Güçlü Kadınlar Güçlü Markalar: Ayşegül Adaca

Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca; cesaret, kararlılık ve tutkuyla şekillendirdiği kariyer yolculuğunu ve Aktif Bank'ın cinsiyet eşitliği konusundaki güçlü adımlarını anlattı.

Farklı sektörlerden başarılı ve bir o kadar da güçlü kadın liderleri ağırladığımız, “Güçlü Kadınlar, Güçlü Markalar” serimizde, Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca; cesaret, kararlılık ve tutkuyla şekillendirdiği kariyer yolculuğunu ve Aktif Bank’ın cinsiyet eşitliği konusundaki güçlü adımlarını anlattı.

Uzun süredir iş yaşamının içerisindeyim. Yurt dışında da Türkiye’de de iş hayatında kadın olmanın bazı ek zorlukları olduğu yadsınamaz. Elbette ben de kariyer yolculuğumda fikir ayrılıkları yaşadığım ortamlarda bulundum ancak yetkinliklerin ve içeriklerin ön plana çıktığı sektörlerde ve kurumlarda kariyerimi oluşturduğum için kendimi çok şanslı görüyorum.

Benim de içerisinde olduğum finans sektöründe kadın çalışanların yüzde 51’lik oranla fazla olduğunu görsek de bu tablo üst yönetime yansımıyor ve kadın yönetici oranı yüzde 20’leri bulmuyor.

Bu veriler eşliğinde, Aktif Bank’ı ayrı bir noktada konumlandırmamız gerektiğini söylemeliyim. Hem bankamızda hem de tüm iştiraklerimizde çalışan profesyonellere, cinsiyetlerine göre değil birikim ve yeteneklerine dayanarak görevler veriliyor. Bugün bir kadının liderlik ettiği Aktif Bank’ın yönetim katına da cinsiyet eşitliği hâkim… Böyle bir yapı içerisinde görev yapmaktan bir kadın olarak da gurur duyuyorum.

Sadece yönetici olduğum zaman değil, iş yaşamına ilk adım attığım günden bu yana şeffaflık, adil olmak ve kapsayıcılığa önem verdim. Aktif Bank çatısı altında ekip içerisindeki her bireyin adil bir şekilde; yetenekleri ve becerileri doğrultusunda değerlendirilmesini sağlamak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bununla birlikte süreçlerimizde açık iletişim uyguluyoruz ve aldığımız kararları tüm çalışma arkadaşlarımızın anlamasını sağlıyoruz. Böylece iki tarafın da katkıda bulunduğu bu süreç, verimlilik sağlıyor.

İş yaşamındaki deneyimlerim, çeşitliliğin kurumların zenginliği olduğunu söylüyor. Farklı bakış açıları değer katan işlere imza atmamızı sağlıyor.

Bankamızda kişiler kimliklerine göre değil, yetenekleri ve içerikleriyle değerlendiriliyor.

Bankacılık gibi dinamik ve rekabetçi bir sektörde bu değerlere bağlı kalmanın hem ekip motivasyonunu artırdığını hem de sürdürülebilir başarıyı beraberinde getirdiğini söyleyebilirim.

İş dünyasında kadının yeri yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada ne yazık ki halâ tartışılan bir konu ve kadın çalışan oranı konusunda gidilecek uzun bir yol var. TÜİK verilerine göre 10 kadından sadece 3’ü istihdam edilebiliyor.

Bu durumun farkındayız ve bu kapsamda bundan üç yıl önce kadınların ekonomideki varlığının güçlendirilmesi adına yola çıktık. Cinsiyet eşitliğine verdiğimiz önem doğrultusunda hayata geçirdiğimiz ‘Ekonomide Aktif Kadınlar’ projesiyle bankacılık sistemine dahil olmayan, Türkiye Grameen Mikrofinans Programı iş birliği ile ulaşacağımız dar gelirli mikro girişimci kadınları finansal sisteme ve ekonomiye kazandırmayı amaçladık. Kurguladığımız mikrokredi projesiyle kadınların kredi skorlarını ve finansal profillerini oluşturarak, onların bu mikrokredi sonrasında finansal enstrümanlara ulaşmasını da kolaylaştırıyoruz. Yaratılan bu finansal geçmiş ve projedeki iş ortağımız global bilgi hizmetleri şirketi Experian tarafından verilen eğitimin de gücüyle, kadınların işlerine dair donanımlarını artırıyoruz. Türkiye Grameen Mikrofinans Programı iş birliği ileİlk iki yılda yaklaşık 5 bin kadına ulaşarak mikrokredi desteği verdik. Projemize ilk günkü heyecanla devam ediyoruz.

“İş dünyasındaki cinsiyet kaynaklı ayrımcılıkların ancak kolektif çabalarla durdurulabileceğine inanıyorum”

Cinsiyet eşitsizliğinin hayatın her alanında var olduğunu üzülerek görüyoruz. İş dünyasındaki cinsiyet kaynaklı ayrımcılıkların ancak kolektif çabalarla durdurulabileceğine inanıyorum. Nasıl hayatta sorumluluklar, görevler, işler adaletli bir şekilde paylaşıldığında düzen sağlanıyorsa, yetkilendirme ve ücretlendirme politikalarının da aynı adalet çerçevesinde dağıtılması gerekiyor.

Ayrıca kadın liderlere de bu noktada önemli bir iş düşüyor. Kadın liderlerin kollektif olarak bir araya geldiği platformlarda deneyimlerini paylaştığı; bu sorumlulukların altından başarıyla kalktıklarını, emekleri ve içerik odaklı yaklaşımlarıyla bu görevleri hak ettiklerini anlatarak toplumda oluşan algıları kırması gerektiğini düşünüyorum. Bu atacağımız adımların genç kadınlara da ilham vereceğine inanıyorum.

Kariyerlerini üst seviyelere taşımak isteyen genç kadınlara öncelikli tavsiyem, hayatın içindeki hiçbir mücadeleden kaçmamaları gerektiğidir. Karşımıza çıkacak teklif ve fırsatların bir daha gelmeme ihtimaline karşı daha istekli ve çevik bir tutum benimseyerek ilerideki olası pişmanlıklarımızın önüne geçebiliriz. Kadınlar olarak hemen her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünme ve planlı yaklaşma mekanizmamız kimi zaman değerli fırsatları da kaçırabilmemize sebep olabiliyor. Bu yüzden hemcinslerime istekli, cesur ve kendine güvenen adaylar olarak ekiplerini büyütmelerini öneriyorum. Aksi takdirde kendi kendimize koyduğumuz bariyerlere takılmak çok üzücü olur.

Çalışan kadınların erkeklerden farklı olarak işteki görevlerine ek olarak aile yaşantısında da ciddi sorumluluklar üstlendiğini biliyoruz. Bir anne olarak elbette benim de hayatımdaki en değerli varlıklarım çocuklarım. Ancak göz açıp kapayıncaya kadar büyüyeceklerini kendime sürekli hatırlatarak onlar için uzun vadede iyi bir rol model olabilmek için çaba sarf ediyorum. Aile ve iş yaşantısı arasında dengeyi sağlamak çok kolay olmasa da imkânsız değil. Kadın olmanın ötesinde içerik ve datayla beslenen, çok okuyan, araştıran ve kendisine ilgi alanları yaratabilen kişilerin çevresindeki insanların saygısını kazandığını görüyoruz. Kendimizi her alanda doğru kaynaklardan beslemeye devam ettikçe başarılarla ödüllendirileceğimizden hiç şüphem yok.

Mobil sürümden çık