Yapay zeka ile pazarlama dünyası, teknolojinin yaklaşık üç buçuk yıl önce sahneye çıkışından bu yana sıkı bir ortaklık yürütüyor. Sektörde çalışan herkesin gündelik mesai arkadaşına dönüşen bu teknoloji, içerik üretiminden kampanya optimizasyonuna uzanan geniş bir alanda söz sahibi olmuş durumda.
Yine de her şeyin üstesinden gelebildiğini iddia etmek güç. The CMO Council ve WongDoddy imzalı yeni bir araştırma, pazarlamanın bazı bölgelerinin yapay zekanın uzun kollarına teslim olmaya hala direndiğini gösteriyor.
Araştırmaya göre teknolojinin şu an en belirgin ağırlık kurduğu alan, yüzde 84’lük oranla içerik üretimi. Onu yüzde 58 ile performans pazarlaması ve yüzde 53 ile optimizasyon ve A/B testleri izliyor. Tablo, yapay zekanın özellikle ölçeklenebilir ve tekrar eden işlerde hızla yerleştiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık aynı tablo, teknolojinin hangi sınırlara dayandığını da gözler önüne seriyor.
İçgörü ve kampanya kurgusu insanın elinde kalıyor
Pazarlama liderlerinin gözünde yapay zekanın en zor ikame edeceği alan “Insights & Campaigns”. Katılımcıların yüzde 74’ü bu kanıda. Araştırma, teknolojinin müşteri yolculuğunun zeminini hazırlayabildiğini, kampanya geliştirme ve kişiselleştirmede rol oynayabildiğini kabul ediyor. Ancak empatiyi ve kültürel nüansları masaya getiren tarafın hala etten kemikten insanlar olduğunun altını çiziyor. Rapora göre bu insani katkı, markaların müşterileriyle kurduğu duygusal bağı hem güçlendiriyor hem de sıklaştırıyor.
Stratejik temeli kuran da yine insan sezgisi
Yapay zekanın insanı ikinci plana itmekte zorlanacağı bir diğer bölge “Strategic Foundation”. Pazarlama liderlerinin yüzde 65’i bu görüşte. Müşteri içgörülerini çözümlemek, marka konumlandırması üzerine çalışmak, pazar bağlamını okumak ve ürün stratejisi geliştirmek söz konusu olduğunda insan deneyimi belirleyici bir unsura dönüşüyor. Yorum, muhakeme, yaratıcılık ve sezginin bir arada devreye girmesi gereken bu alanlarda teknoloji destek sunuyor, ama dümeni eline alamıyor.
Önümüzdeki üç yılın öncelikleri yine insana bakıyor
Önümüzdeki üç yılda hangi yetkinliklere ağırlık verecekleri sorulduğunda pazarlamacılar performans ölçümünü yüzde 64 ile ilk sıraya yerleştiriyor. İlginç olan, bu becerinin hemen ardından gelen iki yetkinliğin de doğrudan insan unsuruna dayanması. Yüzde 62 ile veri hikayeciliği ve yüzde 59 ile duygusal zeka listenin üst basamaklarında. Hikaye anlatıcılığı, yapay zeka çağında bile pazarlamadaki ağırlığını koruyor. Duygusal zeka ise tüketiciyle kalıcı bağ kurmanın yolunun hala izleyicinin empatisine dokunmaktan geçtiğini hatırlatıyor.
Listenin dördüncü sırasında ise inovasyon yer alıyor. Pek çok pazarlama lideri, yapay zekanın sağladığı verimlilikle açılan zamanı ve kaynağı yenilikçi girişimlere ayırmaya hazır olduğunu söylüyor. Bunun ötesinde marketerler, teknolojinin getirdiği verimi kişiselleştirmeye, müşteri deneyimini derinleştirmeye, tüketiciyi daha yakından tanımaya ve performansı yükseltecek optimizasyona kanalize etmek istiyor.
Sonuç olarak araştırmanın çizdiği manzara net bir denge öneriyor. Yapay zeka, tekrar eden ve ölçeklenen işleri devralarak pazarlamacının zamanını boşaltıyor. Boşalan o zamanda ise stratejinin, sezginin ve yaratıcılığın ağırlık kazanması bekleniyor.



