Güçlü Kadınlar Güçlü Markalar: Ebru Şenel Erim

Unilever Türkiye Kuzey Afrika ve Orta Doğu Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı Ebru Şenel Erim; cesaret, kararlılık ve tutkuyla şekillendirdiği kariyer yolculuğunu ve Unilever’in cinsiyet eşitliği konusundaki güçlü adımlarını anlattı.

Farklı sektörlerden başarılı ve bir o kadar da güçlü kadın liderleri ağırladığımız, “Güçlü Kadınlar, Güçlü Markalar” serimizde, Unilever Türkiye Kuzey Afrika ve Orta Doğu Kurumsal İlişkiler ve İletişim Başkanı Ebru Şenel Erim; cesaret, kararlılık ve tutkuyla şekillendirdiği kariyer yolculuğunu ve Unilever’in cinsiyet eşitliği konusundaki güçlü adımlarını anlattı.

Öğrencilikten çıkıp iş hayatına atılan herkes gibi kariyerimdeki basamakları çıkarken farklı zorluklarla karşılaştım; ancak bu zorluklar beni hem profesyonel hem de kişisel anlamda güçlendirdi. Unilever’de çalışmaya başlamam ise kariyerimde bir dönüm noktası oldu. Cinsiyet dengesinin sağlandığı bir iş ortamı oluşturan, sadece kadın çalışanlarına değil tüm çalışanlara eşit dengede yeni sorumlulukları en iyi şekilde başarmaları konusunda destek olan hem de iş hayatlarının kesintiye uğramaması adına ihtiyaçları olan alanı sağlamak için çeşitli fırsatlar sunan bir şirkette çalıştığım için kendimi şanslı hissediyorum.

Unilever’in çalışanlarına verdiği değer ve onları destekleyen kültürü, benim kendime olan güvenimi artırdı. Yetenekleri ve bağlılığı yüksek çalışanlar ve güçlü iş ortaklarıyla çalışmak, farklı perspektiflerden bakmayı ve daha stratejik düşünmeyi öğretti. Onların tecrübelerinden faydalanmak ve onlara güvenmek, mesleğin duayen isimleriyle çalışmak hem mesleki anlamda hem de kişisel gelişimim açısından bana çok şey kattı. Tecrübelerinden ve vizyonundan öğrendiklerim, kariyerimdeki kararlarımı şekillendirmede büyük rol oynadı.

Kendimi iyi bir dinleyici olarak tanımlarım. Her zaman başkalarının fikirlerine açık oldum. Bu hem kendimi geliştirmeme hem de daha doğru kararlar almama yardımcı oldu. Karar verirken, çok fazla insanın görüşünü dinlerim ve bu görüşleri değerlendiririm. Bu yaklaşımım, iş hayatımda ilişkilerimi güçlendirdi, bakış açımı zenginleştirdi.

İnsan odaklı yaklaşım ve hizmetkar liderlik (servant leadership) kavramı liderlik anlayışımda öne çıkan değerler arasında yer alıyor. Benim için liderlik, sadece hedeflere ulaşmak değil, aynı zamanda çalıştığım insanların gelişimine ve en önemlisi mutluluğuna katkıda bulunmaktır. Bu nedenle, ekibimdeki her bireyin potansiyelini ortaya çıkarmak, onlara destek olmak benim için büyük bir öncelik taşıyor. Bu, sadece iş sonuçlarına odaklanmak değil, çalışma arkadaşlarımın kişisel ve profesyonel gelişimlerine de değer vermek anlamına gelir.

Bu değerleri korumak ve sürdürmek adına, özellikle empati kurmayı her zaman ön planda tutarım. Karşımdaki insanın duygularını, düşüncelerini ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışırım. Sadece iş hayatında değil, özel hayatımda da çok önemlidir. Ailemi, arkadaşlarımı ve çevremdeki insanları her zaman düşünür, onların ihtiyaçlarına duyarlı olmaya çalışırım. Bu yaklaşım, liderlik tarzımın temelini oluşturuyor. Çevremdeki insanların bana olan güvenini artırdığını düşünüyorum.

Ayrıca, itibar yönetimi sadece sorumluluğum değil liderlik anlayışımın önemli bir parçası. İtibar, uzun yıllar boyunca emek vererek inşa edilen; ancak bir anda kaybedilebilecek bir değer. Hem kendi itibarımı hem de şirketin itibarını korumak için büyük özen gösteririm. Bu nedenle, dürüst, şeffaf ve etik davranmaya özen gösteririm. Şirketin itibarını korumak, sadece bugünkü başarılar için değil, gelecek nesiller için de büyük bir sorumluluk. İşimi tutkuyla yapmam, bu sorumluluğu daha da anlamlı kılıyor. Çünkü tutkuyla bağlı olduğumuz şeyler, bizi zorluklar karşısında daha güçlü ve kararlı kılar.

“Türkiye Ülke Liderlik Ekibimizin (Yönetim Kurulumuzun) yarısı kadın liderlerden oluşuyor”

İş dünyasında halen cinsiyet eşitsizliğinin yaşandığını görüyoruz. Kültürel önyargılar, gelenekselleşmiş yönetici kalıpları, üst düzey roller için yetenek hattında daha az aday olması ve dolayısıyla yetenek havuzunun daralması gibi konular bunun sebepleri olarak karşımıza çıkıyor. Bunlar gerçekten de dönüştürülmesi zor alanlar. Unilever olarak biz bu konuda çok ilerideyiz diyebilirim. Şu anda Türkiye Ülke Liderlik Ekibimizin (Yönetim Kurulumuzun) yarısı kadın liderlerden oluşuyor. Bu yaklaşımımızı topluma da yaymaya çalışıyoruz. Çünkü Türkiye’de yöneticilerin sadece yüzde 22’si kadın ve bu tabloyla Avrupa’da 34 ülke arasında sondan ikinci sırada yer alıyoruz. Peki, neler yapıyoruz?

Çocuk işçi, mülteci yaklaşımı, adil ücret dengesi, uygun çalışma koşulları gibi politikalarımızı da sıkı bir şekilde uyguluyoruz. Kadına ve çocuğa şiddet öğeleri barındıran medya içeriklerine reklam vermeme kararımızı sürdürüyoruz. Çalışanlarımız arasında ev içi şiddet hakkında farkındalığı artırmak ve ekosistemimizde yaymak için 2022 yılında Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ile bir protokol imzaladık. Bu konuda farkındalığın artması için daha pek çok adımlar atıyoruz.

İş dünyasında eşitliği sağlamak adına alabileceğimiz önlemler hem bireysel hem de kolektif çaba gerektiriyor. Kadın liderlerin sadece kadın oldukları için değil, yaptıkları işi en iyi şekilde yaptıkları için liderlik pozisyonlarında olmaları gerektiğine inanıyorum.

Erkekler ve kadınların aynı eşit şartlara sahip olabilmesi için bir zihniyet devrimine ihtiyaç var. Ancak her şeyden önce kadınlar değişimi istemeli… “Sırf kadın olduğum için bu işi bana vermezler” ya da “Kadın olduğum için bu işte başarılı olamam” gibi önyargılarla bence kadınlar kendilerini kısıtlıyorlar. Önyargılara takılmaksızın hedefler doğrultusunda yol almak gerekiyor.

Kadın liderler olarak birbirimizi desteklemek ve dayanışma içinde olmak çok önemli. Mentorluk programları, kadın ağları ve destek grupları, kadınların iş hayatında daha güçlü bir şekilde var olmalarına yardımcı oluyor. Genç kadınlara rehberlik etmek, onların kariyerlerinde ilerlemelerine destek olmak ve onlara ilham vermek, kadın liderler olarak üstlenebileceğimiz önemli bir sorumluluk.

“Çok yönlü olmak, farklı şapkalar takmak ve çeşitli insanlarla tanışmak, sizi geleceğe taşıyacak en önemli unsurlardan biridir”

Genç kadın liderlere ve kariyerlerini ilerletmek isteyenlere yönelik, kendi deneyimlerimden çıkardığım en önemli tavsiyelerden biri, asla kafalarını kuma gömmemeleri gerektiğidir. İş dünyası dinamik ve sürekli değişen bir ortamdır. Bu nedenle, kariyerinizi sadece mevcut işinizle sınırlı tutmamalı, sürekli olarak kendinizi geliştirmeli ve farklı alanlarda deneyim kazanmalısınız. Çok yönlü olmak, farklı şapkalar takmak ve çeşitli insanlarla tanışmak, sizi geleceğe taşıyacak en önemli unsurlardan biridir.

Genç kadın liderlere söyleyeceğim bir diğer önemli tavsiye, kendilerine güvenmeleri ve kendi değerlerinin farkında olmaları yönünde olacak. İş dünyasında, özellikle kadınlar olarak, zaman zaman önümüze çıkan engellerle karşılaşabiliriz. Ancak, bu engelleri aşmak için kendimize olan inancımızı kaybetmemeli ve her zaman kendi değerimizin farkında olmalıyız. Kendinize güvenin ve başarılarınızı sahiplenin. Unutmayın, sizin başarılarınız sadece sizin değil, aynı zamanda sizi takip eden diğer kadınlar için de bir ilham kaynağıdır.

Amerikalı diplomat, politikacı ve aktivist Eleanor Roosevelt’in, “Yapamayacağınızı düşündüğünüz şeyi yapmalısınız” sözünü çok severim. Kadınlara güçlüklerin üstesinden gelebilmek için moral ve güç aşıladığını düşünürüm her zaman…

Mobil sürümden çık