ve eşitlik meselesinin giderek daha görünür bir başlık haline geldiğini ortaya koyuyor. Veri Enstitüsü’nün düzenli olarak yayımladığı Veri Pusulası araştırmasının son sayısı, Türkiye’de kadınların kamusal alanda güvenlik hissi, iş hayatındaki eşitsizlikler ve toplumun eşitlik algısına dair dikkat çekici sonuçlar sunuyor. Araştırmaya sosyal medya veri analiziyle katkı sağlayan Ogilvy 4129’un bulguları ise tartışmanın yalnızca hukuki değil, kültürel ve kurumsal bir boyuta da sahip olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya göre 18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Çalışan kadınlarda bu oran yüzde 63 seviyesinde. Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı ise kıyafeti ya da dış görünüşü nedeniyle yargılandığını ifade ediyor. Tüm toplumun değerlendirmesine bakıldığında ise katılımcıların yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu görüşünde birleşiyor.

Güvenlik duygusu zedelendiğinde eşitlik talebi değişiyor

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı araştırmasının sonuçlarını değerlendiren Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır genç kadınlardaki endişe verici tabloya dikkat çekerek şunları ifade etti:

“18–29 yaş grubundaki kadınların yüzde 68’i ve çalışan kadınların yüzde 63’ü yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı kıyafeti veya dış görünüşü nedeniyle yargılandığını belirtiyor. Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor. Bu verilerin eşitlik meselesini yasal çerçevenin ötesine taşıyor. Güven duygusu zedelendiğinde, eşitlik talebi yalnızca bir hak meselesi olmaktan çıkıp bir var olma meselesine dönüşüyor.”

Dijital tartışmaların merkezinde İstanbul Sözleşmesi var

Araştırmaya sosyal medya dinleme verileriyle katkıda bulunan Ogilvy 4129 CEO’su Leslie Krespin, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun dijital platformlarda yoğun bir tartışma alanı oluşturduğunu belirtiyor. Sosyal medya konuşmalarının özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü döneminde zirveye ulaştığı görülüyor.

Krespin’e göre İstanbul Sözleşmesi, sosyal medyada yalnızca hukuki bir metin olarak değil, kadın hakları ve toplumsal değerler üzerine yürüyen daha geniş bir tartışmanın sembolü olarak ele alınıyor. Konuşmalarda sözleşmeyi kadınların yaşam hakkı açısından önemli bir güvence olarak görenlerle aile yapısı üzerindeki etkileri üzerinden eleştirenler olmak üzere iki farklı yaklaşım öne çıkıyor.

Sosyal medya verileri ayrıca eşitsizlik deneyimlerinin en yoğun biçimde iş hayatı üzerinden dile getirildiğini gösteriyor. İşe alım süreçlerinde özel hayata dair sorular, ücret dengesizliği ve kariyer fırsatlarındaki eşitsizlikler en sık konuşulan başlıklar arasında yer alıyor.

Markalar için eşitlik söylemi artık bir güven meselesi

Araştırma, toplumsal cinsiyet eşitliğinin kurumlar ve markalar açısından da önemli bir beklenti alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 57’si markalardan taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikayet mekanizmaları kurmalarını bekliyor. Bu oran genç kadınlarda yüzde 66’ya yükseliyor.

Kurumsal politikalar açısından diğer önemli beklentiler şöyle sıralanıyor:

  • Yüzde 52: Çocuk bakımına uygun çalışma düzenlemeleri
  • Yüzde 45: Eşit ücret için ölçüm ve hedef belirlenmesi
  • Yüzde 45: Şiddetle mücadele kurumlarıyla iş birliği

Sosyal sorumluluk alanında ise açık ara en güçlü beklenti yüzde 76 ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanması. Genç katılımcılarda bu oran yüzde 86’ya kadar çıkıyor.

Kamusal alanda eşitlik kabul görüyor, ev içi roller değişmiyor

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli bulgu ise kamusal eşitlik söylemi ile hane içindeki rol dağılımı arasındaki fark. Katılımcıların yüzde 58’i aile dengesi nedeniyle kadının çalışma hayatındaki rolünün farklılaşabileceğini düşünüyor.

Erkek katılımcıların yaklaşık yarısı, çocuk sahibi erkeklerde ise bu oran daha da yükselerek ev işi ve çocuk bakımında sorumluluğun daha çok kadında olması gerektiği görüşüne yaklaşıyor.

Kadınların iş hayatında hak ettikleri konuma ulaşamamasının nedenleri sorulduğunda ise şu başlıklar öne çıkıyor:

  • Yüzde 27: Ev içi bakım yükünün çoğunlukla kadınlarda olması
  • Yüzde 23: “Kadın işi – erkek işi” algısı ve toplumsal önyargılar

Çocuksuz kadınlar için en büyük engel toplumsal önyargılar (yüzde 36) olurken, çocuklu kadınların üçte biri bakım yükünü birincil sorun olarak tanımlıyor.

Araştırma sonuçları, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca politika ve hukuk başlığı olarak değil; güvenlik hissi, çalışma hayatı ve hane içi rol dağılımını kapsayan çok katmanlı bir toplumsal mesele olarak tartışıldığını ortaya koyuyor. Markalar, kurumlar ve kamu politikaları açısından eşitlik konusu giderek daha fazla güven, samimiyet ve kurumsal sorumluluk başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor.

Etiketler: manşetOgilvy 4129Veri Enstitüsü

İlgili Haberler

Tüketiciler en çok müşteri incelemelerine güveniyor
ARAŞTIRMALAR

Tüketiciler en çok müşteri incelemelerine güveniyor

Yapay zeka CMO koltuğunu büyüme liderliğine dönüştürüyor
ARAŞTIRMALAR

Yapay zeka CMO koltuğunu büyüme liderliğine dönüştürüyor

Sloganlar geri dönmeli mi?
ARAŞTIRMALAR

Sloganlar geri dönmeli mi?

  • Hakkımızda
  • İletişim ve Künye
  • Reklam Seçenekleri
  • Gizlilik Politikası
  • Çerez Politikası
AD JUST BRAND

© 2020 - 2025

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • HABERLER
    • Pazarlama
    • Ajanslar
    • Dijital
    • Medya
    • Teknoloji
    • Trend
    • KSS
    • Sosyal Medya
    • Atamalar
    • Siyasal İletişim
    • Sürdürülebilirlik
    • Moda
  • KAMPANYALAR
    • Kampanyalar
    • Global Kampanyalar
  • ARAŞTIRMALAR
  • IN-DEPTH
    • Case Study
    • Görüş
  • SÖYLEŞİLER
  • AJANS AĞI
  • KARİYER
  • HAKKIMIZDA VE İLETİŞİM

© 2020 - 2025

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezleri kullanıyoruz. Detaylı bilgi için Çerez Politikası.